(Bu içerik SavunmaSanayiST.com’a aittir. Kaynak belirtilmeden kullanılması halinde hak talebinde bulunulacaktır.)

ABD ve Türkiye arasında F-35/S400 krizi devam ederken bir diğer tarafta ise Rus basınında yer alan bilgilere göre Rusya’dan arkası kesilmeyen cazip teklifler gelmeye devam ediyor. Yapılan son açıklamalarda ise gündeme bomba gibi düşen bir teklif iddiası daha var. Bu iddia başlıktan da anlayabileceğiniz üzere Su-35 savaş uçağı ile alakalı. Sosyal medyada ortaya atılan iddialara göre, Türkiye’nin ABD’den F-35 alamaması ihtimaline karşı Rusya’nın Su-35 satışı yapmaya hazır olduğu söylendi.

Bizde bu yazımızda sizlere Su-35 Flanker-E’yi tanıtmaya çalışacak ve bilgimiz dahilinde bu uçağın Türk Hava Kuvvetleri için bir alternatif olup olamayacağını yorumlayacağız.

Su-35, daha önce yine Rus Sukhoi firması tarafından üretilen Su-27 Flanker savaş uçağı temel alınarak geliştirilen, 4++ nesil, şuanda Rus Hava Kuvvetleri’nin aktif olarak kullandığı en kabiliyetli savaş uçağıdır. Uçak 2008 yılında ilk uçuşunu yapmış, 2014 yılında ise seri üretime girmiştir. Tek koltuklu ve çift motorlu olan Su-35’ler, açık kaynaklarda yazan bilgilere göre şimdiye kadar 105 adet (3 adedi test amaçlı) üretilmiştir. Uçakların 78 adedi Rus Hava Kuvvetleri için üretilmiş olup aynı zamanda Çin’de 2015 yılında 2,5 milyar dolar karşılığında 24 adet Su-35 siparişi vermiş, 2016 yılında 4 adet, 2017 yılında ise 10 adet teslim almıştır. 2018 yılı içerisinde de 10 adet teslim alacağı söylenmiş olmakla birlikte bu teslimatın tamamlanıp tamamlanmadığı konusunda elimizde bilgi mevcut değildir. Çin ile birlikte ise Endonezya ve Mısır da Su-35 sipariş eden diğer ülkelerdir.

Su-35’ler Thrust Vectoing – TVC yani itki yönlendirme sistemine sahiptir. Bu sayede uçaklar fizik kurallarını zorlayan manevralar yapabilmektedir. Bu da onlara özellikle görüş içi angajman yani it dalaşında muazzam bir avantaj kazandırmaktadır. Bunun yanında uçakta bulunan sensör ve radar sistemleri sayesinde uçak BVR denilen görüş ötesi angajmanda da oldukça başarılıdır.

Su-35’in burun radarı Irbis-E olarak isimlendirilmektedir. Pasif faz dizinli (PESA) olan bu radarın maksimum menzili 600 km olarak belirtilmektedir. Hareketli bir yapıya sahip olan radar 120 derecelik bir tarama açısına sahiptir. Aynı anda 30 farklı hedefi takip etme özelliği olan bu radar 8 farklı hedefe aynı anda kilitlenebilmektedir. Açık kaynaklarda belirtilen bilgilere göre Irbis-E, radar kesit alanı 3 m2 olan hedefleri 400 km’den, 0.01 m2 olan hedefleri ise 90 km’den tespit edebilmektedir. Uçak aynı zamanda kanatlarında ve kuyruk kısmında durumsal farkındalığı artırmak adına farklı tipte başka radarlara da sahiptir.

irbis e radar ile ilgili görsel sonucu

Bu radar sistemlerinin dışında uçakta aynı zamanda IRST (Infra-red search and track) yani kızılötesi tarama ve takip sistemi de yer almaktadır. OLS-35 IRST sistemi sayesinde hedefle arada bulunan mesafe tespiti yapılmasının yanı sıra havada ısıl iz bırakan yani yüksek sıcaklık yayan hava araçlarının da tespit edilmesi mümkündür. OLS-35 sayesinde Su-35 jetleri düşman uçaklarını, bu uçakların pozisyona ve yaydıkları ısıya bağlı olarak 50 km ila 100 km arasında bir mesafeden tespit edebilmektedir. Bu sistem durumsal farkındalık açısından büyük bir avantaj olmakla birlikte henüz gelinen teknoloji seviyesinde mühimmat yönlendirilmesi için kullanılamamaktadır. Yani IRST sensörü ile bir düşman hedefine kilitlenmek mümkün değildir. Ayrıca sistemin bir diğer dezavantajı ise kötü hava koşullarında bu sistemlerin performansının düşmesidir. En büyük avantaj ise F-22 ve F-35 gibi stealth yani düşük görünürlük özelliğine haiz hava araçlarının daha erken tespit edilmesini sağlamaktadır.

