Yaklaşık 2 hafta önce Hamas tarafından Gazze’den İsrail’e sayısı toplam 700’leri aşan (bazı kaynaklara göre 800’e yakın) bir roket saldırısı yapıldı. Yapılan saldırılar sonucunda halk arasında ki tabirle İsrail’in bir nevi karizması çizilmiş oldu. Burada da en büyük pay İsrail’in oldukça güvendiği kendi üretimleri IRON DOME (Demir Kubbe) Hava savunma sistemine düştü. Iron Dome beklenen savunmayı yapamamasından dolayı günlerdir özellikle bizim medyamızda eleştiri yağmuruna tutuluyor.

Şimdi kısaca atılan mühimmatları ve Iron Dome’ın neden bu füzeleri vuramadığını bilgimiz dahilinde açıklayalım:

Ä°lgili resim

Öncelikle yapılan saldırının şiddetli bir saldırı olduğunu söyleyebiliriz. 700’den fazla roketle yapılan bir saldırıyı silahla 3-5 takırdı gibi algılamak hatalı bir yaklaşım olacaktır. Bu tür saldırılar “Satürasyon Saldırısı” olarak adlandırılmaktadır ve karşı konulması en güç saldırı taktiklerinden bir tanesidir.

Açık kaynaklarda edindiğimiz bilgilere göre İsrail’e atılan roketler topçu roketi sınıfında hatta daha düşük sınıfta bile oldukları söylenenler arasında. Zaman zaman obüs mermisinden hallice mühimmatların bile kullanıldığı söyleniyor. Tabii ki gözümüzle görmediğimiz için bu konuda net bir söylemimiz olamaz. Ancak kesin olan bir şey var ki atılan roketler balistik füze yapma kabiliyetine sahip bir devlet tarafından değil, el yapımı olacak şekilde sıradan militanların üretimi. Dolayısıyla teknolojinin oldukça mesafe kat ettiği bu dönemde savunma sistemleri de bu gelişmişliğe aynı gelişmişlikle karşılık vermesi için geliştiriliyor fakat bu defada bu sistemler hiçbir ileri teknoloji kullanılmadan, el yapımı olarak hazırlanmış hatta merdiven altı olarak tabir edilen şekilde üretilmiş silahlara karşı güçlükler yaşıyorlar. Tıpkı Iron Dome gibi…

qassam missile ile ilgili görsel sonucu

Buna rağmen Iron Dome sisteminin de olması gerekenden fazla eleştirildiğini belirtmemiz gerekiyor. Askeri teknoloji, füzeler, roketler ve hava savunma sistemleri konularına vakıf, bilgisi bulunan kişiler zaten olaylara hakim durumdalar. Merak eden ve bilgi edinmek isteyenler için ise şunları söyleyebiliriz:

Iron Dome sistemi İsrail’in bu gibi saldırılar için geliştirmiş olduğu özel bir sistem. Dünya genelinde şuana kadar bir benzeri veya muadili üretilmedi. Bu sistemi diğerlerinden ayıran özellik herhangi bir hava savunma sistemi gibi yalnızca güdümlü füze’leri değil güdümsüz roketleri de hedef almasından kaynaklanıyor. Yapı itibariyle roket gibi mühimmatları tespit edebilmek, takip edebilmek, bu mühimmatlara kilitlenebilmek ve müdahale edebilmek çok çok zordur. Iron Dome bu konuda roketlere karşı geliştirilen bildiğimiz tek sistemdir. Zaten bu kadar öne çıkmasının sebebi de budur.

Iron Dome denilen sistem aslında bugüne kadar kendinden beklenileni fazlasıyla yapmıştır. İsrail sıklıkla Hamas tarafından roket saldırısına maruz kalmaktadır. Deyim yerindeyse Hamas kafasına estikçe İsrail’e karşı atışlar yapmaktadır. Fakat İsrail buna rağmen 2 hafta önce yapılan saldırıya kadar kayda değer bir kayıp vermemiştir. Hatta 2 hafta önce yapılan saldırı da bile olması beklenenden fazla bir kayıp vermemiştir. Atılan roketlerin bir çoğu yerleşim alanlarının dışına düşmüştür. İmha edilen roketlerin bir çoğunun ise yerleşim alanlarına düşecek düşmesi beklenenler olduğu söylenmektedir. Bu yüzden roketlerden yerleşim yerlerine düşenlerin ve zarara yol açanların sayısı çok sınırlıdır.

