Askeri teknoloji denildiği zaman ülkemizde en çok bilinen fakat yanlış bilinen bir konu olan “Kaynak Kodu” meselesini anlatacağımız bu yazımıza başlamadan önce küçük bir uyarıda bulunmak istiyoruz: Yazıyı okuduktan sonra “bugüne kadar bildiğim tüm doğrular yanlışmış” hissiyatı yaşayabilirsiniz. Bu oldukça normal bir refleks olacaktır.

Yukarıda biraz esprili bir dille anlatmaya çalıştığımız konu esasen oldukça büyük bir öneme sahip. Zira özellikle kaynak kodu konusunda internet aleminde ortaya atılan iddialar, ardı arkası kesilmeyen yalanlar ve pek tabii ki bunların birleşiminden meydana gelen komplo teorileri, ciddi anlamda tüm ülkeyi kapsayan büyük yanılgılara sebebiyet veriyor. Bundan dolayı, daha önce Facebook ve Twitter gibi sosyal medya hesaplarından defalarca kez açıkladığımız bu konuyu, daha kalıcı olması maksadıyla son olarak web sayfamızda bir kez daha açıklamayı uygun görüyoruz.

Bunun içinde ilk olarak “Kaynak Kodu” dediğimiz kavramın tam olarak ne olduğu ve ne işe yaradığı konusunu ele alarak başlayalım.

Kaynak Kodu dediğimiz kavram, yazılımsal içerikli herhangi bir ürünün yapması gereken işlemlerin yapılmasını sağlayan dijital arka plan kodlarıdır. Yani filmlerde dizilerde gördüğümüz kod satırlarından oluşan bir yapı gibi düşünebiliriz. İsmiyle müsemma bir şeydir yani. Zaten öyle zannediyoruz ki herkesin aklında aşağı yukarı böyle bir şey canlanmıştır.

Önemli olan nokta ise bu kodların neye yarayıp neye yaramadığıdır zira asıl olarak kamyonun devrildiği, teknenin alabora olduğu, trenin raydan çıktığı nokta burasıdır.

Kaynak kodu denilen bu olgu, en genel bir anlatım ile örneğin bir savaş uçağının görev bilgisayarında tanımlı olan tüm fonksiyonların yani kanadı hareket ettirme, füze ateşleme, radar ile tarama faaliyeti gibi tüm işlevlerin gerçekleşmesini sağlayan bilgisayar yazılımını oluşturan tüm kodlara verilen genel bir isimdir. Bu kodlar az önce de vurguladığımız gibi örneğin kanat yüzeylerinin hareket etmesine, örneğin bir hedefe kilitlenmeye, örneğin bir hedefe füze ile atış gerçekleştirmeye yarar ve tüm bunların yanında üretici firmanın bu askeri ürün üzerinde sahip olduğu hakları koruma yöntemi olarak da kullanılır. Bu da tabii ki kaynak kodlarının belli koruma yöntemleriyle bu kodlara izinsiz ulaşıma kapatılarak gerçekleştirilir.

Yukarıda da söylediğimiz gibi kaynak kodları gizlenen ve müşteriye erişim izni verilmeyen bir alandır. Tabii burada aslında üretici firmanın tutumu önem kazanmaktadır. Bazı firmalar yaptıkları satışlarda sattıkları ürünlerin kaynak kodlarına erişim izni verebilirler. Fakat örneğin bir Lockheed Martin firması gibi veya Boeing firması gibi tok satıcı olarak nitelendirebileceğimiz büyük şirketler genel olarak bu tür erişim izinlerini vermemektedirler. Bunun sebebi ise ana akım medyada veya askeri teknoloji hakkında güvenilir olarak niteleyemeyeceğimiz kaynaklarda bahsi geçen komplo teorileri değildir.

