1990’lı yılların başında başlayan ve 2000’li yılların sonlarına kadar devam eden 20 yıllık süreçte asimetrik harbin ortadoğuda şiddetle hissedildiği yıllarda anti-tank füzelerinin zırh teknolojisine oranla öne geçmesinden dolayı özellikle korunma açısından tank dünyasında büyük devrimler gerçekleşti.

Bunlardan şüphesiz en önemlisi aktif koruma sistemleridir. Birinci sınıf aktif koruma sistemlerinin (AKKOR, Trophy-HV, Iron Fist, Afghanit, ARENA gibi) yapılan testlerde güdümlü ve güdümsüz mühimmatlara karşı en zor şartlar altında %90’dan fazla başarı yakalamasından sonra yavaş yavaş bu mücadelede ibre anti-tank füzelerinden tanklara doğru kaymaya başlamıştı.

Aynı zamanda reaktif zırh teknolojisinde de önemli kademeler kaydedilmeye başlanmıştı. Özellikle Rusya’nın Advanced Relikt ve Malachit ERA’ları (Explosive Reactive Armor, patlayıcılı reaktif zırh) HEAT (High Explosive Anti-Tank) başlık taşıyan anti-tank füzelerine karşı füze ile temas anında genleşmeye başlayarak hem geçici zırh etkisi oluşturuyor ki bu şekilde füzenin delmesi gereken miktarı 700mm’ye kadar arttırabiliyor hem de eğer füze tandem başlıklı olmayıp tek bakır koniden oluşuyorsa direk füzeyi genleştikten sonra patlatarak imha ediyordu. Rusya’dan sonra İsrail’de önce ERA’larda daha sonra NxRA’larda (Non-Explosive Reactive Armor) önemli mesafeler almıştı. ABD’de biraz geriden gelse de bu konuda tıpkı Rusya ve İsrail gibi bir başka yeniliğe imza atarak anti-tandem çift başlıklı füzeleri durdurabildiğini iddia eden silindirik ERA’larını tanıttı. Rus Relikt’leri ve İsrail NxRA’ları kendini muharebe ortamında kanıtlasa da ABD’nin ilk olarak geliştirmiş olduğu silindirik ERA’lar şu ana kadar sahada denenmediğinden dolayı hala bir iddiadan öte geçmiş değil fakat teoride durdurabileceğini ABD birçok kez belirtti.

Aktif ve reaktif korunmada tank dünyası büyük ilerlemeler kaydedince anti-tank füze teknolojisi yeni arayışlar içerisine girmeye başlamasına rağmen tankların önemli bir problemi bulunmaktaydı. FGM-148 Javelin, SPIKE ve ROKETSAN tarafından geliştirilmekte olan Karaok füzeleri gibi tankın en zayıf bölümünü hedef olarak seçen ve tank mürettebatına rahatlıkla ulaşabilen füzeler tanklar için en büyük tehdidi oluşturuyordu. Rusya bu füzelere karşı T-90M ve T-80 BVM tanklarının tavan kısmını da Relikt ERA ile donatırken İsrail, Merkava Mark-4 tanklarının tavan bölümünü de tamamen ERA blokları ile kapattı. Aktif Koruma Sistemleri’ni bu füzelere karşı defalarca test eden ABD, Trophy-HV ve Iron Fist gibi İsrail menşeili sistemlerin yeterli olduğunu görerek tankı daha fazla ağırlaştıracak olan ek reaktif zırh eklemesine yanaşmadı. Aktif Koruma Sistemleri, Javelin gibi füzelere hatta helikopterden ateşlenen füzelere karşı dahi yüksek engelleme yapabilmekte ve gün geçtikçe başarı oranı artmaktadır. En büyük tehdit olan Javelin gibi füzeler de artık tehdit olarak sayılmayacak duruma geldikten sonra tanklar günümüzde anti-tank füzelerine üstünlük sağlamış durumda. Tabiki ERA ve Aktif Koruma Sistemleri gibi önlemleri aldıktan sonra.

