(Bu içerik SavunmaSanayiST.com’a aittir. Kaynak belirtilmeden kullanılması halinde hak talebinde bulunulacaktır.)

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Bir hava saldırısı nasıl yapılır” başlıklı yazımızda sizlere konvansiyonel bir savaşta yaşanacak safhaları anlatmaya çalışmıştık. Yazımızın sonunda bu yazıya ikinci bölüm olma niteliği taşıyacak bir başka yazı daha yazacağımızı ve bu yazı ile size uygulamalı olarak bu safhaların nasıl işleyeceğini göstereceğimizi söylemiştik.

Bugün ki yazımızda ise hayali bir senaryo dahilinde savaş halinde olan iki ülkeden birinin diğerine karşı düzenleyeceği bir baskın harekatını simüle edeceğiz. Başlamadan önce bunun “uydurulmuş” bir hikaye olduğunu tekrar hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Öncelikle savaş içine sokacağımız iki ülke belirlememiz gerekiyor. Senaryomuzda bu iki ülkeyi Türkiye ve Yunanistan olarak kabul ediyoruz ve hikayemize başlıyoruz:

türkiye vs yunanistan savunmasanayist ile ilgili görsel sonucu

“…Kısa bir zaman önce birbirlerine savaş ilan eden iki ülke küçük çaplı hava savaşları ve birbirlerine karşı cılız saldırı girişimleri dışında yüksek yoğunluklu bir çatışmaya henüz girmemişti. NATO ve AB’nin araya girip savaşı sonlandıracağını ümit eden Yunanistan, ekonomik kriz içerisinde olduğu için zaten yüksek yoğunluklu çatışmalara girmekten kaçınıyor, daha çok vur kaç taktiği uyguluyordu. Türkiye ise yerli ve milli savunma sanayisi sayesinde askeri anlamda büyük avantaj içerisindeydi. Bu avantajını da başlarda kısıtlı olarak da olsa çekinmeden kullanıyordu. Henüz iki ülke birbirini tartma aşamasındaydı da diyebiliriz.

Türkiye, İzmir şehrinin batı yakalarından birkaç adet BORA füzesini Yunanistan ana karasına doğru fırlatmış ve hem bir nevi gözdağı vermek istemiş hem de özellikle Yunan Patriot hava savunma sistemlerinin bu füzelere karşı olan etkinliğini ölçmek istemişti. Aynı zamanda benzer bir faaliyeti SOM füzeleri ile de gerçekleştirerek bir nevi yerli ve milli silahlarını savaş ortamında test ediyordu.

Bu durum bir müddet böyle devam etti. İki ülkenin kara ve deniz gücü de henüz tam anlamıyla karşı karşıya gelmemişti. Türkiye savaş ilanı yapılır yapılmaz hemen Ege’de bulunan ve kendi anakarasına yakın olan adalarda ki askeri yerleşkeleri ve radar statülerini imha etti. Dünya kamuoyunun tepkisini çok çekmemek için alenen bir ele geçirme girişiminde bulunulmamış, henüz adalara asker çıkarılmamıştı.

Savaş ilanının yakın olduğu sezildikten sonra Rusya’dan sipariş edilen S400 sistemleri yoğun talep sonucu alel acele teslim edilmiş ve Ege bölgesini koruyacak şekilde ilgili noktalara konuşlandırılmıştı. Bunlardan en önemlisi Çiğli 2. Ana Jet Üssüne konuşlandırılan sistemlerdi. Ege’yi boydan boya kaplayan radar ve füze kapasitesi ile S400’ler Ege’de Yunan savaş uçakları için Türk savaş uçaklarından daha büyük bir tehdit konumunda yer alıyordu. Bu arada S400’de olduğu gibi Hisar-A ve Korkut sistemleri içinde çalışmalar hızlandırılmış hatta ilk teslimatlar yapılarak S400’lerin korunması amaçlanmıştı.

Türk mühendis ve teknisyenlerinin yüksek becerisiyle üretilen bu sistemler, Yunan Mirage-2000’leri tarafından fırlatılan Scalp-EG seyir füzelerine karşı büyük başarı göstermiş özellikle S400’leri ve çevresinde ki diğer olası hedefleri büyük bir maharetle korumuştu.

