1980’lerin sonunda hava kuvvetlerimiz saflarında boy göstermeye başlayan F-16 Savaşan Şahin’ler halen daha ülkemizin ana vurucu gücünü oluşturmaya devam ediyor. Bu yazımızda ülkemizin F-16 macerasını başlangıcından bugününe kadar detaylı bir şekilde ele alacağız.

Öncelikle F-16 savaş uçağı ile kısa bir tanış olalım:

F-16 uçağı 1970’lerin sonlarına doğru üretilmiş olan, 4. nesil tek motorlu, yüksek performanslı fakat bununla birlikte oldukça ekonomik, muadillerine göre nispeten daha küçük boyutlu bir avcı uçağıdır. Sonradan geçirdiği modernizasyonlar sayesinde kara hedeflerine karşı da oldukça tehlikeli bir teknoloji harikası haline gelmiştir. Şuana kadar yapılmış uçaklar arasında fiyat/performans oranı konusunda ciddi anlamda en iyi uçaklardan bir tanesidir. Geçirdiği modernizasyonlar sayesinde mühimmat yelpazesi oldukça geniş olup, güçlü motoru sayesinde neredeyse çift motorlu uçaklar kadar yüksek performans vermektedir. Yapılmış olduğu dönemde teknolojisinin yanında manevra kabiliyeti ile de oldukça öne çıkmıştır. Şuanda bile Dünya üzerinde ki en çevik uçaklardan bir tanesidir. Blok modeli olarak adlandırılan farklı versiyonları vardır yani 1970’deki uçak ile günümüzde ki uçak birbirinden çok çok farklıdır.

f-16 viper ile ilgili görsel sonucu

Türkiye ve F-16:

Tarihler 1980’li yılları gösterdiğinde Türk Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan F-5, F-100, F-104 gibi uçaklarını daha yeni uçaklarla değiştirmek istemiş ve bunun için yeni bir savaş uçağı ihalesi başlatmıştı. İhale süresinin sonunun da Türk Hava Kuvvetleri’nin tercih etmesi için birbirinden farklı 3 tip savaş uçağı geriye kalmıştı. Bu uçaklar sırasıyla F-16 Fighting Falcon, F/A-18 Hornet ve F-20 Tigershark uçaklarıydı.

1983 yılına gelindiğinde Türkiye’nin ekonomisi çok güçlü değildi. Dolayısıyla tercih edilecek savaş uçağının gerek birim maliyeti, gerekse bakım ve idame maliyeti yüksek seviyelerde olmamalıydı. Bu sebeple F/A-18 Hornet’lar ihalede kazanan taraf olamadılar. F/A-18 Hornet’lar, esasen ABD Donanması için geliştirilmiş uçaklardı ve birincil amaçları uçak gemilerinde görev almaktı. Buna rağmen Hornet’lar manevra kabiliyeti dışında teknolojik olarak F-16’lardan daha fazla performansa sahip olmasına rağmen maliyeti dolayısıyla elenmekten kurtulamamıştır.

F-20 Tigershark’lar ise ihale süresince teklif edilen uçakları inceleyen HvKK personeli tarafından geçer not alamamış, performansı düşük bulunan uçakta yine F-16 karşısında ihaleyi kaybetmiştir.

f20 tigershark ile ilgili görsel sonucu

İhalenin 3. alternatifi olan F-16’lar ise özellikle fiyat/performans anlamında iyi bir grafik çizdiği için rakiplerine göre avantaj yakalamış ve bu şekilde ihaleyi kazanan taraf sonradan Lockheed Martin tarafından satın alınan General Dynamics firması olmuştur. Türkiye toplam 160 adet F-16 savaş uçağını envanterine katacaktır. Projeye birkaç ay önce F-16’ları test eden ve elim bir kazada şehit olan Pilot Binbaşı Okan Öncel’in anısına “Öncel” adı verilmiştir.

İhalenin sonuçlanmasından sonra ise üretim fazına geçilecektir. Türkiye ihalede satın alınacak uçakların Türkiye’de üretilmesini şart koşmuştur. Bu karar sayesinde 1984 ve 1985 yıllarında ABD-Türkiye ortaklığı ile TAI ve TEİ firmaları kurulmuş ve gelecekte Türk Savunma Sanayii için bir kilometre taşı elde edilmiştir. TAI yapısal ve aviyonik aksamlardan, TEI ise motor üretiminden sorumlu olacaktır.