Ä°lgili resim

Uçakta yapılan bir diğer iyileştirme ise radar izinin azaltılması için yapılan çalışmalar olmuştur. Bu kapsamda uçağın hava alıklarına, kanopi etrafına ve motor bloğunu kaplayan dış yüzeye RAM denilen radar dalgalarını soğuran madde uygulanmıştır. Bu sayede uçak stealth karakteristiği kazanmış olmasa bile radar kesit alanında küçülme olmuştur.

Ä°lgili resim

Su-35’in en iddialı olan yeteneklerinden bir diğeri ise uçağın sahip olduğu elektronik harp sistemidir. Uçağın kanat uçlarında bulunan ve Khibiny adı verilen bu sistem sayesinde Su-35, düşman uçaklarından veya hava savunma sistemlerinden atılan radar güdümlü füzeleri aldatabilmektedir. Bununla beraber hava savunma sistemlerine, kara konuşlu radarlara, havadan erken ihbar ve kontrol uçaklarına ve de diğer savaş uçaklarına karşı da jamming (karıştırma) etkisi azımsanmayacak seviyede olarak belirtilmektedir.

bom điện tử ile ilgili görsel sonucu

Tüm bunlardan ayrı olarak uçağın günümüz teknolojisine uygun kaska monteli nişangah sistemi (HMCS) ve Link-16 benzeri özellikleri bulunan ve S-108 adı verilen veri bağı (data link) sistemi bulunmaktadır. Uçağın kokpit yapısı ise günümüz modern batı menşeili uçaklarla benzerlik arz etmektedir. Literatürde Full Glass olarak tabir edilen bu yapı ile Su-35 iki adet çok fonksiyonlu ekrana sahip olmuştur. Uçuşla alakalı her türlü veri bu ekranlardan sağlanmaktadır. Ve tabii ki bunun yanında HUD denilen baş üstü ekranı da kokpitte yer almaktadır.

su-35 cockpit ile ilgili görsel sonucu

Bunlar Su-35’in genel kabiliyetleri idi. Şimdi ise dilerseniz biraz da spesifik teknik özelliklerden bahsedelim:

Boş halde ağırlığı yaklaşık olarak 17 ton çeken Su-35, maksimum 34,5 ton ağırlıkla havalanabiliyor. Uçağın dahili yakıt kapasitesi 11,5 ton olarak belirtiliyor. Bu yakıt kapasitesi sayesinde uçak 3600 km menzile ulaşabiliyor. Dahili yakıtın yanında kanat altına takılan 2 tonluk harici yakıt tankları ile ise bu menzil 4500 km’ye kadar çıkabiliyor. Uçağın harekat yarıçapı ise harici yakıt tankları olmadan 1600 km olarak belirtiliyor. Su-35 maksimum 60 bin feet irtifaya yükselebiliyor ve Mach 2.25 hıza ulaşabiliyor. Tek koltuklu ve çift motorlu olduğunu yazının başında da belirttiğimiz Su-35 Flanker-E, AL-41F1S isimli 33 bin libre itiş gücü üreten motorlara sahiptir. Toplamda 66 bin librelik itiş gücü sayesinde uçak Supercruise yani Afterburner (artyakıcı) kullanmadan ses üstü uçuş yapabilmektedir. Aynı zamanda tayyare motorlarının bu kadar güçlü olması sayesinde itki yönlendirmesi kullanarak yapmış olduğu keskin manevralar sonucunda kaybettiği takati kolaylıkla tekrar kazanabilmektedir. Bu sayede uçak havada asılı kalmaktan tutun, kobra manevrasına ve daha sıra dışı birçok manevraya kadar kolaylıkla icra edebilmektedir. Uçağın gövde ömrü 6 bin saat, motorlarının ömrü ise 4 bin saat olarak belirtilmektedir. Uçakta mühimmat yükü için 12 adet yükleme istasyonu bulunmaktadır. Aynı zamanda tayyare 150 mermi kapasiteli 30 mm’lik bir dahili top sistemine sahip olmakla birlikte oldukça geniş bir mühimmat yelpazesine de sahip durumdadır. BVR angajman için yaklaşık 100 km menzilli R-77 füzesi ve it dalaşı için 40 km menzilli R-73 füzesi Su-35’in temel havadan havaya mühimmatlarıdır. Bunların dışında havadan karaya mühimmat olarak ise KAB-500 ve KAB-1500 serisi lazer güdümlü akıllı bombalar kullanılabilmektedir. Uçağın Rusya için birim maliyeti yaklaşık 60 milyon dolar, ihraç modeli ise 80 milyon dolar civarındadır.