İlerleyen zamanlarda ise düşmanını yeterince tartan Türkiye, büyük çaplı bir saldırının yapılması için düğmeye bastı.

Skyros’a Baskın:

Türkiye zaten kuruluşundan beri hatta Osmanlı Devleti’nin son zamanlarından beri Yunanistan ile devamlı olarak bir sataşma içerisindeydi. Bundan dolayı düşmanın silahlı gücünü oldukça iyi seviyede analiz etmişti. Yunanistan özellikle hava savunma konusunda öne çıkıyordu. Türk savaş uçaklarının bu sistemler susmadan Ege üzerinde rahat hareket etmesi mümkün değildi.

yunan hss sistemleri, ile ilgili görsel sonucu

Bu noktada en zayıf hedef olarak Skyros (İskiri) adasında ki Patriot sistemleri göze çarpıyordu. Skyros’ta yer alan Patriot sistemi Türk savaş uçaklarının hareket kabiliyetini önemli ölçüde kısıtlıyordu fakat Türkiye’nin elinde bu sistemleri imha edecek silahlar vardı. Öte yandan sistemler bir askeri hava üssünde bulunuyordu. Üstüne üstlük bu üste yer alan savaş uçakları Mirage-2000 tipi jetlerdi. Yani Yunanistan açısından Türkiye için en büyük tehdit olan Scalp-EG füzelerini kullanma becerisi olan tek uçak tipi bu üste konuşlanmıştı. Bundan dolayı Türk Hava Kuvvetleri tarafından düzenlenecek bir saldırı ile bir taşla üç kuş birden vurulabilirdi. Operasyon başarıyla gerçekleştirildiği takdirde hem Patriot sistemlerinden 1 batarya imha edilmiş olacak ve Ege üzerinde geniş bir hareket alanı sağlanacak, hem bir askeri hava üssü kullanılamaz hale getirilecek hem de kullandığı mühimmatla da dahil birçok savaş uçağını yerdeyken imha etme şansına sahip olacaktı.

Yunanistan’ın elinde ki Patriot sistemlerinin füze menzili 150 km, radar menzili ise 170 km olarak biliniyordu. Türkiye’nin elinde ise 150 km menzile sahip AGM-88 HARM füzesi ve 250 km menzilli SOM füzesi vardı. Ayrıca gerektiğinde 280 km menzile sahip BORA füzesi de kullanılabilirdi.

Türkiye aynı zamanda Yunanistan’ın acil durumda kaldırabileceği savaş uçağı sayısını da öğrenmeye çalışıyordu. Diğer hava savunma sistemleri Skyros Adası için bir koruma sağlayamazdı fakat yine de Tanagra ve Nea Anchialos hava üslerinden Scramble kalkışı yapacak savaş uçakları, Türk Hava Kuvvetleri için engel teşkil edebilirdi.

Analiz kısmında özellikle Yunan Hava Kuvvetleri bu şekilde iyice irdelendi ve güçlü ve zayıf tarafları tespit edildi. Daha sonra üssün durumu ve çevre üslerde ki hareketlilikler GÖKTÜRK uydusu sayesinde gözetlenmeye başlandı. Eş zamanlı olarak Konya 3. Ana Jet Üssünde konuşlu 131. Barış Kartalı filosuna bağlı E-7T HİK uçakları ve Deniz Kuvvetleri’nin yeni eğitim ve istihbarat gemisi TCG-UFUK da elektronik anlamda istihbarat elde etmeye çalışıyorlardı. Bunlara zaman zaman C-160 GÖREN uçakları ve ANKA-B/S/I İHA’lar da eşlik ediyordu.

