Bildiğiniz gibi ülkemizin kadim dostu(!) Yunanistan ile aramızda yaşanan diyaloglar zaman zaman sertleşiyor ve iki ülke adeta restleşiyor. Hatta bu restleşmeler yeri geldiğinde iki ülkeyi savaşın eşiğine kadar getiriyor. Ucu uzun zamandır savaşa çıkmasa da yakın geçmişte de bu tarz gerilimler sıklıkla yaşandı. Bu gerilimlerde haliyle iki ülkenin karşılıklı olarak birbirine bilenmesine ve bununla beraber silahlanmasına yol açtı. Bu silahlanma yarışında iki ülkede çok iyi durumda olmayan ekonomisine rağmen imkânlar el verdiğince uçak, tank, gemi, denizaltı, helikopter vs. tedariki yapmaya çalıştı. Yunanistan doğrudan dış alıma yönelirken, Türkiye ise Yunanistan’dan farklı olarak (1974 Kıbrıs Barış Harekâtından sonra edindiği acı tecrübe ile) hazır alımın yanında elinden geldiğince yerli teknolojisini de geliştirmeye çalıştı. Yarış içerisinde Yunanistan ekonomik olarak buhrana sürüklendi ve şuanda da ekonomisi bitik vaziyette olmasına karşın halen daha yarışa devam etmek istiyor. Günümüz itibariyle Türkiye (özellikle de yerli ve milli olarak geliştirilen teknolojilerden kaynaklı) yarışı açık ara farkla önde götürmeye devam ediyor. Hatta olay öyle bir noktaya geldi ki artık bir yarıştan da bahsetmek oldukça zorlaştı. Zira fark öylesine açıldı ki, Yunanistan basını bile artık TV programlarında Türkiye’nin kendileri için ölümcül seviyede bir tehdit seviyesine ulaştığını beyan ediyor.

Yine de buna rağmen henüz iki ülkenin yarışa devam ettiği zaman diliminde Yunanistan’ın edinmiş olduğu önemli bir kabiliyet bulunuyor. Bu kabiliyet PATRIOT ve S300 hava savunma sistemleri ile elde edilen hava savunma şemsiyesi. Bizde bu yazımızda Yunanistan’ın hava savunma şemsiyesini ve bu şemsiyenin Türk Hava Kuvvetleri’nin vurucu gücü karşısında potansiyel savunma becerisini analiz edeceğiz.

turkish air force f4 ile ilgili görsel sonucu

Öncelikle Yunanistan’ın aktif olarak kullandığı hava savunma sistemleri (HSS) ile başlayalım. Yunanistan 1990’ların sonu-2000’lerin başında Rusya’dan S300 sistemi tedarik etmiştir. ABD’nin Türkiye’nin S400 alımına karşı çıkmasından sonra tekrar gündeme taşınan bu konu bilerek veya bilmeyerek basında yanlış olarak servis edilmekte, sistemi Yunanistan’ın bile isteye aldığı gibi bir izlenim yaratılmaya çalışılmaktadır. Hazır yeri gelmişken işin gerçeğini de açıklayalım: 1990’ların ortalarında Güney Kıbrıs Rum Kesimi Türkiye’nin olası müdahalelerine karşı adaya konuşlandırmak üzere Rusya’dan S300 sistemleri talep ediyor. Görüşmeler olumlu sonuçlanıyor ve 1990’ların sonuna doğru Rusya sistemin satışını gerçekleştiriyor. Fakat tamda burada Türkiye bu sistemin Kıbrıs adasına yerleştirilemeyeceğine dair baskılar yapıyor. Türkiye’nin yoğun baskısı sonuç veriyor ve ödemeleri yapılmış ve üretilmiş sistemi Yunanistan teslim alıp Girit adasına yerleştiriyor. Basında pek bu şekilde anlatılmasa da işin aslı bu şekilde. Yani ortada Yunanistan’ın satın aldığı bir S300 yok, S300 sistemi üzerine kalmış bir Yunanistan var. S300’ler resmi kaynaklara göre 300 km’lik bir radar kapasitesine ve 150 km’lik bir angajman mesafesine sahipler. Sistem bir bataryadan mı yoksa daha çok sayıda bataryadan mı oluşuyor bu konuda net bir bilgiye erişemedik fakat sistemin tamamı ile Girit’te konuşlu olduğu biliniyor. Geçtiğimiz yıllarda Yunanistan sistemi NATO radar ağına entegre etme girişiminde bulunmuş olsa da NATO tarafından bu girişim geri çevrildi. Sistem şuan yek parça olarak çalışmaya devam ediyor. Daha çok İsrail ve ABD tarafından ortak tatbikat bahanesiyle test amacıyla kullanılıyor fakat yine de icap ettiği durumlarda (özellikle Türk hava araçlarına karşı) kullanılabileceği biliniyor.

