Takipçilerimizin yakından tanıdığı F-35 savaş uçakları Türkiye açısından artık iyice arap saçına dönmeye başladı. Özellikle papaz Brunson olayları ve Türkiye’nin Rusya’dan S400 Hava Savunma Sistemi satın alması konusundan dolayı ABD tarafında bu uçakların Türkiye’ye teslim edilmemesi ve hatta Türkiye’nin projeden çıkarılması bile gündemde. Bu konu hakkında daha önce detaylı birçok açıklamamız bulunduğu için artık üzerinde fazla durma gereği görmüyoruz.

“Tüm detaylarıyla F-35” yazımızı buraya tıklayarak,

“F-35’in Konfigürasyonları” yazımızı buraya tıklayarak,

“F-35 ambargosunun ne gibi sıkıntılara yol açacağı”na dair olan yazımızı buraya tıklayarak,

“F-35 ambargosuna karşı neler yapılabilir” yazımızı buraya tıklayarak,

Ve son olarak “100+16/32 adet F-35 yeterli mi? Fazla mı?” yazımızı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu yazımızda ise diğer yazılarımızda pek bahsetmediğimiz, F-35’in adeta karanlık tarafı olan ALIS – Otonom Lojistik Bilgi Sisteminden bahsedeceğiz.

Ä°lgili resim

Türk Hava Kuvvetleri bildiğiniz gibi 100 adet F-35A almayı planlıyor. Bu plana göre şuanda 30 adet F-35A’nın kesin siparişi verildi ve hatta ilk 2 uçağın teslimatı Haziran ayında yapıldı. Bu konfigürasyonda 70 adet daha F-35 siparişinin gelecek yıllarda verileceği düşünülüyor. Türk Deniz Kuvvetleri ise kimi kaynaklara göre 16, kimi kaynaklara göre ise 32 adet F-35B talebinde bulunuyor. Deniz Kuvvetlerimiz bu uçakları TCG-ANADOLU ve yine yapılmasını talep ettiği TCG-TRAKYA amfibi hücum gemilerinde kullanmak için istiyor.

Bu hesaba göre toplam 116 veya 132 adet gibi hacmi büyük sayılarla F-35 alacağı düşünülen Türkiye’nin aklında bu uçakla alakalı her daim bir soru işareti olacaktır ve olmalıdır da. Zira ana üreticinin ABD olması ve buna bağlı olarak diplomatik anlamda henüz uçakları bile teslim almadan baş gösteren ciddi sorunların oluşması, uçağın kaynak kodlarına erişim izninin Türkiye’ye tanınmaması, ana bakım merkezlerinden birine ev sahipliği yapacak ülkemizin özellikle motor bloğu başta olmak üzere uçağın çeşitli noktalarını açmasının yasak olması gibi konuları göz önüne alırsak neden soru işareti olacağı ve bir yandan da neden olması gerektiğini daha açık şekilde anlayabiliriz.

black f-35 ile ilgili görsel sonucu

Tabi işin sadece diplomatik boyutla sınırlı kalmıyor. F-35’lerin akıllarda soru işareti bırakan bir diğer konusu ise ALIS olarak kısaltılan Otonom Lojistik Bilgi Sistemi. Sistemin amacı çeşitli kaynaklarda F-35 savaş uçaklarının harbe hazır halde kalmalarını sağlayacak, gerekli lojistik hattın ve yedek parça temininin dünya geneline yayılmış bir internet ağı ile otonom şekilde oluşturulmasını sağlamak olarak anlatılıyor. Bu süslü anlatım her ne kadar kulağa hoş gelse de esasen bu sistem uçağı tamamen ABD’ye bağımlı hale getiriyor ve ABD’nin çıkarlarına ters bir amaçla kullanılma imkanını oldukça düşürüyor.

Aslında baktığımız zaman F-35’lerin geliştirilme amaçlarından birinin de bu olduğunu görüyoruz. İlk olarak JSF – Müşterek Taarruz Uçağı adıyla başlayan projede amaç ABD ve ABD’nin müttefiği olan ülkelerin envanterinde bulunan ve artık eskimeye başlayan savaş uçaklarını bu yeni üretilecek uçaklarla yenilemek ve bununla beraber ABD ile yapılacak ortak operasyonlarda daha yüksek seviyede bir koordinasyon sağlayacak ortak bir platform geliştirmekti.

f-35 network ile ilgili görsel sonucu

İşte ALIS sistemi böyle bir platform için özel olarak geliştirilmiş bir sistem. Sistemin amacı yukarıda söylediğimiz gibi süslü bir şekilde lojistik ihtiyaçları otonom şekilde gidermek ve uçağın faal halde tutulmasını sağlamak olarak açıklanmasına karşın özellikleri ve yapabilecekleri yalnızca bunlardan ibaret değil.