Bunun sebebini arzu ederseniz bir örnek üzerinden anlatalım: Örneğin ABD’li Lockheed Martin firması tarafından üretilen bir F-16 uçağını ele alalım. Türkiye bu uçağı satın almak istediğini belirtsin ve politik, ekonomik ve askeri anlamda tüm uzlaşılar sağlandıktan sonra satış gerçekleşmiş olsun ve bu uçak Türkiye topraklarına gelmiş olsun. Bu arada satış anlaşması kapsamında Lockheed Martin firmasının Türkiye’ye kaynak koduna erişim izni verdiğini de varsaymış olalım.

Bu noktada Türkiye uçağı teslim aldıktan sonra, istediği zaman uçak üzerinde modifikasyon yapma imkanına da sahip olmuş oluyor. Yani kendi geliştirdiği mühimmatı, kendi geliştirdiği radar sistemini, elektronik harp sistemini, hedefleme podunu, elektronik harp podunu vs. artık hiçbir şekilde Lockheed Martin firmasına sormadan bu uçak üzerine takabilecek yetkiye sahip olmuş oluyor. Bu sadece Türkiye’nin kendi geliştirdiği mühimmat için değil ABD yapımı bir başka mühimmat, bir NATO ülkesinin geliştirmiş olduğu mühimmat veya Rus/Çin tarafından üretilen bir mühimmat da veya başka bir aksam (tabii ki o mühimmatların ve aksamların üreticilerinin de aynı serbestliği sağlaması gerekiyor) olabilir.

Yani Lockheed Martin firması o uçağın kaynak kodunu verdiği anda o uçak üzerinde sahip olduğu çeşitli hakları da vermiş olur ve uçak üzerinden artık tekrar kazanç elde edemez duruma gelir.

İşte kaynak kodu denilen bu olgunun paylaşılmamasının asıl sebebi ise bu ticari kaygılardır. Eğer Lockheed Martin firması F-16’nın kaynak kodunu bizimle paylaşmazsa biz uçağa SOM füzesi takmak istediğimizde doğruca Lockheed Martin firmasının yolunu tutmamız gerekir. Biz uçakları modernize etmek istediğimizde doğruca Lockheed Martin firmasının yolunu tutmamız gerekir. Aselsan tarafından geliştirilen AESA radarı takmak istediğimizde doğruca Lockheed Martin firmasının yolunu tutmamız gerekir… Tüm bunlarda takdir edersiniz ki ücretsiz gerçekleştirilecek işlemler değillerdir ve üretici firma bu tür faaliyetlerden de büyük kazançlar elde etmektedir. İşte tüm bunlardan ötürü firmalar müşterilerine kaynak koduna erişim hakkı vermeyerek sattıkları ürün üzerinden kazanç elde etmeye devam ederler. (Buna rağmen tabii ki bu izinleri veren firmalarda bulunmaktadır. Bu firmalar daha çok “sürümden kazanma” stratejisini benimserler. Bunun yanında askeri ilişkilerin dostane bir tavırda devam ettiği ülkeler arasında da bu tür paylaşımlar yapılabilmektedir. Buna en iyi örnek ABD-İsrail alışverişleridir. Ve son olarak da üretici firmalar ürünlerin kaynak kodlarını para karşılığında da satabilmektedir. Kısaca kaynak kodu paylaşımı kim tarafından kime verileceğine göre değişken parametreye sahip bir konudur.)

Peki, bu kodlar bir şekilde erişilemez veya kırılamaz mı?

Bunun teorik cevabı evet olsa da pratik cevabı bunun çok zor bir işlem olduğu yönünde olacaktır. Şöyle ki; Evet tabii ki %100 koruma sağlayacak bir sistem yoktur, kırılamaz denilen kodlar yoktur ancak bunlar bu işlemin kolay olduğunu göstermez. Amiyane tabirle “facebook şifresi” kırmadığımızın bu noktada altını çizmekte fayda var. Burada 6, 10, 12 veya 18 karakterli bir şifreyi çözümlemekten değil milyonlarca satır, milyarlarca karakterden oluşan bir kod yapısının çözümlenmesinden bahsediyoruz.