Analizler ve istihbarat çalışmaları gerçekleştirilirken vakit kaybetmeden yığınak adımına da geçildi. Bu kapsamda Merzifon 5. Ana Jet Üssünde konuşlu 151. Tunç Filo, sahip olduğu HARM anti radyasyon füzeleri ile birlikte Balıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanlığına intikal etmişti. Keşif görevlerine destek vermek amacıyla Eskişehir 1. Ana Jet Üssünde bulunan 113. Ceylan filo ise TARP olarak isimlendirilen keşif podlarıyla birlikte Bandırma 6. Ana Jet Üssüne intikal etmişti. Düzenlenmesi planlanan operasyonda ana vurucu gücü F-16 uçakları oluşturacaktı fakat saldırılacak üssün kullanılamaz hale gelmesi için F-4 gibi mühimmat yükü fazla olan “ağır abiler” de gerekliydi. Hava üstünlüğü bir şekilde sağlanacağı için ve ayriyeten eskort olarak yanında F-16’lar bulunacağı için F-4 uçaklarının güvenliği konusunda herhangi bir problem yaşanmayacaktı. Bu sebeple Eskişehir 1. Ana Jet Üssünde bulunan 111. Panter Filodan yaklaşık 10 adet kadar F-4 Terminatör 2020 uçağı da Balıkesir 9. Ana Jet Üssüne gönderildi.

Savaş uçaklarının yığınağının yanında Balıkesir 9. Ana Jet üssüne çok sayıda NEB, SOM, HGK ve KGK takviyesi de yapıldı. Aynı zamanda Çiğli 2. Ana Jet Üssüne Koral Elektronik Harp Sistemi de konuşlandırıldı.

Yığınakların yapılmasının ardından ise planlama safhasına geçildi. Yapılan planlamalara göre operasyon toplam 32 adet savaş uçağı ile gerçekleştirilecekti. Bu uçaklara ek olarak ise toplamda 9 uçaklık bir destek paketi de havada hazır bekleyecekti. Asıl saldırı paketinin detayları şu şekildeydi:

4 x F-16 (SEAD) ve bu kola refakat edecek 4 x F-16 (Escort). SEAD kollarında 2’şer adet AGM-88 HARM füzesi ve 4’er adet AIM-120C7 Amraam füzesi bulunmaktaydı. Ayrıca 511 adet 20 mm’lik top mermisi, 370 galonluk 2’şer adet harici kanat altı yakıt tankı ve gövde altında harici ECM podları bulunacaktı. SEAD kolunun görevi adada bulunan Patriot sisteminin radarını imha ederek sistemi etkisiz hale getirmekti. Escort kolu ise adı üzerinde bu saldırı esnasında yaşanabilecek bir temasa karşı SEAD koluna refakat etmekti. Escort kolunun yükü ise 4’er adet AIM-120C7 ve 2’şer adet AIM-9X hava hava füzeleri idi. Bunun yanında 2’şer adet harici 370 galonluk yakıt tankı ve 511 adet top mermisi de uçaklara yüklenmişti.

Sistemler susturulduktan sonra ise üssün kullanılamaz hale getirilmesi gerekiyordu. Bunun için 2 farklı kolda toplam 8 adet F-4 uçağı 12’şer adet MK-82 genel maksat bombası ile ve 2’şer adet 370 galonluk yakıt tankı ile yüklenmişti. SEAD kollarının Patriot sistemlerini susturmasından sonra F-4 uçakları özellikle pistleri, taksi yollarını ve hangarları hedef alacak şekilde halı bombardımanı yapacaktı. Bu 8 uçağın refakatini ise yine 8 adet F-16 uçağı gerçekleştirecekti. SEAD koluna eskortluk eden Escort kolu ile aynı şekilde 4’er adet AIM-120C7 ve 2’şer adet AIM-9X hava hava füzeleri ile yüklenmişti. Bunun yanında 2’şer adet harici 370 galonluk yakıt tankı ve 511 adet top mermisi de yüklenen diğer teçhizattı. Üssü kullanılamaz hale getirmekle görevlendirilen F-4 kolları ilk olarak üssün pistlerini hedef alacaktı. Bu sayede üsten savaş uçağı kalkışı kesilecek, Yunan Hava Kuvvetleri herhangi bir mukavemet gösteremeyecekti.

Bu kollardan sonra ise saldırı paketinin son halkası olan 8 adet F-16 uçağından oluşan saldırı kolu son darbeyi vurarak operasyonu tamamlayacaktı. Bu kollarında yükü 2’şer adet AIM-120C7, 2’şer adet AIM-9X, 2’şer adet HGK-84, 2’şer adet 370 galonluk harici yakıt tankı, 511 adet top mermisi, Sniper hedefleme podu ve ECM podu şeklinde olacaktı. Bu kollar ise spesifik olarak kontrol kulesini, mühimmat depolarını ve koruganları hedef alacaktı.