Takvimler 1987’yi gösterdiğinde hem TAI hem de TEI üretim/montaj çalışmalarına başlamıştır. Bu kapsamda ilk başlarda ABD’den gelen parçaların montajı yapılmış, bir nevi yapboz gibi uçak parçaları birleştirilerek uçar hale getirilirken, ilerleyen yıllarda firmaların kendini geliştirmesiyle birlikte uçaklar üzerinde azımsanmaması gereken yerlilik oranları da oluşmaya başlamıştır. Yani Türkiye artık yalnızca hazır gelen parçaları birleştirme hususunda değil, az-çok üretim konusunda da ilerlemeler kaydetmeye başlamıştır.

Ä°lgili resim

Bu arada yine 1987 yılında Türk Hava Kuvvetleri için ilk 8 uçak ABD’de bulunan Fort Worth tesislerinde üretilmiş ve Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmiştir. Öğretmenlik eğitimlerini tamamlayan pilotlarımız tarafından aynı yıl ülkemize getirilen F-16’lar ilk etapta eğitim amacıyla kullanılmaya başlandı. Eğitim için 4. Ana Jet Üssünde yeni bir filo kuruldu. 143 numarasıyla kurulan filoya da yine Öncel ismi verildi.

İlk uçakların teslim alınmasıyla yaklaşık zamanlarda TAI’de üretilen ilk F-16’da gelecekte rekortmen olacak test pilotu Şener Koltuk tarafından ilk kez uçuruldu. Savaşan Şahinler ile Türk Hava Kuvvetleri artık yeni bir döneme adım atmaya başlamıştı.

Ä°lgili resim

Proje kapsamında devam eden üretimlerle envanterde ki F-16 sayısı her geçen gün artmaya devam etmiş, 141. Kurt Filo ve 142. Ceylan Filolarda F-16 uçaklarıyla görev yapmaya başlamıştı.

F-16C/D Block 30 konfigürasyonunda yapılan üretimler kapsamında toplam 44 adet F-16 uçağı envantere girdi. 44. Uçaktan sonra ise hava-kara görevleri konusunda büyük kabiliyet artışlarına haiz olan Block 40 konfigürasyonunda F-16 uçakları üretilmeye ve envantere alınmaya başlandı. 1994 yılına kadar süren üretim kapsamında, 44 adedi Block 30, 116 adedi Block 40 konfigürasyonunda toplam 152 adet F-16 TAI tarafından Türk Hava Kuvvetlerine teslim edilmiş oldu. Doğrudan ABD tarafından teslimatı yapılan ilk 8 uçakla birlikte Türk Hava Kuvvetleri envanterine toplamda 160 adet F-16 katıldı ve böylelikle Öncel I projesi başarıyla tamamlandı.

1992 yılına gelindiğinde, 1991 yılında yaşanan Körfez Savaşı’nda koalisyon güçlerine hava üslerimizi açmamız dolayısıyla Suudi Arabistan ve Kuveyt’in sponsorluğunda “Öncel II” isimli yeni bir F-16 projesine start verildi. Öncel II kapsamında yeni nesil Block 50 konfigürasyonunda 80 adet F-16 daha TAI tesislerinde üretilecekti. 1995 yılına gelindiğinde tamamlanmış olan Öncel I projesi ile tecrübe kazanan TAI, Öncel II projesinde de gelişimine devam etti ve gövde üzerinde %80’lere varan yerlilik oranına sahip F-16’lar imal etti. Proje kapsamında son uçak 2000 yılında envantere dahil oldu ve Öncel II projesi de büyük bir başarıyla tamamlanmış oldu.

f-16 block 50 ile ilgili görsel sonucu

Bu arada hemen hemen aynı anda Türkiye, ABD ve Mısır ülkeleri arasında yeni bir anlaşma daha imzalandı. Mısır ABD’den 46 adet F-16 satın almak istemiş, üretimin ise Türkiye’de yapılması kararlaştırılmıştı. Bu kapsamda 1993-1995 yılları arasında TAI’de Mısır Hava Kuvvetleri için 46 adet F-16 uçağı daha üretilmiştir.

