(Bu içerik SavunmaSanayiST.com’a aittir. Kaynak belirtilmeden kullanılması halinde hak talebinde bulunulacaktır.)

Medyada konusu açıldığında çokça kez yanlış değerlendirilen, kamuoyunun da yine aynı şekilde eksik ve hatalı bir şekilde tartıştığı bu konuyu SavunmaSanayiST olarak daha önce birkaç defa ele almıştık. Kalıcı olması maksadıyla web sayfamızda da bu konuya değinmek ve yorumlarımızı paylaşmak istedik.

Öncelikle herkesin şöyle veya böyle bir şekilde adını sanını duyduğu F-4 Phantom uçaklarının kabaca teknik özelliklerini tanımakla başlayalım.

F-4 Phantom II, 1958 yılında ilk uçuşunu yapmış, 1960 yılında ise aktif hizmete alınmış, tandem çift koltuklu, çift motorlu, yapısal olarak oldukça güçlü 3. nesil bir savaş uçağıdır. Av-Bombardıman görevlerinde kullanılmak üzere geliştirilen F-4’ler, 10’dan fazla ülke tarafından kullanılmış olup toplamda 5000 adetten daha fazla üretilmiştir. Vietnam savaşıyla ünlenen Phantom, günümüzde hala birkaç ülke tarafından aktif olarak kullanılmaktadır. Bu ülkeler: İran, Yunanistan, Güney Kore, Japonya ve Türkiye’dir. Diğer ülkelere göre Türkiye’nin bu uçakları kullanma durumu biraz daha farklılık arz etmektedir. Zira Türkiye F-4 uçaklarını aktif olarak TMH yani terörle mücadele harekatlarında sıklıkla kullanmaktadır. Bu da takdir edersiniz ki barış zamanı yalnızca eğitim maksadıyla uçan diğer F-4’lere göre bir nevi halen savaşmaya devam ettiği için biraz daha özel bir önem teşkil etmektedir.

Phantomların bir çok modeli bulunmaktadır. Dolayısıyla teknik özellikleri farklılıklar içermektedir fakat genel karakteristik olarak birtakım bilgiler verecek olursak F-4’ler: 28 ton maksimum kalkış ağırlığına, 2300 km’den daha fazla bir maksimum hıza ve yaklaşık 1000 km’lik bir harekat yarıçapına sahiptir. 60 bin feet irtifaya kadar tırmanabilmektedir.

Türk Hava Kuvvetleri ve F-4 Phantom:

Türkiye’nin F-4 serüveni 1970’li yıllara dayanıyor. 1972 yılında Türkiye toplam 40 adet F-4E tipi savaş uçağı siparişi veriyor. 1974 yılında ilk 22 uçak teslim alındıktan sonra herkesin malumu olan ABD ambargosu gerçekleşiyor ve 4 yıl boyunca bu uçakların Türkiye’ye teslimatları askıya alınıyor. Tam 4 yıl sonra 1978 yılında ise teslimatlar tamamlanıyor ve yine toplam 40 adetlik ikinci parti F-4E siparişi veriliyor. İkinci parti siparişte ilk partiden farklı olarak “Keşif ve Gözlem” görevlerini yerine getirebilecek teçhizata sahip RF-4E uçakları da (8 adet) yer alıyor. Bu siparişlerde 1978 yılında verilip 1980’de uçaklar teslim alınmaya başlanıyor. 1981’den başlayarak sırasıyla 1984-1985 ve 1987 yıllarında ise ABD tarafından Türkiye’ye toplamda 70 adet ikinci el F-4 Phantom hibe ediliyor. 1991 yılına gelindiğinde ise Körfez Savaşına verilen destek sebebiyle ABD bir kez daha Türkiye’ye F-4 hibesinde bulunuyor. 1991 ve 1992 yıllarında toplam 40 adet F-4E daha Türk Hava Kuvvetleri envanterine giriyor. Son olarak Almanya’da envanter dışına çıkarılmaya başlanan RF-4’lere de talip olunuyor ve bazıları yedek parça amaçlı toplam 46 uçak daha hava kuvvetlerimiz envanterinde ki yerini alıyor.

f 2020 savaş uçağı ile ilgili görsel sonucu

Bu şekilde genel toplamda 236 adet F-4/RF-4 Türk Hava Kuvvetlerine kazandırılıyor. Phantomların envantere girmesiyle birlikte Türk Hava Kuvvetleri de adeta çağ atlayarak birçok yeni özellik kazanıyor. Akıllı bombalar, havadan karaya güdümlü füzeler derken hava kuvvetlerimiz büyük bir gelişim gösteriyor ve taarruz kabiliyetini önemli ölçüde artırmış oluyor.