Yazımızın buraya kadar olan bölümünde sizlere Su-35 uçaklarını teknik anlamda tanıtmaya çalıştık. Bundan sonra ki kısımda ise biraz da bu uçağın görev tanımından ve Türkiye için bir alternatif olup olmayacağından bahsedelim.

Su-35 Flanker-E, genel olarak bir hava üstünlük uçağı olması için geliştirilmiştir ve yetenekleri de daha çok bu yönde ağır basmaktadır. Uçak sahip olduğu geniş harekat yarıçapı ve uzun havada kalış süresi ile çok iyi seviyede bir avcı rolündedir. Bunun yanında yukarıda da anlattığımız gibi sahip olduğu sensör ve teknolojiler sayesinde gerek görüş ötesi, gerek görüş içi angajmanda rakipleri için oldukça dişli bir rakip konumundadır. Su-35, F-16, F/A-18, F-15, Rafale, EF-2000 ve Gripen gibi batı uçaklarından asla aşağı kalmamakta, bilakis çeşitli üstünlükleri de bulunmaktadır. Bunlarla beraber uçak roket podları ve taşıdığı akıllı mühimmatlarla hava-kara görevlerini de belli bir seviyeye kadar icra edebilmektedir.

Bunun dışında yazıda belli aralıklarla vurguladığımız üzere 3 boyutlu bir itki yönlendirmesi ve güçlü motorları sayesinde tayyare şuan dünyanın en iyi manevra kabiliyetine sahip tayyaresi olma unvanına sahiptir. Bunun yanında uçağın ivmelenme kabiliyeti de çok iyidir. Bu sayede uçak ani yavaşlama ve ani hızlanma gerçekleştirebilmektedir. Bu da özellikle bir hava muharebesi için maksimum hızdan çok daha önemlidir zira örneğin karşıdan gelen bir füzeden kaçmak için keskin bir dönüşle geriye döndüğünüzde yani füzeyi saate göre 6 yönünüze aldığınızda takatiniz çok düşük seviyeye düşmüş olacaktır. İşte bu noktada ivmelenme kabiliyeti büyük önem taşımaktadır. Uçağın kaybettiği takati hızlıca yeniden kazanması ne kadar kısa sürede olacaksa o kadar iyidir.

pakistan air force hassan siddiqui ile ilgili görsel sonucu

Özetle Su-35 sahip olduğu kabiliyetlerden ötürü düşmanlarının karşılaşmak istemeyeceği bir uçaktır.

Peki bu uçağın hiç mi dezavantajı yoktur? Tabii ki her uçakta olduğu gibi bu uçakta da çeşitli dezavantajlar bulunmaktadır. Bunlardan en göze batanı ise uçağın F-35 ve F-22 gibi 5. Nesil uçaklara karşı etkisiz kalmasıdır. Ya daha doğrusu etkisiz kalacağının öngörülmesidir de diyebiliriz. Neticede uçaklar şimdiye kadar gerçek bir savaş ortamında karşı karşıya gelmediler lakin yine de teknik veriler ışığında %100 doğru olmasa bile doğruya yakın yorumlar yapmak mümkün. Su-35 her ne kadar gelişmiş radar ve sensör sistemlerine sahip olsa da şuan açıklanan teknik verilere bakacak olursak, bu uçağın F-35 gibi hem radar dalgaları konusunda hem de ısı dalgaları konusunda amiyane tabirle “çevresine renk vermeyen” bir uçağı tespit etmesi çok zordur. Buna karşılık ise F-22 veya F-35 gibi uçakların stealth karakteristiği olmayan bu uçağı tespit etmesi ise çok kolaydır. Dolayısıyla birebir karşılaştırma yapıldığı takdirde F-22 ve F-35 gibi 5. Nesil uçakların “normal olarak” Su-35’e karşı üstünlük sağlayacağını söyleyebiliriz. (Ancak olurda bu uçakların Su-35 ile bir şekilde it dalaşına girdiğini düşünürsek bu defa da Su-35 inanılmaz şekilde avantajlı duruma geçeceğini belirtmiş olalım.)

