Yüzlerce yıldır askeri olarak kullanılan barut, yavaş yavaş alternatifsiz olmaktan çıkarken, yönlendirilmiş enerji teknolojileri, barut da dahil kimyasal enerji temelli sistemlerin tahtını sarsmaya başlıyor. Bu teknolojilerin muharip amaçlarla gelecekte kullanımına kesin gözle bakılsa da, kimyasal enerji ile çalışan sistemlerle birlikte mi kullanılacakları yoksa onların halefi mi olacakları konusu tartışıla geliyor. En nihayetinde, şu ana kadar kesinleşen tek şey ise söz konusu geçiş sürecinin, dumansız baruttan daha radikal bir devrim olacağı.

Günümüzde Türkiye de dahil, savunma sanayii alanında iddia sahibi olan pek çok ülke, muharip amaçlarla lazer sistemlerinin kullanımı üzerine Ar-Ge çalışmaları gerçekleştiriyor ve saha testleri yapıyor. Henüz, Ronald Reagen’ın tasavvur ettiği konseptlere göre mütevazi kalsalar da lazer sistemleri, sinema filmlerinden muharebe sahasına geçmeye daha önce hiç olmadıkları kadar yakınlar. Kısa vadede lazerler askeri açıdan, telemetri yahut hedef işaretleme gibi konulardan daha fazla anlam ifade eder hale gelecekler.

Sahip oldukları avantajlar sayesinde, gelecekte muharebe sahasında önemli yer edinmeleri muhtemel olan lazer sistemleri, kullanıcılarına şu imkanları tanıyacak: mühimmat süratinin bir sorun olmaktan çıkması, uzak mesafelerdeki hedeflere angajman sağlayabilme, çevresel hasar problemini minimuma indirme, aynı lazer sistemi ile farklı hedeflere farklı oranlarda hasar verebilme, yeniden angajmana girme süresini kısaltma, düşük atış maliyeti, atışa hazır mühimmat kavramından kurtulma, düşük lojistik destek ihtiyacı ve esnek tasarım.

Geride bıraktığımız dönemde lazer silah sistemlerinin kara, deniz ve hava araçlarına entegrasyonlarına yönelik, dünya genelinde pek çok çalışma gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar sonucu, lazer sistemlerinin kısa sürede operasyonel olması beklenen alanlar arasında askeri gemiler başı çekiyor. Henüz lazer sistemleri, efektif şekilde seyir füzesi ve balistik füze gibi hedefleri etkisiz hale getirebilecek teknolojik olgunluğa ulaşamamış olsalar da;

  • İnsansız hava araçları (İHA),
  • Füze aracıyı başlıkları,
  • ISR (Intelligence, Surveillance and Reconnaissance/ Keşif, Gözetleme ve İstihbarat) sistemleri,
  • Roketler,
  • MANPADS (Man- Portable Air- Defense System/ Tek Personel Tarafından Taşınabilir Hava Savunma Sistemi) füzeleri,
  • Havan mühimmatları,
  • Yüzeydeki deniz mayınları ve
  • Topçu mühimmatları

gibi hedeflere karşı, etkin şekilde kullanılabilecekleri düşünülüyor. Tüm bunların yanı sıra havadan satha ve havadan havaya kullanım da sektörün gündeminde yer alıyor. Bu çözümlerin, insanlı muharip jet uçaklarına karşı İHA’ların elini bir hayli güçlendireceği değerlendiriliyor.

Ayrıca düşük çevresel hasar kabiliyetleri ve cerrahi seviyedeki hassasiyetleri sayesinde; yakın hava desteği görevlerinde, yüksek güçlü lazer sistemleri yeni ufuklar açacağa benziyor.

Ancak tam bu noktada belirtmek gerekir ki yüksek güçlü lazer sistemleri ile insan hakları tabanında süregelen çeşitli tartışmalar da mevcut. Hatta farklı hukuki düzenlemeler, devletlerarası anlaşma boyutunda şimdiden yapılandırılmaya başlandı. Kritik bir teknoloji olarak görülen lazer sistemlerinin hem kendilerinin hem de komponentlerinin, uluslararası ticaret yoluyla edinilmesi yakın gelecekte ciddi bir kontrol rejimine tabi olacak.

Lazer silah sistemleri, son zamanlarda ciddi bir sıçrama yapmış olmasına karşın, geliştirilen konseptlerin gerçekleşmesi adına aşılması gereken belirli eşikler mevcut. Bunlar arasında; lazer gücünün arttırılırken hacim ile ağırlığın azaltılması ve stabilizasyon sistemlerinin yeterli hassasiyette angajman sağlayacak seviyeye çıkartılması bulunuyor.

Ülkemizde, lazer silah sistemleri alanında yapılan faaliyetler, diğer projelerde olduğu gibi T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı yol göstericiliğinde yürütülüyor. YGLS (Yüksek Güçlü Lazer Sistemi) adını taşıyan, birden fazla kuruluşun görev aldığı projenin haricinde; Ermaksan, ASELSAN ve  TÜBİTAK BİLGEM’de müstakil çalışmalar icra ediliyor. Mevcut projeler arasında, 20 kW ile en yüksek güce sahip olan YGLS, alt sistem bazında yerlileştirme açısından da büyük önem arz ediyor.

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in beyanatına göre; lazer silah sistemleri ve elektromanyetik fırlatma sistemleri için önümüzdeki dönemde birer mükemmeliyet merkezi kurularak, firmaların mevcut kabiliyetlerinin buralarda toplanması planlanıyor.

Savunma Sanayii Başkanlığınca daha önceden duyurulan hedeflere paralel olarak Cumhurbaşkanlığının hem I. 100 Günlük İcraat Programı’nda hem de II. 100 Günlük İcraat Programı’nda, lazer silah sistemleri ile ilgili şu maddelere yer verilmişti:

  • “Lazer Silah Sistemi geliştirilmesine yönelik ihtiyaç analizinin tamamlanması”

(I. 100 Günlük İcraat Programı – Savunma Sanayii Başkanlığı)

“Lazer Mükemmelliyet Merkezi idari yapısının kurulması, Lazer Silah Sistemi geliştirilmesine yönelik program modelinin belirlenmesi”

(II. 100 Günlük İcraat Programı- Savunma Sanayii Başkanlığı)

Özetle, takip eden değil takip edilen olmak üzere çalışmalarına devam eden Türk savunma sanayii, güvenlik güçlerimiz ile dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçlarının karşılanması için çalışmalarını, lazer sistemlerini de kapsayacak şekilde, büyük bir kararlılık ile sürdürüyor.


Kaynak: Vizyoner Genç     (Vizyoner Genç, Savunma Sanayii Akademi Projesidir.)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here