Yeryüzünde hiçbir lokasyonun; endüstriyel tesisler ve askeri yerleşkeler de dahil prensipte, uzaydan görünmesinin engellenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla uydu sistemleri askeri amaçlarla kullanıldıkları takdirde başta keşif, gözetleme ve istihbarat görevleri olmak üzere pek çok alanda fırsat kapıları aralamakta, mevcut kabiliyetlerin de geliştirilmesinin önünü açmaktadır. Uydular söz konusu olduğunda havada kalış süresi gibi parametrelerin göz önünde bulundurulması gerekmemekte ve görev yapılan ortamın fiziki sınırlarının olmaması dolayısıyla da esneklik artmaktadır.

Keşif, gözetleme ve istihbarat amaçlı kullanılan elektro- optik faydalı yüklü uyduların, yeryüzündeki hedeflerin tespiti ile takibi açısından iklim olaylarına duyarlılıkları bulunsa da hava araçlarının aksine bu duyarlılık, görev sürekliliğini etkilememektedir. Söz konusu duyarlılığın giderilebilmesi amacıyla da sentetik açıklıklı radar gibi çeşitli çözümlerden yararlanılabilmektedir. Görev profiline etki eden en önemli harici etmen ise yörüngedir.

Uyduların günümüzdeki temel bir kaç askeri kullanım alanı şu şekilde sıralanabilir:

  • Keşif, Gözetleme ve İstihbarat: Gerek barış zamanlarında gerekse de harp durumlarında yeryüzündeki tehditlerin tespit edilerek stratejik planlamanın buna göre kurgulanabilmesi, 21. Yüzyıl’ın silahlı kuvvetleri için bir güç çarpanı olmanın ötesinde, gereklilik haline gelmiştir. Uyduların kullanıldığı bu tür görevlere verilebilecek örnekler; denizlerdeki filo hareketlerinin tespiti, önceden belirlenen hedeflerin konumlandırmalarının yapılması, düşman ikmal hatlarının tespiti, hava üslerindeki hareketliliğin görüntülenmesi ve hasım unsurların ilerlemelerinin takibidir. Sayılan faaliyetler keşif ve gözetleme kapsamına girerken, istihbarat ise bilginin toplanması, işlenmesi, birleştirilmesi, analiz edilmesi ve yorumlanması sonucunda ortaya çıkan nihai üründür.
  • Sinyal İstihbaratı: Uydularla farklı bant aralıklarındaki yayımların tespit edilmesi mümkündür. Bu yayımlar bir hava savunma sisteminin radarından kaynaklanan mikrodalgalar olabileceği gibi, nükleer patlamaların kızılötesi ışınları da olabilir. Uydularla gerçekleştirilecek sinyal istihbaratı görevlerinde, radarın lokasyonunun,  birden fazla uydudan yararlanılarak bulunması mümkündür. Fakat bu görev profilinde kullanılacak uydularla ilgili dikkat edilmesi gereken başlıca husus, hedef bölgeyi tamamen ve sürekli olarak kapsayacak şekilde bir yörüngenin seçilmesidir.
  • İletişim: Uzak bölgelerle kısa sürede iletişim kurabilmek için yaygın şekilde kullanılan iki farklı metod bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi kablolar vasıtasıyla verilerin nakledilmesi, diğeri ise radyo dalgalarından yararlanılmasıdır. İyonosferik yansımanın yüksek yoğunluklu mesaj trafiği için güvenilmez olması dolayısıyla, ikinci seçenekte alıcı ve vericinin haricinde röle istasyonlarına da ihtiyaç duyulmaktadır. Uydu üzerinden kurulan iletişim ise bu röle istasyonu mantığının iz düşümü olup, iletişim uyduları yüksek irtifalara yerleştirilen röle istasyonları gibi çalışmaktadırlar.
  • Küresel Konumlandırma: Hassasiyetleri düşük olan kara konuşlu küresel konumlandırma sistemleri, kapsama alanı açısından da çeşitli sınırlılıklara sahiptirler. Oysa ki hassas küresel konumlandırma sistemlerine en alt düzeyde silah sistemlerinin güdümlenmesinden, operasyonların planlanma ve icrasına kadar askeri harekatların pek çok aşamasında ihtiyaç duyulmaktadır. Bu eksiklikler dolayısıyla da GPS gibi, uyduların kullanıldığı küresel konumlandırma sistemleri askeri açıdan daha verimlidirler. Hem askeri hem de sivil kullanıcılara hizmet eden GPS sisteminin standart konumlandırma sinyallerinden herkesin yararlanması mümkündür. Ancak askeri amaçlı yayın, iki frekansta ve kriptolu olarak gerçekleştirilmektedir. Galileo ile GLONASS da GPS’in muadili farklı küresel konumlandırma sistemleridir.
  • Meteoroloji: Hemen her türlü askeri operasyonda, meteorolojik bilgilere ihtiyaç duyulmaktadır. Çoğunlukla güneş ve yer eş eksenli yörüngeye yerleştirilen meteoroloji uyduları; görülebilir bantta, kızılötesi bantta ve mikrodalga bandında görüntüleme yapmaktadırlar.
  • Yer Ölçümü: Diğer görev tiplerine göre daha az öncelikli olan yer ölçümü ya da diğer adıyla jeodezi çalışmaları, özellikle barış dönemlerinde yoğun olarak gerçekleştirilmektedir.
  • Füze İkaz: Balistik füze tehditlerinin önlenmesi için günümüzde hem uzay sistemleri hem de kara ve deniz konuşlu sensörlerden gelen verilerden yararlanılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen askeri havacılık firmalarından bir tanesi tarafından geliştirilen güncel çözüm göz önüne alındığında sistem mimarisinde; geniş alanların gözetlenmesi ve spesifik bölgelerin incelenmesi için farklı sensörler kullanılmaktadır. Balistik füze tehditlerinin zamana duyarlılığı dolayısıyla, süratli tespit, takip ve karar verme; tehditlerin önlenmesinde hayati öneme sahip olup, bu süreçlerde görev alan en önemli bileşenlerden bir tanesi de uydulardır.
  • Nükleer Faaliyetlerin Takibi: Nükleer patlamaların tespiti amacıyla kara konuşlu ve uzay konuşlu sistemlerden yaralanılmaktadır. Bu sistemler patlamanın gerçekleştiği yeri, patlamanın boyutunu ve verimliliğini belirleyerek, tehditlerin değerlendirilmesinde önemli görevler üstlenmektedirler.