S300’den sonra Yunanistan’ın (bu defa kendi satın aldığı) Patriot sistemlerini görüyoruz. Patriotlar şuanda Yunan hava savunma kuvvetlerinin bel kemiğini oluşturuyor. Yunanistan’ın 2003 yılında envanterine kattığı bu sistemler (Patriot PAC III) 170 km radar menziline ve 150 km angajman menziline sahip. Yunanistan toplamda 6 batarya Patriot PAC III kullanıyor.

Bunların yanında Yunanistan TOR M1, HAWK, STINGER gibi birçok savunma sistemini de envanterinde bulunduruyor fakat bu sistemler bizim için bir Patriot veya S300 kadar büyük tehdit değiller. Dolayısıyla bu sistemler hakkında detaya girmeye gerek görmüyoruz. Fakat yine de merak edenler için şöyle bir kısa açıklama yapabiliriz: Patriot ve S300 dışında kalan sistemler genellikle kısa/orta menzilli savunma sistemleri. Ve genel itibariyle 2000’li yılların başları ve 2000’lerin öncesinde tedarik edilen sistemler. Dolayısıyla nitelikleri de üretildiği yıllarda bulunan nitelikleri kapsıyor. Özetle antika olarak değerlendirilmese de yeni olarak da değerlendirilemezler diye bir açıklama getirebiliriz.

S300 ve PATRIOT bataryaları nerelerde konuşlu?

S300 bataryalarının tamamının Girit adasında konuşlu olduğunu yukarıda söylemiştik. Patriot bataryaları ise Ege denizi üzerinde genel olarak kuzey ve orta bölgeleri içeren bir kaplama alanına sahip.

yunan hava savunma sistemleri ile ilgili görsel sonucu

Yunan forumlarından aldığımız bu resim Patriot ve S300 bataryalarının hangi bölgelere yerleştirildiği konusunda bize bilgiler verebilir. Resimde Patriot sistemlerinden;

1 batarya Kavala bölgesine,

2 batarya Selanik bölgesine,

2 batarya Atina bölgesine,

ve 1 batarya İskiri adasına yerleştirildiği görülebilir. Aynı zamanda bu sistemlerin gerektiği durumlarda Ege denizi üzerinde özellikle bizim için nasıl bir baskı unsuru olabileceği de net olarak görülmektedir.

Olası bir savaş durumunda bu baskıyı kırmamız mümkün mü?

Öncelikle olası bir savaş durumunda bu baskıyı kırmamız evet mümkün ancak çocuk oyuncağı dersek biraz aşırı özgüvene kaçmış oluruz. Zira her şeyden önce bu baskının kırılması için envanterde yer alan silah stoğumuzun önemli bir bölümünü harcamamız gerekebilir. Sistemlerin tamamen susturulması için yoğun bir mühimmat atışı yapılması gerekebilir. Dolayısıyla bu baskıyı kırmak uygulama olarak bir nebze kolay olsa da aynı zamanda oldukça maliyetli bir iş olacaktır.

Yunan Hava Savunma Sistemlerini etkisiz hale getirecek silahlarımız nelerdir?