Dolayısıyla bu tür bir hack işlemi aylarca hatta yıllarca sürecek bir işlemdir ve gerçekleştirmesi zor olduğu kadar aynı zamanda söz gelimi gerçekleştikten sonra da peşinden bir yığın sorunu da beraberinde getirecektir.

Kaynak Koduna erişmek/kırmak nasıl sorunlar meydana getirir?

Devlet mertebesinde müşterileri olan firmalar değişkenlik gösterebilmekle birlikte genel olarak kaynak kodunu müşterilerine sunmazlar. Bu sebeple satış anlaşmalarında da müşterilerin herhangi bir şekilde kendi başlarına bu tür faaliyetlerde bulunmayacaklarının teminatını isterler ve muhtemelen bunların garanti edildiği bir sözleşme imzalarlar.

Müşteri devletin ise daha sonradan bu sözleşmeleri ihlal etmesi durumunda üretici firmanın uluslararası mahkemelere müracaatta bulunma hakkı olur. Bununla beraber firmanın merkezi olan ülke yani örneğin ABD, size duruma göre çok geniş kapsamlı ambargolar uygulayabilir. Bu da takdir edersiniz ki bir nevi önceden koyulmuş kuralları çiğneyen bu ülke için çok büyük aksaklıklara yol açabilecek olayları meydana getirebilir.

Özetle kaynak kodu, aslen ticari bir maksadı esas almakta ve bunun için kullanılmaktadır. Fakat ana akım medyamızda bu konu maalesef türlü şehir efsaneleri ve komplo teorileri ile öylesine özdeşlemiş durumdadır ki 80 milyonluk ülkemizde hemen herkes bu efsaneleri ve teorileri hiç sorgulamadan adeta bir kültür gibi nesilden nesle aktararak benliğine kazımış haldedir.

Peki, bu şehir efsaneleri ve komplo teorileri nelerdir?

Bu teoriler ve efsaneler temelde üretici ülkelerin sattıkları ürünleri uzaktan kontrol edebileceğine yönelik olarak anlatılagelmektedir. Yani F-16 örneğinden devam edecek olursak ABD bu kaynak kodları sayesinde, istediği zaman bizim uçaklarımızı uzaktan kontrol edebilir, atış sistemlerini devre dışı bırakabilir ve hatta uçağın her türlü aksamını devre dışı bırakarak uçağın düşmesini sağlayabilirmiş…

Öncelikle lafı uzatmadan tüm bunların birer şehir efsanesi olduğunu söylemek isteriz. Bunu bu kadar rahat bir şekilde söyleyebiliyor oluşumuzun sebebi ise bugüne kadar bu konu hakkında oldukça fazla tez üretilmekteyken henüz bu tezlerden bırakın elle tutulur bir oranda doğruluk payı olanı, genel anlamda bugüne kadar çürütülmeyenini bile bulmak oldukça zordur. Bu olaylara bazı örnekler verecek olursak, 6 gün savaşında Mısır’ın uçaklarını yerden kaldıramaması, benzer şekilde Körfez savaşında Saddam’a ait olduğu iddia edilen F-16(!) uçaklarının havalanamaması ayrıca Fransa’dan satın alınan hava savunma sistemlerinin etkisiz hale getirilmesi, Arjantin ve İngiltere arasında cereyan eden Falkland savaşı esnasında ün kazanan Fransız yapımı Exocet füzeleri, Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatı sırasında kendi savaş uçaklarıyla kendi savaş gemisini vurması, yine Türkiye’nin yıllar boyu savaş uçakları ile PKK kamplarını vurmak yerine dağı taşı bombaladığı iddiası, yine Türkiye’nin Yunan uçaklarına ve İsrail uçaklarına ateş etmek istese edemeyeceği çünkü bu uçakların dost olarak görüldüğü efsanesi vs. vs. devamlı olarak bu kaynak kodu konusu ile birlikte gündeme gelmekte ve bu şehir efsanelerinin sözde kanıtları olarak gösterilmekteler.