1990’ların sonuna yaklaşılırken F-4 uçakları yapısal ve aviyoniksel anlamda yenilenmeye ihtiyaç duyuyor ve 1997 yılında İsrail ile bir modernizasyon anlaşması imzalanıyor. Toplam 54 uçağın modernize edilmesini kapsayan proje 2003 yılında tamamlanıyor. Modernizasyon kapsamında bu F-4’ler isim değiştiriyor ve artık “Terminatör 2020” olarak anılmaya başlanıyorlar. Bu projeden sonra ise Türkiye bu defa yerli ve milli bir modernizasyon programı gerçekleştiriyor ve modernize edilmeyen F-4’lerden 16 adedini daha Şimşek projesi kapsamında modernize ederek uçuş ömürlerini uzatıyor.

2015 yılına gelindiğinde adı sıkça kazalara karışmaya başlayan RF-4E’ler açıkçası birazda kamuoyu baskısıyla emekli ediliyor ve bu uçakların tamamı envanter dışına çıkarılıyor. Özellikle arka arkaya yaşanan kazalardan sonra halk arasında “Uçan Tabut” lakabı yaygınlaşıyor ve F-4 uçaklarına karşı kırılması çok zor bir önyargı meydana geliyor.

Günümüzde halen daha Eskişehir 1. Ana Jet Üssü’nde konuşlu 111. Panter Filo tarafından ve 401. Test filosu tarafından toplamda 30-32 adet gibi bir sayıda F-4E Terminatör 2020 savaş uçakları faal olarak kullanılıyor.

5460b2010120816465gun_70

“Uçan Tabut” lakabını hak ediyor mu?

Yazımızın asıl amacı olan F-4’lerin neden hala emekli edilmediğine gelmeden hemen önce bu konuya da bir açıklık getirmek de faydalı olacaktır. F-4 savaş uçakları yukarıda belirttiğimiz gibi yapısal anlamda oldukça güçlü uçaklardır. Herhangi farklı bir savaş uçağının düşmesine sebep olabilecek arızalar veya hasarlar F-4’ler için her zaman olmasa bile zaman zaman F-4’ler için sıkıntı dahi teşkil etmemektedir. Nitekim tarih boyunca gerek dünya üzerinde ki diğer kullanıcıların gerekse Türk Hava Kuvvetleri’nin uçuş esnasında yaşamış olduğu birtakım hasarlarda ve arızalarda tayyarenin sıklıkla sapasağlam şekilde yere indiğine veya oldukça küçük hasarlarla iniş gerçekleştirdiğine şahit olundu.

Buna mukabil tabii ki kaza/kırımın yaşandığı elim olaylar, sonu ölümlü biten facialar da yaşandı ancak havacılığın fıtratı gereği bazen ne kadar emniyet şartları gözetilmiş olsa da olacak olanın önüne geçilemeyebiliyor. Ayrıca son dönemlerde yapılan incelemelerde özellikle FETÖ oluşumunun da ülkemizde yaşanan F-4 kazalarında parmağının olduğuna yönelik bilgilerinde ortaya çıktığını görüyoruz.

Uzun lafın kısası havacılıkta uçakların yaşları üretilme yıllarına göre değil bakım ve idame kalitesine göre belirlenir. İyi bir şekilde bakımı yapılan uçak, kaç yılında üretilmiş olursa olsun uzun yıllar boyu sağlıklı ve emniyetli bir şekilde uçmaya devam edebilir.

Peki, bu bilgiler ışığında F-4’lerin emekli edilmemesinin doğru bir karar olduğunu söyleyebilir miyiz? F-4’ler emekli edilmeli mi? Bugüne kadar neden emekli edilmedi?