Yaklaşık 12 yıl süren 3 ayrı projede Türk Hava Kuvvetleri için toplam 232 adet, Mısır Hava Kuvvetleri için ise 46 adet olmak üzere TAI tesislerinde toplam 278 adet F-16 savaş uçağı imal edilmiştir. İmal edilen 278 adet F-16 sayesinde TAI firması da oldukça büyük gelişim sağlamış, hatta uçaklar henüz üretim hattındayken bile süreç oldukça başarılı şekilde idare edilmiştir. Öyle ki 12 yılda yapılan 278 adet F-16 üretiminde 29 adet uçak “Sıfır Hatalı”, 3 adet uçak ise “Mükemmel” olarak nitelendirilmektedir. Kısaca açıklamak gerekirse, sıfır hatalı uçak; Türk Hava Kuvvetleri’ne yapılacak teslimlerden önce yapılan testlerde bir hata ile karşılaşılmaması ile elde edilen bir niteliktir. Mükemmel uçak ise hem TAI, hem Türk Hava Kuvvetleri hem de ABD Hava Kuvvetleri’nin yaptığı test uçuşlarında en ufak bir hata içermeyen uçaklar için kullanılır. Dünya üzerinde üretilen toplam 3000’den fazla F-16 savaş uçağının yalnızca 9 adedi mükemmel olarak addedilmektedir. Yani TAI 3000’den fazla üretilen ve bu 3000 küsür uçağın arasında yalnızca 6 adedinin sahip olabildiği bir niteliğe, ürettiği 278 uçakta 3 adet uçak ile erişebilme başarısını göstermiştir. Kısaca 3000 küsür’de 6 olan oran, TAI için 278 adette 3 olmuştur. Bu şekilde de TAI’de yapılan üretimlerin ne kadar kritik bir öneme haiz olduğunun bir kez daha altını çizmiş olalım.

TAI ile ilgili görsel sonucu

Türkiye’nin planı:

Türkiye’nin planı esasen 160+160 adet olmak üzere toplam 320 F-16’ya sahip olmak üzerine idi. Fakat maalesef ekonomik imkansızlıklardan ötürü ilk paket olan 160 adet uçaktan sonra F-16 sayısı artırılamamış, ancak Kuveyt ve Suudi Arabistan’ın yardımlarıyla 80 adet F-16 daha envantere kazandırılabilmiştir.

Yaşanan kaza/kırım olayları ve Block 50+ takviyesi:

2006 yılına geldiğimizde envanterimize katılan toplam 240 uçaktan (bilgilerde hata yoksa) 27 adedi kaza/kırım olayları yaşayarak envanter dışı kalmış, faal F-16 sayımız ise 213’e kadar gerilemiştir. Bu gerileme doğal olarak mevcut F-16 filolarının harbe hazırlık oranlarını düşürmüş, filo standardı olarak belirlenen 20 uçak sayısının altına inilmek durumunda kalınmıştır. Aynı zamanda da Block 30 ve Block 40 konfigürasyonunda ki F-16 uçaklarımızda 20’li yaşlarına yaklaşmış ve zamanın teknolojisine uzak kalmaya başlamıştır.

Tüm bunların üzerine Hava Kuvvetlerinin talebiyle 30 adet daha F-16’nın takviye olarak alınması kararlaştırılmış 2008 yılında uçakların resmi siparişi verilmiştir. Öncel IV ismi verilen proje kapsamında yeni alınacak 30 adet F-16’nın Block 50+ konfigürasyonunda olması kararlaştırılmıştır. Block 50+ konfigürasyonu ile F-16’lar diğerlerinden farklı olarak çok daha gelişmiş radarlara, aviyonik sistemlere ve teknolojilere sahiptirler. Ayrıca CFT olarak kısaltılan gövde üzeri yakıt tankları da eklenen bu modeller yaklaşık %30 daha uzun harekat yarıçapına yani dolayısıyla daha uzun havada kalış süresine sahiptir. 2007’de kesin siparişi verilen uçaklar 2012-2013 yılları arasında Türkiye’ye teslim edilmişlerdir. Proje kapsamında yine TAI son montaj işlemlerini ve test uçuşlarını gerçekleştirmiş, üretilen yeni nesil 30 F-16’nın 7 adedi ‘Mükemmel’, 19 adedi ise ‘Sıfır Hata’ etiketine sahip olmuştur. Proje plananlanan tarihten daha kısa sürede tamamlanmış olup Türkiye bu alımla birlikte mevcut F-16 filolarını önemli ölçüde desteklemiştir.