ALIS, uçak henüz yere inmeden yani daha havadayken uçakta değişmesi gereken bir parçanın veya aksamın olup olmadığını kontrol eder ve eğer böyle bir durum varsa o parçayı veya aksamı tespit edip değiştirilmesi gerektiğini yerde ki kontrolör sistemlere aktarır. Bununla beraber aynı bilgileri ABD’de ki bilgi sistemlerine de gönderir. Yani ABD anlık olarak uçakta değişmesi gereken parçadan haberdar olmuş olur. Bu kulağa hoş gelmese bile yine de çok kafaya takılacak bir mesele gibi durmuyor olabilir. Ki ALIS’in yapabileceklerinin yanında bu zaten hiçbir şeydir. ALIS bu özelliği ile ülkelerin ABD’ye bağımlı kalmadan yedek parça üretmesinin ve stoklamasının da önüne geçmektedir. Zira parça ihtiyacı olduğu anda ALIS üretici firma Lockheed Martin ile otomatik olarak iletişime geçmekte ve yedek parça talebinde bulunmaktadır. Bu parça kullanıcı ülkede üretebilecek bir parça olmasına karşın ALİS sayesinde parçanın ABD’den ithal edilmesine mecbur kalınacaktır. Buna da bağlı olarak ülkelerin envanterinde bulunan yedek parça veya yedek aksam sayıları gerçek zamanlı olarak yani an be an ABD tarafından bilinecektir.

Ä°lgili resim

(Sanırım bazılarımızın gözünde ki “mükemmel uçak F-35” bakış açısı biraz değişmeye başlamıştır.) ALIS’in sebep olabilecekleri bunlarla da sınırlı kalmamaktadır. Ne zaman hangi parçanın değişmesi gerektiğini bilen ALIS, bu sayede farklı ülkelerin envanterinde bulunan F-35 savaş uçaklarının harbe hazırlık oranını da otomatik olarak öğrenmekte ve bu bilgileri anında ABD’ye göndermektedir.

Harbe hazırlık oranı ki bir hava kuvvetinin kesinlikle en mahrem noktalarından bir tanesidir. Bilmeyenler için “harbe hazırlık oranı” kısaca: bir savaş uçağının savaşmaya ne kadar hazır olduğunu belirten bir orandır. Uçağın yedek parça ihtiyacından yapılan bakımın seviyesine, üzerinde bulundurduğu parça ve aksamların en son ne zaman değiştiğine göre değişen bu oranın her daim yüksek olması gerekmekle birlikte dönem dönem bu oranlarda düşüşler meydana gelebilir. Hava kuvvetleri ise bağlı olduğu ülke içinde bile bu oranlardan herhangi bir şekilde bahsetmez. Zira bu bilgilerin gizli tutulması gerekmektedir. Zaten sizlerde takdir edersiniz ki bir savaş uçağının o an ki savaşabilme kabiliyeti yalnızca birincil kullanıcının bilgisi dahilinde olması gereken bir husustur.

Ä°lgili resim

Bunlar ALIS’in resmi olarak yapabildiği şeyler. Birde tüm bunların dışında ALIS’in bir diğer özelliği olarak görev planlamalarına yapay zeka ile destek sağlayabileceği de söylenenler arasında. Bu da yine ABD’nin, uçağın çıktığı görevde hangi misyonları yerine getireceğine, hangi mühimmat tiplerinin uçakta yüklü bulunduğuna, nereye gideceğine, hangi irtifada hangi hızla seyredeceğine dair olan bilgilere erişebilmesi anlamına geliyor.

Bununla bağlantılı olarak ortaya atılmış bir diğer iddia ise ALIS’in bunlardan da ibaret olmadığı, aslında uçakta ki tüm sistemlerle iletişim halinde olduğu ve bu sayede örneğin motorun o an kaç devirde çalıştığı, yakıtın ne kadar kaldığı gibi birçok detay bilgiye de erişebileceği ve bu bilgileri ABD’ye gönderebileceği yönünde.

Resmi olarak ALIS sisteminin getirdiği dezavantajlarda bile çok büyük güvenlik zafiyetleri varken gayriresmi olan bilgilerde geçen dezavantajlar –şayet doğru ise- F-35’in resmen başka ülkelere kiralık verilmiş birer ABD uçağı olduğunu bize gösteriyor.

