Rusya’nın PAK-FA Programı kapsamında geliştirmiş olduğu Su-57 savaş uçağı ise 2010 yılında ilk uçuşunu yapmış, elimdeki son bilgilere göre şuan için 14 adet prototip üretimi yapılmış, ABD’nin F-22 ve F-35 savaş uçaklarına karşı kullanılması hedeflenen 5. Nesil savaş uçağıdır. 2020 yılında operasyonel olarak seri üretime geçilmesi ve hizmete girmesi beklenmektedir. Rus Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan Mig-29 ve Su-27 savaş uçaklarının yerini alması beklenmektedir. Çift motorludur ve Thrust Vectoring yani Hareketli İtki sistemine sahiptir. Bu da bu uçağı oldukça çevik bir hale getirmektedir. Supercruise dediğimiz Afterburner (Art yanıcı) kullanmadan ses üstü hızlara ulaşabilme kabiliyetine sahiptir. Uçak Multirole yani çok amaçlı değil safkan bir avcı uçağı rolündedir. Tasarımı ve yapılış amacı düşman uçaklarını vurmak üzerine kurulmuştur. Zaten bu sebeplerle de Hava-Yer görevleri kapsamında fazla bir iddiası bulunmamaktadır.

Su-57’nin boş ağırlığı ise 18 tondur. 35 ton maksimum kalkış ağırlığına, 17 ton faydalı yük taşıma kapasitesine sahiptir. Ayrıca 10 tonluk bir dahili yakıt kapasitesi de mevcuttur. 1500 km’lik bir harekat yarıçapına sahip olduğu söylenen Su-57. Mach 2 yani 2100 km maksimum hıza ulaşabilir. Ayrıca Su-57 supercruise ile Mach 1.6 hıza ulaşabilmektedir. Uçağın mühimmat konseptine gelecek olursak:

Su-57 30 mm’lik bir top sistemine sahiptir. Gövde içinde 6 adet Hava-Hava füzesi taşıyabilmektedir.

Spesifik özellikleri kabaca bu şekilde olan Su-57’nin birim maliyeti ise 50-60 milyon dolar olarak duyurulmuştur.

Bunlara ek olarak Su-57’nin oldukça iyi bir elektronik harp becerisi olduğu söylenmekle birlikte uçağın halen çözülememiş bir motor sorunu vardır. İzdeliye-30 olarak isimlendirilen ve henüz gelişim aşaması tamamlanmamış motorların özellikle uçağın ısıl izini gizlemede istenilen seviyeye gelinmemiş olması Su-57’nin en büyük sorunu olarak kabul edilmektedir. Su-57 için üretilen prototipler şuan, Su-35 tipi savaş uçaklarında da kullanılan AL-41F1 motorları ile uçmaktadır. Su-57’lerin yakında 33.100 librelik itiş gücüne sahip ve ısıl izi yüksek bu motorlar yerine 39.700 librelik itiş gücüne sahip yeni motorlarına kavuşması planlanmaktadır.

Türk Hava Kuvvetleri için bu uçağın nasıl bir önemi olabilir? Tedarik edildiği takdirde Hava Kuvvetlerimizde nasıl bir eksikliği giderebilir/nasıl ekstralar sağlayabilir?

Hemen en başta söylemem gerekiyor ki teknolojik, lojistik ve yazılımsal sıkıntılar her ne kadar bazı takipçilerimize çok basit meselelermiş gibi gelse de maalesef gerçekte çözülmesi hiç de basit olmayan sıkıntılar demek. Bugün Mısır envanterinde faal olarak 4 farklı tipte muharip jet uçağı uçuruyor fakat bu uçakların ne kadar harbe hazır oldukları, bir savaş durumunda ne kadar harbe hazır tutulabilecekleri gibi hayati öneme sahip konular maalesef kimse tarafından merak edilmiyor. Bunu daha iyi anlayabilmemiz için komşumuz Yunanistan’a bakmak da esasen yeterli. ABD yapımı F-16 ile birlikte Fransa yapımı Mirage-2000 kullanan Yunanistan temelde NATO unsuru olan bu iki uçağı farklı üslerde farklı lojistik/bakım hatlarıyla idame etmektedir. Günümüzde NATO unsuru olan iki farklı uçağın dahi aynı üste idame edilmesi tercih edilmezken bunlara taban tabana zıt bir standarda sahip yeni tip bir uçağı hizmete almak, şüphesiz lojistik bir kaosa sebep olacaktır.