f35 radar signature ile ilgili görsel sonucu

Bir diğer dezavantaj ise jetin gövde ömrünün kısa olmasıdır. 6 bin saatlik bir uçuş ömrü çeşitli kaynaklarda 20-30 yıla tekabül eder şeklinde açıklanmış olsa da örneğin Türkiye gibi savaş uçaklarını yoğun şekilde kullanan bir ülke için bu hesaplar yanlış olacaktır. Nitekim F-16 uçaklarımızın bir kısmı henüz yaklaşık 20. yılındayken 8000 bin saatlik uçuş ömrünün büyük bir kısmını doldurmuş ve yapısal modernizasyonlar ile bu ömür 12 bin saate çıkarılmıştır. Dolayısıyla 6 bin saatlik uçuş ömrü uçaklarına yoğun şekilde mesai yaptıracak ülkeler için oldukça kısa bir süre olacaktır.

Son olarak Türkiye’ye F-35 verilmediği takdirde Su-35 bizim için alternatif olabilir mi bunu irdeleyelim.

Öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor ki F-35’in dünyada tam anlamıyla bir muadili yok çünkü muadil demek bu noktada F-35’in yapabileceklerinin tamamına yakınını yapabilecek, özellikleri ve kabiliyetleri aynı olacak bir uçak olması gerek demek. Dolayısıyla şuan Su-35’i bir kenara bırakıp dünyada da ki diğer uçaklara bakacak olursak hiçbiri F-35’in sahip olduğu yeteneklere tam anlamıyla sahip olmadığı için hiçbiri de F-35’e tam anlamıyla muadil olamaz. İşte bunlardan ötürü Su-35 de F-35 için bir alternatiften ziyade F-35 olmadıktan sonra yapılabilecek bir tercihlerden biridir sadece.

Teknik anlamda madalyonun diğer yüzünde ise uçakların geliştirilme amaçları ve dolayısıyla görev tanımları da belirgin farklar içermektedir. F-35 hava kara ağırlıklı çok amaçlı bir savaş uçağıdır. Asli görevi derin taarruz yapmaktır. Su-35’in amacı ise belirlenen bir hava sahası içerisinde bulunan düşman uçaklarını vurmak veya alanın dışına atıp orada tutmak ve o alanda ki hava üstünlüğünü ele geçirmektir. Yani anlayacağınız üzere görev tanımı olarak da Su-35’in F-35 yerine geçmesi mümkün değildir.

Fakat tüm bunlara rağmen Türkiye F-35’leri alamazsa ve yeni uçak tedarikini Rusya’dan yapmaya karar verirse bu iş için en uygun platform Su-35 olacaktır. Zira bu konuda herkes Su-57’nin tercih edilmesi ve ortaklık teklif edilmesi gerektiğini savunsa da Su-57 henüz teknik aksaklıklardan ötürü seri üretime geçememiş ve en azından bir müddet daha geçemeyecek bir platformdur. Yani Su-57 demek Türkiye için bir macera demektir ki Türkiye’nin şuanda maceradan ekseriyetle uzak durması gerekmektedir. Bu yüzden Su-57 yerine kendini kanıtlamış bir tayyare olan Su-35’in tercih edilmesi daha doğru olacaktır. Tabii bu noktada ortak üretim, lisanslı üretim gibi konular da masaya yatırılmalıdır. Bu konu hakkında detaylı düşüncelerimizi “F-35 ambargosuna karşı neler yapılabilir? – 2” başlıklı yazımızda paylaşmıştık.

Sonuç:

Su-35 oldukça gelişmiş, çok faydalı kabiliyetleri sahip, kullanıcı hava kuvveti için caydırıcı niteliği olan bir savaş uçağıdır. EF-2000, Rafale ve F-15 gibi kendi klasmanı içinde Batı’nın en modern uçaklarından eksiği bulunmamaktadır. Bu sebeple şayet F-35 yerine bir Rus uçağı tercih edilecekse bu uçağın Su-35 olmasında herhangi bir beis yoktur. Yalnızca F-22 ve F-35 gibi 5. nesil uçaklara karşı zafiyeti olduğu değerlendirilmektedir ki bu da nesil farkından dolayı gayet kabul edilebilir bir durumdur. Kısaca Su-35’i F-35 ile mukayese etmek doğru bir yaklaşım olmamakla birlikte mecbur kalındığı bir durumda Su-35 gayet iyi bir tercihtir.


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here