Şimdi en başta bu olayları irdelemeye başlamadan önce sizlere mantık çerçevesinden bir izahta bulunmaya çalışalım:

İlk olarak bir ülkenin böyle bir şey yapmaya ihtiyacı var mı bunu inceleyelim. Bunun içinde yine ABD, Türkiye ve F-16 üçgeninde devam edelim. Öncelikle ABD kendisine karşı veya istemediği bir operasyona karşı bu uçakların kullanılmasını tabii ki istemeyecektir. Fakat bunu istemediği takdirde bu uçakları öyle uzaktan bir tuşa basarak kilitleme gibi bir efsaneye ihtiyacı var mıdır?

Bunu cevabı tartışmasız bir şekilde hayır olacaktır. Zira bu uçakların üreticisi zaten ABD’dir. Yani söz gelimi kendilerine karşı kullanmaya çalışacağımız F-16 onların üretimidir ve ABD bu uçakların her türlü bilgisine sahiptir. Yani bir F-16 uçağının tüm zayıf yönleri doğal olarak ABD tarafından bilinmektedir dolayısıyla ABD’nin bu uçakları uzaktan kilitleme gibi bir olaya ihtiyacı bile yoktur.

İhtiyacı olmamasının bir diğer etkeni ise yine bu uçakların ABD yapımı olması ile doğrudan ilişkilidir. Yani biz ABD yapımı bir uçakla ABD’yi vurmaya kalksak zaten elektronik / yazılımsal bir müdahaleden önce lojistik olarak uçaklarımız yerden kalkamayacak bir hale gelecektir. Çünkü Türkiye bu uçakların yedek parça tedarikinde yine ABD’ye bağımlı durumdadır. Kısaca ABD yedek parça akışını kestiği takdirde uçaklar kısa süre içerisinde lojistik noksanlık sebebiyle uçamayacak duruma geleceklerdir.

Bunların dışında böyle bir arka kapı yazılımının bugüne kadar hiçbir şekilde resmi olarak tespit edilmemesi, bunu da geçelim böyle bir yazılımın tespit edilmesi halinde ABD’ye olan güvenin potansiyel olarak fazlaca zarar görecek olması gibi konulara ise ilk bölümü daha fazla uzatmamak adına girmiyoruz.

Not: Tabii ki bu kaynak kodlarının içerisinde çeşitli açık kapılar olabileceğini kesin bir dille inkar edemeyiz. Bunu yapabilmek için kaynak kodunun tamamını incelemek ve olmadığını ispat etmek gerekir. Ayrıca anlayabileceğiniz üzere yazıda kaynak kodlarının bahsi geçen işlemleri yapamayacağı gibi bir söylem bulunmamaktadır. Yani ortada teknik olarak mümkün olmayan bir konu yoktur.

Sonuç:

Ülkemizde 7’den 77’ye herkesin bir şekilde duymuş olduğu bu konu aslında anlatıla gelenlerden çok farklı bir içeriğe sahiptir.

Yazımızın ikinci bölümünde yukarıda saymış olduğumuz şehir efsanelerini irdeleyeceğiz ve sözde bize kanıt olarak gösterilen bu efsanelerin ve teorilerin gerçeklerle nasıl çürütüldüğünü göreceğiz.


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

2 YORUMLAR

  1. Ah be güzel Kardeşim senin şehir efsanesi dediğin şeyler keşke gerçekten efsane olsa falkland savaşinda olanlara efsane demek kusura bakma ama geçekten komik o fuzeler nasil birdenbire patlamamaya basladi nasil her atis karavana oldu ? hi şunumu bekliyordun fransadan resmi bi açiklama yaparak evet biz sattigimiz fuzeleri menfaatlerimiz geregi bozduk ve amerikada f 16 lara ambargo uygulayip bi kriz aninda ucamaz hala getiremez bunun icin yillarca ambargo uygulamali ki hala da iranin f 14 leri sikintilari olsada ucmakta 40 yildir ambargo altindalar yazdiklarin hakli oldugun konu 6 gun savaslari ucaklarini kaldiramamalarinin sebebi safliklari denizden gelecek saldirilara karsi onlem almamalari ve ani bi baskinla filolari yok oldu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here