Saldırı paketinin içeriği bu şekildeyken birde havada hazır olarak bekletilecek toplam 9 uçaklık bir destek paketi bulunacaktı. Bu pakette 1 adet E-7T Havadan Erken İhbar ve Kontrol uçağı, 4 adet KC-135R Tanker uçak ve bunların güvenliğini sağlamak için 4 adet F-16’dan oluşan bir eskort kolu bulunuyordu. Eskort F-16 kolunda 6’şar adet AIM-120C7, 2’şer adet 370 galonluk harici yakıt tankı ve 511 adet top mermisi yüklü olacaktı.

HİK uçağı harekatı havadan an be an takip edecek ve yönetecekti. Tanker uçaklar ise acil bir durumda herhangi bir meydana inemeyecek durumda olan savaş uçakları olursa onlara havadan yakıt ikmali yapılmasını sağlayacaktı. Bu uçaklara refakat etmek için ise 4 adet F-16 görevlendirilmişti. Paketlerde yer alan uçaklar 111. ve 151. Filonun yanı sıra 191. ve 192. Filolardan oluşturulmuştu.

Tüm bunların dışında ise asıl operasyon planının başarısız olması halinde en azından verilebilecek en büyük zararın verilmesi için Balıkesir ve Bandırma üslerinde onlarca F-16 savaş uçağına SOM füzeleri, AGM-84 Slam-Er füzeleri, AGM-154 JSOW’lar ve KGK-83’ler yüklenmiş halde bekletilecekti. Bu mühimmatlar uzun menzilleri sayesinde uçakların tehlikeli bölgeye girmeden atışlarını yapıp çekilmesine olanak sağlayacaktı.

Operasyona yıllar önce Ege üzerinde hain bir saldırı sonucu şehit düşen Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın anısına “Şehit Nail Erdoğan” ismi verilmişti. Yüzbaşı Nail Erdoğan, Ege üzerinde Yunan Mirage-2000’leri ile it dalaşına girmiş, uçaklar birbirlerine radar kilidi atarak tacizde bulunmuş, normal şartlar altında angajmanın sonlandırılıp uçakların kendi taraflarına çekilmeleri gerekirken, Yunan Hava Kuvvetleri’ne ait bir Mirage-2000 uçağından Yarbay Osman Çiçekli ve Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın pilotajında bulunan F-16 uçağımıza fiili olarak füze atışı gerçekleştirilmiş, vurulan uçağımız yanarak düşmeye başlamıştır. Yarbay Osman Çiçekli fırlatma koltuğunu kullanarak ağır yaralı halde sağ olarak kurtulmuş, Yüzbaşı Nail Erdoğan ise maalesef uçaktan ayrılamayarak şehit düşmüştür. Yunanistan tarafı olayın “kazara” olduğunu açıklamış ve konu kapatılmıştır. Yapılacak operasyona bu olaya istinaden “Şehit Nail Erdoğan” ismi verilmişti. Ne tesadüftür ki operasyon kapsamında da birincil hedeflerden bir tanesi de Mirage-2000 tipi uçaklardı…

Operasyon saati 04:00 olarak belirlenmişti. Bunun sebebi bir nevi şafak baskını yapma amacının güdülmesiydi. Bunun yanında diğer müttefiklerimizin(!) uyduları sayesinde elde edebilecekleri bilgileri Yunanistan’a karşı ağızlarından kaçırmamaları için(!) bulutlu bir havanın olduğu gün tercih edilecekti. Uçaklar Balıkesir üssünden kalkacak önce doğuya yönelecek daha sonra paket ve kol düzenleri oluşturulduktan sonra kırsal kesimden ve çok alçak irtifadan İskiri adasına doğru yöneleceklerdi. Eş zamanlı olarak yine Balıkesir(F-16) Konya(E-7T) ve Adana’dan (KC-135R) kalkış yapacak destek paketi ise hızla Balıkesir’in güneyine gelerek havada tur atmaya başlayacaklardı. Bu esnada yaşanabilecek bir casusluk faaliyetinin de önüne geçilmesi için destek paketinde yer alan savaş uçaklarının tanker ve HİK uçakları bölgeye gelene kadar dağınık vaziyette beklemeleri ve zaman zaman alçalarak hedef şaşırtması yapması hedeflenmişti. Bu sayede doğuya yöneldikten sonra çok alçak irtifadan ve yerleşim bulunmayan bölgeler üzerinden ilerleyen asıl saldırı paketi bir nevi kamufle olmuş olacak, Balıkesir’den kalkıp doğuya yöneldikten sonra tekrar geri kalktıkları bölge üzerine gelmiş, zaman zaman da yerleşim yerleri üzerlerinden geçiyorlar izlenimi vereceklerdi. Fakat aslında devamlı olarak şehir merkezi üzerinde uçup olduklarından daha fazla görünmeleri amaçlanıyordu. Neticede 4 uçak nere, 32 uçak nereydi…