Evet, geldik makalemizin asıl konusu olan F-4’lerin emeklilik durumlarına. Şuanda faal kullanımda olan F-4’lerin Terminatör 2020 projesi kapsamında modernize edilen F-4’ler olduğunu değerlendiriyoruz. Bu uçakların normal şartlar altında 2020 yılında, F-35’lerin envantere katılmasıyla birlikte kademeli olarak envanterden çıkarılması planlanıyordu. Fakat projede yaşanan gecikmelerle birlikte Türkiye’nin de F-35 teslimat takvimi değişti ve uçakların teslimatının başlangıcı içinde bulunduğumuz 2019 yılına kadar uzadı. Bununla beraber 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminden sonra Hava Kuvvetleri Komutanlığından çok sayıda F-16 pilotunun TSK ile ilişiği kesildi. Halen daha FETÖ soruşturması kapsamında açığa almalar ve tutuklamalar devam ediyor.

Ülkemiz hava kuvvetlerinin ana vurucu gücünü F-16’lar oluşturduğundan dolayı da yaşanan pilot eksikliği sebebi ile son dönemde F-4’ler bir anda bir kat daha önem kazanmış oldu. Buna bağlı olarak da alınan duyumlara göre 2020’de tamamen envanterden çıkması düşünülen F-4 uçaklarının bir müddet daha envanterde kalması kararlaştırıldı. Bir dipnot olarak belirtelim ki istatistikler incelendiğinde FETÖ HvKK’da yuvalanırken pilotaj anlamında daha çok F-16 uçaklarına yönelmiştir. F-4 ve F-5 gibi uçakların pilotlarından çıkan FETÖ’cü pilotların oranı F-16’ya göre çok daha azdır.

Bu olaylardan dolayı bir anda kıymete binen F-4’lerin ise esasen eskiden beri özellikle TMH’de bizim için çok çok faydalı bir platform olduğu maalesef bugüne kadar fazla dikkat çekmemiştir. F-4’ler, -üstünden biraz zaman geçmiş bilgilere bakacak olursak- F-16 uçaklarına göre daha düşük saatlik uçuş maliyetine sahiptir. Buna rağmen mühimmat kapasitesi F-16’ya göre oldukça fazladır. Şöyle ki, F-16 uçakları mümkün olan en fazla mühimmat yükleme durumunda 12 adet MK-82 veya 4 adet MK-84 taşıyabilir. F-4’ler ise maksimum 5 adet MK-84 taşıyabiliyorken MK-82 sayısı istenirse 24’e kadar yükselebilir. Tabi böyle bir yüklemede yakıt konusunda biraz sıkıntı yaşanabilir gibi değerlendirilebilir fakat her zaman bir kuvvet çarpanı olarak vurguladığımız tanker uçaklarımız sayesinde yakıt sorunu da halledilebilir.

Beraberinde F-4’ler şuan envanterimizde 40+ adet yer alan Popoye füzelerini atabileceğimiz yegane platformdur. Kısaca F-4 savaş uçaklarımız daha ucuz maliyete daha fazla bomba taşıma gibi muazzam bir avantaja sahiptir. Bu avantajda gerek bugün terörle mücadelede gerekse yarın başka bir ülkeye karşı yapılacak bir harekatta elimizi oldukça güçlendirmektedir.

Sonuç:

F-4 Terminatör 2020 tipi savaş uçaklarımız her ne kadar yaşlanmış olsa da, her ne kadar günümüzün hava muharebesi konseptine ayak uydurabilecek düzeyde olmasa da özellikle bombardıman görevlerinde Türk Hava Kuvvetleri için mükemmel bir platform konumundadır. Terörist gruplar için zaten yeterince öldürücü haldeyken, hava üstünlüğü kazanılmış bir kovansiyonel harp sahasında da bu öldürücülüğünden değer kaybetmemektedir.

tornado kampfflugzeuge über deutschland ile ilgili görsel sonucu

Türk Hava Kuvvetleri’nin F-4’leri envanterde tutması işte bu sebeplerden ötürü asla mantıksız değildir.


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

1 YORUM

  1. Güçlü radarları, çift motorlu oluşları, yüksek mühimmat taşıma özellikleri ile özellikle F 35 ler yeterli sayıya ulasana kadar hizmete devam etmesinde fayda var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here