Pasif korunma yani zırh olarak da ısıya dayanıklılığı oldukça yüksek olan seramik zırhlar, günden güne gelişti ve anti-tank füzelerinin oluşturduğu yüksek ısıya karşı dayanıklılık göstererek mürettebatı koruyabiliyordu. Özellikle ABD tarafından kullanılan aynı zamanda nükleer atık olan seyreltilmiş uranyum, İsrail tarafından NxRA zırhlarda kullanılan serametler (seramik ve metallerin HIP ile sinterlenmesi ile genellikle oluşturulan malzeme), Leopard 2A7 tanklarında kullanılan bor-karbür ve alümina gibi serametler hem HIP ile sinterlenerek yüksek balistik mukavemet kazanıyor ve zırh delici sabot mühimmatlara karşı önemli bir dirence sahip oluyor hem de ısıya dayanıklılıkları ile anti-tank füzelerini durdurabiliyorlar. Tüm bu gelişmelerin ardından tankların en önemli problemi olan anti-tank füzeleri, artık gereken önlemler alındığı taktirde bir sorun olmaktan çıktığına göre tank dünyası diğer önemli sorunlar ile ilgilenebilirdi.

65 ton bile oldukça fazla olmasına rağmen Merkava Mark4, Challenger2, M1A2 SepV3 gibi tanklar 70 tonu aşmış bulunmaktaydı ve bu durum tankların zorlu araziler karşısında hareket kabiliyetini oldukça azaltıyordu. Aynı zamanda dolum işlemini yapan mürettebatın muharebe ilerledikçe yaşadığı yorulma problemi tanklar için önemli bir sıkıntıyı oluşturuyordu. Bir diğer önemli problem ise tankların en korunaklı bölgelerini 120mm’lik toplar delemez olmuştu. En büyük sorun ise tankların kule bölümünün zayıf kısımlarından alacağı her isabet kesin ölüm demekti. Tüm bu sorunlar irdelendiğinde çözüm olarak bir reçete yazılmış ve tank dünyasının devleri çalışmalara başlamıştı.

Bu reçeteye bakacak olursak; İnsansız kule, otomatik doldurucu (Günümüzde Leclerc, K2, Type-10 gibi tankların doldurucularının yaşadığı elektronik ve mekanik problemlerin çözülmesi amaçlanmaktadır.), 140mm’lik top ve ortalama 10 tonluk bir ağırlık azaltımı (otomatik doldurucu ve insansız kuleye geçildiği anda önemli bir ağırlık kaybı yaşanarak bu sorun direk çözülebilmektedir.). Tek tek bu reçeteyi uygulamaya koymaya çalışan ülkeleri ve projelerini inceleyerek geleceğe dair verdikleri mesajları incelemek istersek;

Rusya

Rusya, T-14 Armata tankını 20’den fazla üreterek bu alanda en somut adımları atan ülke olarak gözümüze çarpıyor. İnsansız kuleye sahip ilk ana muharebe tankı olan T-14 Armata tankı; 55 ton ağırlığında, birçok problemden arındırılmış yeni otomatik doldurucuya sahip, İnsansız kulesi ile mürettebatını güvene almış durumda ve 152mm’lik 2A83 topunu da kullanabilmektedir. 152mm’lik tank topu denemelerinde başarısız olsa da Rusya, istenildiği taktirde kullanılabileceğini belirtmektedir.

Öncelik olarak eski tankların modernizasyon ihtiyacının daha önemli olduğunu dile getirerek kısa bir süreliğine Armata üretimini durduran Rusya, modernizasyon çalışmalarının büyük oranda tamamlanacağı 2020’nin sonlarında tekrar üretimi açmayı planlıyor. Her ne kadar bahane olarak modernizasyonlar gösterilse de T90MA tankının birim fiyatı 2.5 milyon dolar iken Armata tankının 4 milyon dolardan fazla. 2000 adetlik bir üretim hedefinden bahsedildiğini ve Rusya’nın yaşadığı ekonomik sıkıntıları göz önüne aldığımızda bu tarihin 2022 yılını bulacağı söylenmektedir.