Kamufle halde Ege’ye doğru ilerleyen asıl saldırı paketi için aynı zamanda Çiğli’de ki Koral sistemi de aktif hale getirilmiş ve güvenli bir koridor oluşturulmuş olacakı. Uçaklar fark edilmemek için Midilli adasına fazla yaklaşmayacak ve deniz üzerine çıktıkları anda 100 feet mertebesine kadar alçalacaklardı. Paket 4’lü kollar halinde en önde SEAD ve biraz arkasında Escort kolu olacak, hemen arkalarında 2 adet F-4 kolu ve F-4’lerin Escort kolları olan F-16’lar yer alacak son olarak ise en arkada 2 adet F-16 saldırı kolu yer alacaktı. Bir aksilik çıkmaması için koldaki uçakların birbirine yakın formasyonda uçması gerektiği belirtilmiş olacaktı. 32 uçaktan oluşan paket gece karanlığında deniz seviyesinden 30 metre yüksekte hedefine doğru ilerlerken Yunan tarafına herhangi hiçbir şey çaktırılmayacaktı. Saldırının açığa çıkması halinde belki Patriotlar çok etkili olamayabilirdi ancak yine de arka arkaya Scramble kalkışı yapacak Yunan savaş uçaklarıyla baş etmek zor olabilirdi.

hellenic air force f-16 ile ilgili görsel sonucu

Paket yaklaşık olarak 60 km kadar hedefine yaklaştığında SEAD kolunda yer alan uçaklar tırmanışa geçecek ve HARM füzelerini ateşleyeceklerdi. Bu noktada SOM füzelerinin kullanılması da düşünülmüştü fakat süpersonik bir füzenin kullanılması sonradan daha uygun bulunmuştu. HARM atışlarıyla aynı anda diğer saldırı kolları AB açarak ses hızına yakın bir süratte alçak irtifadan hedefine doğru ilerlemeyi sürdürecekti. Atışlar yapıldıktan yaklaşık olarak 1 dakika sonra füzeler hedeflerine varacak, füzeler hedeflerine vardıktan yaklaşık 2 dakika sonra ise saldırı paketi Skyros hava üssü üstünde olacaktı.

Yani Patriotlar susturulduktan sonra Yunan Hava Kuvvetleri’nin tepki verebilmesi için 2 dakika gibi bir süresi vardı ki bu süre bir bakıma çok uzun, bir bakıma ise çok kısa idi. Uzundu çünkü Yunanistan’da aynı şekilde Türkiye’ye herhangi bir şey belli etmeden bu tür bir saldırıya karşı kendini hazırlamış olabilirdi ki bunun sonu felaket olurdu. Kısaydı çünkü eğer herhangi bir hazırlık yapılmamışsa bu andan itibaren (oda belki) kaldırabileceği birkaç uçak ile gelen saldırı paketini durduramazdı.

Operasyon en ince ayrıntısına kadar hesaplandı ve hazırlık aşamasına geçildi. Pilotlar Havelsan tarafından geliştirilen simülasyon ortamlarında test uçuşları gerçekleştirdi. Bu andan itibaren artık harekatın icrasına adım adım yaklaşılmaya başlandı.