Uyduların yerleştirildikleri yörüngeler, icra edecekleri görevlere göre belirlenmektedir. İletişim uyduları LEO (Low Earth Orbit/ Alçak Yörünge), MEO (Medium Earth Orbit/ Orta Yörünge), HEO (Highly Elliptical Orbit/ Yüksek Oval Yörünge) ve GEO (Geosynchronous Earth Orbit/ Yer Eşzamanlı Yörünge)’ya yerleştirilirken füze ikaz uyduları sadece GEO ve HEO’ya yerleştirilmektedir. Küresel konumlandırma sistemi için ise MEO tercih edilmektedir.

Askeri olarak böylesine geniş kullanım alanları bulunan uyduların tespit, takip ve imhasına yönelik de çalışmalar yapılmaktadır. Bir triad olarak adlandırılabilecek işbu sürecin tespit ve takip aşamasında; kara, hava ve uzay konuşlu sistemlerden yararlanılmaktadır. Süreklilik arz eden bu işlem vesilesiyle mevzubahis uydunun yörüngesi, türü ve operasyonel durumu belirlenmektedir. Tespit ve teşhis edilen uyduların imhasına yönelik olarak ise farklı konseptler bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi füze kullanımıdır. Çin Halk Cumhuriyeti tarafından 2007 yılında yapılan denemede, ülkeye ait bir meteoroloji uydusu başarıyla vurulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri de kendisine ait uyduları vurma denemeleri gerçekleştirmiştir.

Yüksek frekanslı radyo dalgaları veya lazer ışınları kullanan yönlendirilmiş enerji silahlarının uydulara karşı kullanımı da bir başka konsepttir. Yönlendirilmiş enerji silahları dünyadan uzaya tevcih edilebileceği gibi bir başka uzay aracına da entegre edilebilirler. Ek olarak yine uyduların imhasında; robotik mekanizmalar ve çeşitli kimyasallar kullanan uzay araçlarından yararlanılabilmekte ya da gövde gövdeye çarparak da uyduların imha edilebileceği düşünülmektedir.

Gelecekte uyduların askeri olarak uzay ve yer hedeflerine karşı silahlandırılabilecekleri değerlendirilirken; gerek askeri gerekse de sivil nitelikli mikro ve mini uyduların daha yaygın kullanım alanı bulacağına da kesin gözüyle bakılmaktadır. Mikro ve mini uydular birim maliyet, yüksek esneklik, düşük operasyonel maliyet ve uzun görev ömrü gibi pek çok avantaja sahiptirler.


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here