haf mirage ile ilgili görsel sonucu

Bunlar işin teknik kısımlarıydı. Öte yandan Su-57 ise safkan bir avcı uçağı olması ve ülkemizde bu sınıftan bir platform olmaması hasebiyle aslında ülkemizde mevcut olan büyük bir eksiği giderebilecek potansiyele sahip. Hava Kuvvetlerimizin şuan da ana vurucu gücünü F-16 uçakları oluşturuyor. Bunlara ek olarak Hava-Kara görevleri için F-4’lerde halen faal olarak kullanılıyor. Fakat yine de görev tanımlarına baktığımız vakit Su-57 kalibresinde veya görevinde bir uçağımız bulunmuyor. Hava-Hava görevlerinin tamamı yalnızca F-16 uçakları tarafından icra ediliyor. Bunun yanında tabii ki Hava-Kara görevlerinde de oldukça sık şekilde F-16 kullanılıyor. Evet, F-16 fiyat/performans konusunda oldukça iyi bir uçak konumundayken gelin gelelim maalesef her zaman tüm isterleri de karşılayamayabiliyor. Bunun en net örneğini şuan can ciğer kuzu sarması olduğumuz Rusya’nın uçağını düşürme olayında gördük. Sınırımıza Su-30 tipi savaş uçakları gönderen Ruslara karşı F-16’larımız maalesef yetersiz kaldı ve ABD’den F-15 tipi savaş uçakları talep etmek zorunda kaldık. ABD söz konusu Ruslar olduğu için bu talebimizi geri çevirmedi ve 6 adet F-15C tipi Hava Üstünlük uçağını İncirlik üssüne konuşlandırdı. Olaylar durulana kadar bizim F-16’larımızla birlikte Amerikan F-15’leri de bizim hava sahamızın güvenliği için devriye uçuşu yaptı. Bu olay ABD’den müttefik olarak yardım gördüğümüz ender olaylardandır. F-16’larımızın Su-30 tipi uçaklara karşı yetersiz kalması aslında bizi farklı düşüncelere itmeliydi zamanında ancak bu konuda somut bir adım atıldığı söylemek mümkün değil.

Su-30 vs F-15 ile ilgili görsel sonucu

Sonuç olarak Teknolojik, Lojistik ve Yazılımsal farklardan kaynaklı ortaya çıkacak sorunları göz ardı ettiğimiz takdirde Su-57 aslında gayet tercih edilebilecek bir uçak durumundayken maalesef gerçek hayatta kazın ayağı hiç de öyle değil. Yani bizim gerçek bir mecburiyet durumu olmadıktan sonra Su-57’yi bir kenara bırakın herhangi bir Rus uçağı aldığımız takdirde belli zorlukları göze alarak bu alımı yapmamız gerektiğini belirtmek lazım.


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

4 YORUMLAR

  1. Sayın Bekçi, yazınız güzeldi, ama belirtmek gerekir ki tek standarda kalmakta çok can yakıcı olmaktadır. Amerika her seferinde bunun bedelini bize ödetmektedir. Lojik, software vs. konulara gelince, artık digital dünyada yaşıyoruz. Bunları idare etmek eskisi kadar zor değil. Çeşitlilik iyidir, borsada bile yatırım yaparken birçok hisseden oluşan sepet yapın diyorlar. Maliyet artar mı? Evet artar, ama kazanımları da düşünün, yeni teknolojiler edineceksiniz, size ambargo koymayı düşünenler iki kere düşünmek zorunda kalacaklar. Yazılımlar uyumsuz bir birleri ile haberleşmez deniliyor, yapmayın bu çağda bir birinle haberleşmeyen sistemin olduğu tamamen safsatadan başka bir şey değildir. Bilişim sektöründe olduğum için söylüyorum. Cihazlar birbiri ile haberleşmez diyen yalan söyler. İyi çalışmalar dilerim.

    • Beyefendi haberleşmeyi sadece telsiz muhaberesi sanıyorsunuz galiba? Link-16 nedir diye bir araştırmanızı tavsiye ederim bir Yazılım Mühendisi adayı olarak. O zaman tekrar bu konuların safsata mı yoksa gerçek mi olduğunu tekrar konuşalım.

      • Konuşalım Sayın Bekçi, karşınızdaki insanları küçümseyerek konuşmayın. Ben aday değil 30 yıldır Bilim Teknolojilerinde çalışan bir insanım, Sizin Link 16 dediğiniz şeyinde ne olduğunu biliyorum API’ lerden oluşan bilgisayar yazılımıdır. Çok daha karmaşık sistemlerde de çalıştık. Özelleştirilmiş ve kısıtlı bir ağ haberleşme bağlantısını da bu kadar büyütmeyin, yeniden tasarlamak uğraştırır mı evet uğraştırır, yapılamaz mı, hayır yapılabilir. Belki yapacağınız şey Link11, Link16, Link22 olmaz da tamamen özelleştirilmiş Link30 olur. Bu iş para ve insan odaklıdır. Dünya da özelleştirilmiş çok daha karmaşık ağlar vardır. Birazda siz araştırma yapın bence, körü körüne bu iş olmaz diyeceğinize.

        • Sayın Dündar öncelikle kimseyi küçümsediğimiz yok bunu bir netleştirelim. Yazdığınız yorumda apaçık bir şekilde “bunlar yalan dolan” minvalinde bir tenkit yapıyorsunuz. Yazıları dikkatli okursanız bunların mümkün olmayan şeyler olduğunu değil “uğraştırıcı ve maliyetli” işler olduğunu anlatmaya çalıştığımızı göreceksiniz. Dışarıdan alınan bir ürünü tüm haklarıyla satın alamayacağımız içinde nasıl bir zorluk yaşayacağımızı belirtmeye uğraş gösteriyoruz. Rusya’dan Su-35 veya Su-57 aldık diyelim. Hadi Rusya kabul etti bizim yerli olarak geliştirdiğimiz Kement’i veya Link-30’u bu uçaklara monte ettik. Peki E-7T’ye monte etmemiz izin verilecek mi? Veya F-16’lara? Bu iş yalnızca para ve insan odaklı değil aynı zamanda politika odaklıdır. İzin almadan müşterek tatbikatta kullanamadığımız F-16’lara yerli data linki bağlamamız en az 10-15 yıl sonra olur benden söylemesi… F-16’larımızın Çin’in J-11’leri ile aynı üste bulunmasına bile izin vermemişti ABD bilmem hatırlar mısınız?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here