Konuya fazla hakim olmayanlar için meydana gelebilecek güvenlik açıklarını biraz daha detaylı anlatalım:

ALIS sayesinde yedek parça/aksam temininin otonom olmasına karşın ABD’nin alacağı bir kararla bu lojistik hat sekteye uğrayabilir. ABD’nin olası bir ambargo kararında ALIS kanalından bize ulaşan yedek parçaya ambargo uygulandığı takdirde uçakları faal halde tutmak oldukça zor olabilir. Bununla beraber yine benzer şekilde çeşitli yazılım güncelleştirmelerinden de mahrum bırakılabiliriz. Bu da uçağın savaşma potansiyelini düşürebileceği gibi daha ileri çapta yani uçağı havalanamayacak kadar zor bir duruma getirebilir.

F-35 turkish ile ilgili görsel sonucu

Uçağın havadayken bile anlık birçok kritik bilgisinin ABD tarafından bilinmesi başlı başına zaten bir güvenlik sorunu. Bununla alakalı daha kötü bir nokta ise ABD’nin olası bir savaş durumunda bu bilgileri başka ülkelere vermeyeceğine dair bir garanti yok. Yani diyelim ki ABD’nin çıkarlarına ters olacak bir savaşa girdik. Bu savaşın doğrudan ABD ile olmasına gerek yok, sadece ABD’nin çıkarına ters düşmesi yeter. ALIS sayesinde ABD bizim düşmanımıza uçağın o an hangi irtifada olduğunu, hangi mühimmatın yüklü olduğunu, hangi hızla seyrettiğini, nereyi vuracağını vs. söyleyebilir.

Bu bilgileri ABD bir başka ülkeye vermese bile en nihayetinde bir çeşit internet ağı üzerinden gerçekleşen bu haberleşmeye siber saldırılarla müdahale edilebilir ve yine birçok ülkeye ait birçok kritik bilgi 3. ülkelerin/şahısların eline geçebilir.

İşte yazımızın başlarında belirttiğimiz F-35’in karanlık yüzü böyle. Yani F-35 maalesef o kadar da masum bir uçak değil. ABD’ye her anlamda tam bağımlı bir uçak. Oluşabilecek potansiyel güvenlik tehditleri nedeniyle ABD’nin çıkarları dışında veya daha açık bir dille ABD’nin izin vermediği bir operasyonda faydalı şekilde kullanmamızın neredeyse imkânsız olduğu bir uçak.

F-35 turkish ile ilgili görsel sonucu

Fakat yine de şunu kabul etmek gerekiyor ki tüm negatif özelliklerine rağmen F-35 öyle veya böyle bize faydası olacakta bir uçak. Türkiye’nin potansiyel tek düşmanı Yunanistan, İsrail veya ABD değil. Rusya, Mısır, İran, Suriye gibi ülkelerde ülkemizin potansiyel diğer düşmanları. Evet İsrail’e karşı F-35’leri kullanmakta çok büyük sorunlar yaşayabiliriz ancak İran, Rusya, Suriye gibi ülkelere karşı F-35’ler bizim için tam bir kuvvet çarpanı olacaklardır. Ayrıca 5. Nesil savaş uçağı yapma gayreti içerisinde bulunan ülkemizin dış kaynaklı da olsa 5. Nesil bir savaş uçağına sahip olması (her ne kadar uçağın tüm sırlarına erişemeyecek olsak bile) kendi projelerimiz için rol modellik yapabileceği, izin verildiği ölçüde incelenip öğrenilenlerin örnek olarak uygulanabileceği de bir gerçek ve bizim adımıza bir avantaj.

Bunun için de zaten yazımızın başında linkini verdiğimiz yazımızda belirttiğimiz gibi Türkiye için en iyi çözüm F-35 sipariş sayısını azaltmak, hava kuvvetlerinin vurucu gücünü F-35 üzerine kurmamak ve 3. Tip ABD yapımı olmayan fakat NATO standartlarına uygun bir savaş uçağının envantere girmesini sağlamak olmalı.

F-35 turkish ile ilgili görsel sonucu


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

4 YORUMLAR

    • malesef çinden uçak alamazsın, buda NATO standardı dışında ve çin daha yeni yeni uçak yapmaya başladı, eurofigther çok pahallı bir uçak f35 projesine girmeden önce eurofigther projesi değerlendirildi ama pahallı olduğu için ve birde politik açıdan f35 tercih edildi..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here