Oldukça sağlam gövde zırhına sahip olan Armata tanklarında mürettebat, gövdenin içerisinde bulunan özel malzemelerden yapılmış bir kapsülün içerisinde bir arada bulunmaktadır. Fakat taret zırhı günümüz tanklarına oranla çok zayıf olmasından dolayı tarete gelecek 120mm’lik bir sabot mühimmatının, topu hatta tareti tamamen devre dışı bırakabileceği düşünülmektedir. Armata’nın konsept olarak oldukça başarılı fakat sahada karşılaşılması yüksek ihtimal olan sorunlar karşısında başarısız olacağı düşüncesi özellikle üretimde yaşanan aksaklıklarında meydana gelmesinden sonra günden güne artmakta ve Rus halkında tedirginlik yaratmaktadır.

Fransa

AMX-56 Leclerc ana muharebe tankını adeta gurur meselesi haline getiren Fransa, özellikle otomatik doldurucusunda yaşanılan elektronik problemlere uzun bir süre çare bulamamış olsa da günümüzde büyük oranda çözmüş bulunmaktadır ve bu problemler karşısında en çok ilerlemiş devlet olarak öne çıkmaktadır. Oldukça hafif, üstelik asimetrik harp tankı olan Leclerc, geleceğin tanklarına aktif olarak kullanılan tanklarda en yakın tanktır. Oldukça pahalı olması ve sorunlu bir tank olarak da aynı zamanda bilinen Leclerc tankının 140mm’lik topa sahip deneysel Leclerc Terminatör modeli de bulunmaktadır. Fransız yetkililer, insansız taretin yaşayabileceği problemleri düşünerek Terminatöre modelinde çalışmalarına devam etmektedir. Fransız muhalefeti tarafından sıklıkla dile getirilen Terminatör, 26 milyon dolara yakın maliyeti ve yaşadığı problemler ile 140mm’lik topa geçmenin mantıksız olacağını adeta tüm dünyaya göstermektedir. Fransız muhalefet medyası tarafından defalarca dile getirilmesinden sonra Leclerc Terminatör’e harcanan kaynak azaltılmış ve çalışmalarda hız kesilmiştir.

Amerika Birleşik Devletleri

Abrams tanklarının 2070’li yıllara kadar hakim olacağını dile getiren ABD, gelecek konusunda hiç acele etmemesiyle dikkat çekmektedir. M1A2 SEP modernizasyonlarına bir yenisini daha 2017 yılında ekleyen ABD, SepV4 modernizasyonun da 2021 yılında ilk defa bir tanka uygulanacağını açıklamıştı. Rusya gibi ilk olarak eski tanklarının modernizasyon ihtiyacına cevap vermenin daha mantıklı olduğunu düşünmektedir. M1A1 tanklarının yavaş yavaş M1A2 SepV3 yükseltmesini yapan ABD, aynı zamanda XM1A3 çalışmasına da sahiptir.