Ä°lgili resim

CCIP Modernizasyonu ile “Çağıyla Yarışan” Türk Hava Kuvvetleri:

Bir yandan kaybedilen uçaklar yerine çok daha kaliteli ve kabiliyetli uçaklar tedarik edilirken diğer yandan da eldekilerin modernize edilmesi düşünüldü. 1990 yılından 2010 yılına kadar gelinen süreçte teknoloji beklenenden de hızlı gelişmiş, envanterde yer alan F-16 uçakları günün teknolojisinden uzak kalmaya başlamıştı. İhtiyacın giderilmesi için öncelikle Öncel III projesi başlatıldı ve farklı block konfigürasyonlarında 10 adet F-16 TAI’de testbed olarak modernize edildi. Gerçekleştirilen modernizasyon faaliyeti kapsamında test edilen uçakların ihtiyacı karşılamasına yönelik geri dönüş olumlu bulununca proje oldukça genişletildi ve Türk Hava Kuvvetleri envanterinde yer alan tüm Block 40 ve Block 50 F-16 savaş uçaklarına uygulandı. CCIP olarak isimlendirilen bu proje kapsamında 165 adet F-16 modernize edildi, Öncel III projesi ile modernize edilen uçaklarla birlikte toplamda 175 adet F-16 uçağı seri şekilde modernize edilmiş oldu. Modernizasyon işlemlerine Ekim 2010 tarihinde başlanan projede, 149 adet F-16, TAI tesislerinde TAI tarafından, 16 adet F-16 ise TAI teknik desteğinde 1.HİBM Komutanlığı’nda modernize edilmiştir. Bu modernizasyon programları kapsamında eldeki tüm Blok 40 ve Blok 50 konfigürasyonunda ki F-16 savaş uçakları, teknolojik anlamda yeni tedarik edilen gelişmiş Blok 50+ konfigürasyonunda ki F-16’lar ile aynı seviyeye gelmiş, uçakların gövde ömürleri 8.000 saatten 12.000 saate çıkarılmıştır. Geliştirilmiş APG-68[V9] radar, ALQ-178 V(5) Elektronik harp sistemi, Kaska Monteli Nişangah sistemi, AIM-9X ve Slam-Er gibi mühimmatların tedariki, SNİPER hedefleme podlarının tedariki gibi önemli güç bileşenlerini bünyesine katmıştır. Blok 30 konfigürasyonunda ki 37 adet F-16 savaş uçağının da kısmi olarak bu modernizasyon projelerinden pay aldığı bilinmektedir. Proje 2015 yılında tamamlanmış olup Öncel III/IV ve CCIP programları ile birlikte Türk Hava Kuvvetleri bölgesinde lider bir vurucu güce erişmiş, hepimizin bildiği meşhur slogan olan “Çağıyla Yarışıyor” ifadesi gerçek hale gelmiştir.

Özgür projesi ve Günümüz:

CCIP modernizasyonundan sonra gücü tazelenen Türk Hava Kuvvetleri son olarak Block 30 F-16 uçakları için önce bir yapısal modernizasyon projesi başlattı. Proje uçakların gövde ömürlerinin uzatılması ile başarılı olarak tamamlandı. Bundan sonra ÖZGÜR adını alan yeni bir modernizasyon projesi başladı. Projenin içeriği bu defa diğer projelerden farklı olarak Block 30 tipi F-16 uçaklarının görev bilgisayarının değiştirilmesi üzerineydi. ASELSAN ve TAI’nin ortak çalışması ile sürdürülen proje kapsamında prototip uçak test uçuşlarını başarı ile gerçekleştirildi. Projenin seri olarak tüm F-16 Block 30 savaş uçaklarına uygulanacağı tahmin edilse de en azından açıklanan haberler doğrultusunda şimdilik böyle bir faaliyetin gerçekleştirilmediği anlaşılıyor.

Günümüzde açık kaynaklarda paylaşılan bilgilere göre Hava Kuvvetlerimiz envanterinde 36 adet Block 30, 102 adet Block 40, 71 adet Block 50 ve 29 adet Block 50+ olmak üzere 238 adet F-16 savaş uçağı bulunmaktadır. Bu uçaklardan 29’u oldukça yeni, 173’ü ise tam CCIP modernizasyonludur. Haricinde kalan uçaklar ise yapısal modernizasyonlara tabi tutulmuş, kısmi olarak da CCIP modernizasyonundan pay almışlardır.

Projesi 1983’lerde start alan, 1987’de ise tam anlamıyla başlayan F-16 serüvenimiz halen son hızıyla devam etmektedir. An itibariyle Hava Kuvvetlerimizin ana vurucu gücünü oluşturan F-16 uçaklarımız, 2030’lu yıllarda Milli Muharip Uçak TF-X’in envantere girmesiyle emekli edileceklerdir.

Ä°lgili resim


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here