Şuan itibariyle elimizde Yunan hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirecek hem Türk menşeili hem de yabancı menşeili silahlarımız bulunmaktadır. Bu silahlar sırasıyla: Popoye I füzeleri (İsrail), AGM-84K Slam-Er seyir füzeleri (ABD), AGM-88 HARM anti radyasyon füzeleri (ABD), SOM-A-B1 seyir füzeleri (Türkiye) ve BORA (Türkiye) taktik balistik füzeleridir.

Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde şuanda bilinen sayılara göre:

40+ adet Popoye,

48 adet Slam-Er,

90+ adet HARM,

70+ adet BORA yer almaktadır. SOM füzelerinin ise envanterde ki sayısı belli değildir. Buna rağmen halk arasında ki tabirle kökü bizde olduğu için gerek savaş durumunda gerek istenildiği herhangi bir durumda seri şekilde büyük sayılarda üretimi yapılabilir.

Adet bilgilerini verdiğimiz saldırı füzelerini biraz daha detaylandıracak olursak:

Popoye füzeleri yalnızca F-4 uçaklarından atılabilen füzelerdir. Esasen gerektiğinde Güney Kıbrıs’ın satın aldığı S300 sistemini etkisiz hale getirmek için İsrail’den satın alınmışlardır. Menzilinin 150 km olduğu bilinmektedir.

Ä°lgili resim

Slam-Er füzeleri ise yine Yunanistan’ın Slacp-EG füzelerine karşılık vermek maksadıyla ABD’den tedarik edilmişlerdir. Hem sabit hem de hareketli hedeflere karşı etkilidirler. 250 km maksimum menzile sahip oldukları bilinmektedir.

Ä°lgili resim

HARM füzeleri ise 150 km maksimum menzile sahip, süpersonik bir anti radyasyon füzesidir. Yani anti radar füzesi olarak görev yapmakta olup birincil hedefleri radar sistemleri ve unsurlarıdır. ABD’den satın alınmışlardır.

agm 88 harm ile ilgili görsel sonucu

Yerli ve milli olarak geliştirilen SOM füzelerine bakacak olursak, 250+ km menzile sahip olup, hem sabit hem de hareketli hedeflere karşı hassas şekilde kullanılabilme imkanları vardır. Envanterde kaç adet olduğu bilinmemekle beraber son olarak 415 adet siparişin verilmesi planlanmaktadır.

Ä°lgili resim

Son olarak Bora taktik balistik füzelerimiz diğer silahlarımıza göre biraz özel durumlu olmakla beraber yine de olası bir savaş esnasında kullanmaktan çekinilmeyecektir. 280+ km menzile sahip olup, 470 kg parçacık tesirli harp başlığı taşımaktadır. Vuruş hassasiyeti oldukça yüksektir.

bora füzesi ile ilgili görsel sonucu

Peki, bu silahlarımızla olası bir savaş durumunda Yunan Hava Savunma Sistemlerini ne derece susturabiliriz?

Biraz önce bahsetmiş olduğumuz gibi envanterimizde bulunan silahlarımız sayesinde elimizde bu sistemleri susturma kabiliyeti vardır. Bunu çok ince olarak operasyonel anlamda irdelemek herkesçe anlaşılmayacağı için basit bir ifade kullanarak şöyle açıklayabiliriz:

Hava savunma sistemlerinin çalışma mantıklarını “Hava Savunma Sistemi nedir? Ne işe yarar? Nasıl çalışır?” başlıklı yazımızda detaylı olarak anlatmıştık. Bu yazımızda doyum noktası diye bir kavramdan bahsetmiş ve bu kavramın bir dayanma sınırını ifade ettiğini belirtmiştik. Yani ne olursa olsun, kim yapmış olursa olsun, alçak veya yüksek her türlü sistemin bir dayanma sınırı vardır ve bu sınır aşıldığı takdirde sistem beklenen korumayı sağlayamaz.

Türk Silahlı Kuvvetleri de bu mantıkla geliştirilen bir saldırı planı yaptığı takdirde biraz maliyetli de olsa Yunan hava savunma sistemlerinin operasyonellik oranını %0’a veya buna yakın bir orana düşürebilir.