Operasyon Başlıyor:

Operasyon planlandığı gibi saat 04:00 itibariyle başladı. Operasyonda görevli uçaklar peş peşe seri şekilde kalkış gerçekleştirdi ve öncelikle doğuya doğru yöneldi. Tüm uçakların kalkışından ve kol düzenlerinin oluşturulmasından sonra uçaklar alçalarak kırsal alandan çizilen rotayla İskiri’ye doğru yola çıktı. Bu esnada HİK uçağı ve Tanker uçaklarda kalkışını gerçekleştirmiş ve Balıkesir’in Güney bölgelerine yaklaşmıştı. Aynı anda Balıkesir’den kalkan son 4 uçakta diğerlerinden daha erken dönerek şehir üzerinde aldatma harekatı yapmak için tur atmaya başlamıştı. Planlama aşamasında sonradan bu uçaklara, üste kalan 2 adet F-4 uçağının da katılması kararlaştırılmıştı. Bu sayede F-4 uçaklarının kamuflajı da daha rahat olacaktı.

F-4 night ile ilgili görsel sonucu

Şehir merkezinde ki haberciler tarafından beklenildiği gibi “buradan uçak kalktı” şeklinde haberler Yunanistan’a uçurulmuştu. Fakat doğuya doğru gidildiği de rapor edilince Yunan komuta kademesi uçak kaldırmak yerine pilotların uçak başı yapmasını uygun görmüş, acil bir durumda hemen havalanacak şekilde hazır beklenmesine karar vermişti.

Ege’ye çıkan uçaklar Midilli adasına makul mesafe uzaklıkta hedeflerine doğru ilerlemeye devam ediyorlardı. Skyros’un kuzeyine yönelen uçaklar uçarak değil adeta yüzerek adaya yaklaşmaya başladılar. Daha önceden planlandığı gibi hedef bölgeye 60 km kala SEAD kolu aniden tırmanmaya başladı ve HARM füzelerini ateşleyerek geriden gelen kollara refakat etmek için tekrar alçalarak bölge üzerinde beklemeye başladı. Bu sırada diğer uçaklarda Full AB ile süratlerini artırarak ilerlemeye devam ediyorlardı.

Fırlatılmalarına müteakip HARM füzeleri yaklaşık 1 dakika sonra bölgede bulunan radarları büyük bir başarıyla imha etti. Patriot’lar artık etkisizdi. Bu olayla eş zamanlı olarak saldırı paketinin kalan kolları da irtifa kazandı ve mümkün olan en yüksek süratle hava üssüne doğru yöneldiler.

f-16 night ile ilgili görsel sonucu

Koral sistemi sayesinde radarlarında hiçbir şey tespit edemeyen ve dolayısıyla hiçbir şeyden haberi olmayan Yunan Hava Kuvvetleri adeta şoka uğramıştı. Acil durum için alarm reaksiyon nöbeti (QRA) tutan ve uçak başında hazır bekleyen Yunan pilotlar hemen motor çalıştırıp üsten havalanmak için hamle yaptılar. Eş zamanlı olarak tahmin edildiği gibi Tanagra ve Nea Anchialos hava üslerinden de Scramble kalkışlarının yapılması için alarmlar verildi.

Türk Hava Kuvvetleri için işin büyük kısmı aslında kazasız belasız bitmişti. Patriot sistemleri herhangi bir aksaklık yaşanmadan imha edilmiş, Skyros’ta bulunan hava üssü korumasız kalmıştı. Bu andan itibaren ise saldırıya uğradığının farkında olan Yunanistan’ın acilen cevap vermesi gerekse de Türk savaş uçaklarının üssü imha etmek için yaklaşık olarak 8-10 dakikası bulunmaktaydı. Bu sürede zaten oldukça fazlaydı.

SEAD kolunun arkasından toplamda 96 adet MK-82 bombası yüklü olan F-4 kolları geliyordu. HARM füzeleri hedef üzeri olduktan yaklaşık 2 dakika sonra Terminatörler Skyros hava üssü üzerinde belirdi. Birincil hedef olarak pistler belirlenmiş olsa da aynı zamanda hangarlar, taksi yolları ve daha da önemlisi taksi yolunda birikmiş, kalkmak için fırsat bekleyen Yunan savaş uçakları da F-4 kollarının hedefi olmuştu.

aviones de guerra mas grandes del mundo ile ilgili görsel sonucu

Yalnızca 30 saniye gibi bir sürede F-4’lerin tamamı mühimmatını boşaltmış, adeta üssü delik deşik etmişlerdi. Pistler çok büyük zarar görmüş, taksi yolları diye bir şey kalmamıştı. Hangarların üzerinde dumanlar tütüyordu ve en önemlisi taksi yollarında ki Mirage-2000 jetleri artık seçilemiyordu. Buna rağmen yine de bir şekilde havalanmayı başaran birkaç uçak tespit edilmişti. Bu uçaklar F-4 uçaklarına eskortluk eden F-16’lar tarafından anında müdahale edilerek düşürüldü.