Iron Dome sayesinde İsrail bu saldırıları bugüne kadar yüksek bir başarı oranıyla püskürtmüştür. Bunda şüphesiz sistemin nokta atışı olarak ihtiyaca yönelik olarak geliştirilmesi birincil önceliktir. Sistemin menzili yaklaşık 10 km olarak belirtilmektedir. Esas amaç yerleşim yerlerini ve kritik hedefleri korumaktır. Bu mentalite ile geliştirildiği için genel olarak diğer sistemlerde olmayan özellikler de Iron Dome sisteminde bulunmaktadır. Şahsi olarak bunlardan en beğendiğim özellik, sistemin atılan mühimmatı tespit ettikten sonra tahmini olarak nereye düşeceğini hesaplaması ve eğer yapılan hesaba göre mühimmat yerleşim yerlerinin dışına düşecekse bu mühimmatın imha edilmesi için herhangi bir reaksiyon göstermeye bile tenezzül etmemesi. Bu sayede işin ekonomik boyutu da gözardı edilmemiş oluyor ve zaten risk etkisi olmayacak bir rokete karşı mühimmat harcanmamış oluyor. Bunun yanında sistemin tamamen otonom olması, radarda herhangi bir yansıma görüldüğü takdirde yani bir saldırı yapıldığı takdirde sistemin yetkili bir kişiden ekstra bir onay almasına gerek olmaması, doğrudan atılan mühimmatı imha etmek için karşı mühimmat fırlatması da yine bu sistemin özelliklerinden.

Iron Dome ile ilgili görsel sonucu

Fakat sistemin o gün kendinden beklenen performansı sağlayamadığını da söylememiz gerekir. Resmi açıklamalara göre Iron Dome Gazze’den atılan 700’den fazla roketin yaklaşık 200’ünü vurabilmiştir. Yani atılan roketlerin yaklaşık 4’de 1’ini ancak vurabilmiştir. Bu da bu sisteme olan güvenin kırılmasına neden olmuştur. Hatta bu güven kırılmasından sonra İsrail savunma bakanı görevinden istifa etmiş, İsrail’de diğer yetkili merciler Iron Dome sisteminin geliştirileceğini açıklamıştır.

Yine de yukarıda söylediğimiz gibi yapılan saldırının şiddetli bir saldırı olması, Iron Dome’ın bugüne kadar yüzlerce belki binlerce roketi havada imha etmesi gibi etmenleri düşünürsek bu sistemin bir anda yerin dibine sokulması, alay edilmesi çok da anlamlı şeyler değildir. Hele hele yakın zamanda Kilis’e ve Hatay’a yapılan saldırılarda yakinen gördüğümüz üzere bu tür saldırılara karşı en ufak bir koruma sistemi olmayan bizlerin Iron Dome ile dalga geçmesi üzülerek söylüyoruz ki trajikomik bir davranıştır…

Hatay'a roket düştü ile ilgili görsel sonucu

Tüm bunlara ek olarak ana akım medyanın haberleri köpürtmesi ile oluşan algılardan bir tanesi de hava savunma sistemlerinin sahibine kesin bir koruma sağladığı algısı Bu algıyı da yıkmamız gerekiyor. Öncelikle şunu bilmek gerekiyor ki hiçbir sistem sahibine %100 koruma sağlamıyor ve yüksek ihtimalle de sağlayamayacak. Bunun yanında her sisteminde bir dayanma seviyesi yani bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor. Dolayısıyla yapılan değerlendirmelerinden buna göre olması gerektiğini düşünüyoruz.


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here