Ä°lgili resim

Şöyle ki, birbirlerine yakın zamanlarda ateşlenecek ve aynı anda hedef üzerine varmış olacak bir mühimmat atış planı sayesinde Yunan hava savunma Sistemleri bir anda onlarca hatta yüzlerce hedefle karşı karşıya kalmış olacak. Yani yaklaşık aynı anda Yunan hava savunma sistemlerini hedef alarak savaş uçaklarından atılmış SOM, Slam-Er, HARM, Popoye ve karadan fırlatılmış Bora füzeleriyle yapılacak bir satürasyon saldırısı sırasında bu sistemler adeta hangi hedefe angaje olacağını şaşıracak ve çok fazla dayanamadan imha olacaklardır.

Peki, saldırı esnasında savaş uçaklarımız riskli bir durumla karşılaşabilir mi?

Potansiyel olarak bu ihtimal her zaman var lakin çözümü de basit. Çiğli 2. Ana Jet Üssüne yerleştirilecek bir KORAL Elektronik Harp Sistemi ile savaş uçaklarımız için bir koridor oluşturulabilir. Koral bölgede bulunan Yunan radarlarına Jamming (karıştırma) uygulayarak radarların kör olmasını sağlayabilir ve bu sayede savaş uçaklarımız operasyonu daha rahat bir şekilde icra edebilir. Buna ek olarak Koral, menzili içerisinde yer alan Patriot ve S300 bataryalarının da radarını karıştırarak bu sistemleri imha etmek için gönderilen mühimmatlara karşılık veremez hale getirebilir. Son olarak Yunan Hava Kuvvetlerine bağlı savaş uçakları ile karşı karşıya gelinmesi ihtimaline karşı da yine Koral’ın elektronik harp kabiliyeti kullanılarak Yunan savaş uçakları köreltilebilir ve bu sayede Türk savaş uçaklarının bekası artırılabilir.

Ä°lgili resim

Bu arada şunu belirtmek gerekir ki yapılacak saldırının illa satürasyon doktrininde yapılması şart değildir. Koral sayesinde elde ettiğimiz elektronik harp kabiliyetini kullanarak çok daha az mühimmat harcayarak yani dolaylı yoldan maliyeti düşürerek de gerektiğinde bu tür saldırılar yapılabilir.

Evet genel itibariyle Yunan hava savunma sistemlerine karşı Türk Silahlı Kuvvetlerinin vurucu gücü bu şekildedir. Yunan hava savunma sistemleri her ne kadar bizim için Ege’de bir baskı unsuru olsa da bu baskıyı kırmak Türk ordusu için çok zor bir iş değildir. Hatta kolaya yakındır bile diyebiliriz. Bu da bize olası bir Türk-Yunan savaşında Yunanistan’ın hava savunma sistemlerine fazla güvenmesi halinde Türk ordusu karşısında çok zor durumlara düşebileceğini ve eninde sonunda savaşı kaybeden taraf olacağını göstermektedir.


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

6 YORUMLAR

  1. efendim zaten son olaylar mukabilinde yunanistan’ın güvendiği tek bir şey daha var diyebilirim. scalp füzeleri.
    envanterlerindeki 90 adet scalp füzeleri ankaraya kadar her yeri vurabilir ki doğrudur. ancak gerek mirage uçak sayıları(24 tane migare ve sadece mirageden atılabiliyor bu füzeler) gerek bomba sayısının da dengeleri yunan lehine döndereceğini sanmıyorum. ayrıca koral büyük avantaj olup uydudaki göktürk 1 ve 2 casuslarımızla hvkknın satüratif değil de daha hesaplı bie şekilde tehditleri tespit edip yok edeceğine inanıyorum

  2. Üstadım yanılmıyorsam IAI Harpy hava savunma sistemini bastırmak için kullanılıyor ve biz belirli bir sayıda envanterimize katmıştık diye hatırlıyorum , faydalı bilgiler için teşekkür ederim sizi zevkle takip ediyorum .

  3. Arkadaşlar yunanla bizim silah ve savaş güçümüzü kıyaslamak zaman kaybından başka bişey değildir.yunan gibi 7 ülke daha katın öyle kıyaslamak gerek yada abd le kıyaslayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here