F-4’lerin yaptığı taarruz sonucu üs diaktif denilen pasif hale gelmişti. Koruganlarda veya sağlam kalan hangarlarda bekleyen Yunan uçakları artık uzunca bir müddet bu üsten havalanamazdı. Yapılan plan tıkır tıkır işliyordu. F-4’lerin hemen arkasında saldırı görevi olan ve HGK-84 yüklü F-16’lar vardı. İlk patlamaların görülmesinin ardından kısa bir süre sonra bu F-16’larda HGK-84’lerini hedeflerine doğru bıraktılar. Yüksek değerli hedefleri nokta atışı olarak vurma kabiliyetine sahip HGK-84’lerde aynı şekilde hedeflerini büyük bir başarı ile vurdu. Toplamda 16 adet HGK-84 ile 16 farklı hedef imha edilmişti. Bu 16 hedef arasında koruganlar, hangarlar, mühimmat depoları ve kontrol kulesi gibi yapılar vardı. HGK-84 kiti takılan bu bombalar ise yine milli üretim Nüfuz Edici Bomba (NEB) harp başlığına sahipti.

Ä°lgili resim

Radarların imha edilmesinin ardından F-4 ve arkasından F-16’larla icra edilen taarruzlar, hedeflerin vurulması vesaire derken birkaç dakika geçmiş bu sırada Tanagra ve Nea Anchialos hava üslerinden Yunan F-16 savaş uçakları havalanmaya başlamıştı. E-7T Barış Kartalı’nın yaptığı ikazla bu durumdan haberdar olan bölgede ki Türk pilotlar hemen geri dönüş için hazırlıklara başladı.

Türk savaş uçakları Skyros üssünde yer alan Patriot hava savunma sistemini ve hava üssünü tamamen imha ettikten sonra, BATI isimli HİK uçağından gelen ikazla vakit kaybetmeden yine alçak irtifadan yüksek süratle geri dönüş yoluna geçmişti. Yunan savaş uçakları Skyros’a vardığında Türk savaş uçakları yolu yarılamış olacaktı. Zaten S400 sistemlerinin sayesinde Yunan savaş uçaklarının, Türk savaş uçaklarının peşinden gelmesi beklenmiyordu. Zira geldikleri anda S400’ler bu uçaklara angaje olabilirdi.

Harekat tam planlandığı gibi yüksek bir başarı oranıyla ve daha önemlisi kayıpsız şekilde gerçekleştirilmişti. Saldırı paketinde yer alan uçaklar Türk hava sahasına girdiğinde hemen en yakın üslere yönlendirildiler. Yakıt durumu kritik olanlar ise bölgede bekleyen Tanker uçaklar vasıtasıyla havadan yakıt ikmali gerçekleştirerek inişte herhangi bir sorun yaşanmasının önüne geçiyorlardı. Saldırı ilk füzenin ateşlenmesinden itibaren yaklaşık 5 dakika gibi bir sürede tamamlanmıştı. Yakıt ikmallerini de başarıyla tamamlayan uçaklar peyderpey şekilde çevre de ki jet üslerine inişlerini gerçekleştirdiler ve herhangi bir aksilik yaşanmadan “Şehit Nail Erdoğan” harekatı yüksek başarıyla icra edilmiş oldu…”

“Bir hava saldırısı nasıl yapılır?” başlıklı yazımızın ikinci bölümü niteliğinde ki uygulamalı örneği olan bu yazımız ise burada son buldu. Yazımızın sonunda bir kez daha belirtmek gerekirse, konvansiyonel savaşta bir hava saldırısının nasıl gerçekleştirileceğini, elimizden geldiğince realist bir senaryo eşliğinde uygulamalı olarak anlatmaya çalıştık. Tabii ki “%100 her şey böyle olacaktır” deme gibi bir şansımız yok ancak en azından siz değerli okuyucularımızın aklında bir fikir canlandırabilmeyi amaçladık.


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

7 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here