XM1A3

Zırh olarak seyreltilmiş uranyum kullanımı dünya tarafından çok tartışılan bir konu olmasına rağmen XM1A3’te daha yoğun olarak kullanıldığı açıklanan raporlarda dikkat çekmektedir. Yüksek balistik mukavemete sahip olması ve ısı dayanımının da oldukça yüksek olması bir vazgeçilmez olarak görülmektedir. Otomatik doldurucu üzerine deneysel çalışmalar yürütülmektedir. XM1A3 tankında otomatik doldurucunun kesinlikle olması gerektiğini, bu şekilde kazanılacak olan ağırlığın daha ağır bir zırh yapabilmek için önemli bir adım olduğunu düşünmektedirler. 140mm’lik top çalışması da XM1A3’ün yürütülmekte olsa da Amerikalı yetkililer Fransa’nın yaşadığı sorunları ve başarısızlıkları dile getirerek 120mm’den vazgeçilmemesi gerektiğini, onun yerine mühimmatlarda ve 120mm’lik top üzerinde geliştirmeler yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Uzunca bir süre deneysel olarak kalacak olan M1A3, otomatik dolduruculu, pasif korunması oldukça yüksek, 120mm’lik topa sahip olarak karşımıza en az 10 yıl gibi bir sürenin ardından çıkacak gibi duruyor.

Türkiye

ALTAY tankında yeterince gecikmenin yaşandığının farkında olan yetkililerimiz ALTAY T3 modelinde insansız kuleye geçileceğini açıklamışlardı. İnsansız kuleye geçebilmek için kesinlikle otomatik doldurucuya da geçilmesinin gerekliğinin farkında olmamız gerekmektedir. K2 tankı üzerinden geliştirilen ALTAY tankında ilk etapta K2 tanklarındaki gibi otomatik doldurucu sistemi, TSK’nın istekleri doğrultusunda kullanılmamıştı. T3 modeline geçileceği zaman tekrar Güney Kore’den teknik destek alınarak birçok ülkeden çok daha hızlı bir şekilde geleceğe dair adaptasyonları ALTAY tankına kolaylıkla uygulayabiliriz. İnsansız kule sistemi ise bize şimdilik oldukça uzak bir kavram olsa da 2 temel problemden diğeri olan otomatik doldurucunun çok daha kolay halledilebileceği göz önüne alarak insansız tarete yoğunlaşıp ALTAY tankında yaşadığımız gecikmeleri yaşamayarak rakiplerimizi bu sefer yakalayabilmemiz gerekiyor.

Almanya

Leopard 2A7 tankıyla dünyanın en iyisini üreten ve tank dünyasında tartışmasız en iyi olarak görülen Almanya ise sessizliğini geçtiğimiz günlerde bozdu. Fransa ile ortak tank üretmek için masaya oturdu. Avrupa ordusunun kurulmasının ilk adımlarından birisi olarak görülüp politik bir adım olduğu düşünülse de Almanya’nın tank konusundaki birikimleri ve geleceğin tankları adına Fransız vermiş olduğu mücadele bir araya geldiğinde ABD ve Rusya’nın uzun zamandır elle tutulur çalışmaları olmasına rağmen çok daha hızlı ve çok daha iyi bir tank ortaya çıkabilmesi içten bile değil. Sadece masada konuşulmasına rağmen yaşanan bu heyecana baktığımızda eğer ki anlaşma sağlanıp ortak bir tank çıkarılırsa tank dünyasında bir devrim yaratacağı kuşkusuz.

Sonuç:

Özetle anti-tank füzelerinin arayış içerisine girmesi tank dünyası için başka önemli sorunlara vakit harcayabilmek için fırsat yaratmış durumda. Proje aşamasında olan, deneysel çalışma niteliğinde olan tankları inceleyerek geleceğe dair bir ışık aradığımız bu yazımızda geleceğin tanklarının daha hafif, daha çevik, aktif ve pasif korunması yüksek, reaktif korunmaya sahip, otomatik doldurucuya sahip hatta sorunlar çözülebilirse (ki pek ihtimal verilmiyor) 140mm’lik daha büyük toplara sahip olacağının ipuçlarını görebilmekteyiz. Ülke olarak bu çalışmaların farkında olduğumuzu da ALTAY T3 modeli ile göstermiş olsak da daha çok çalışıp ALTAY da yakalayamadığımız rakiplerimizi geleceğin konseptinde yakalamamız gerekmektedir.


Yazar: Yusuf Metin          Kaynak: SavunmaSanayiST.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here