Operasyonların yapılması kadar bir de yönetilmesi vardır. Yapan kadar yönetenin de sağlam olması gerekir ki operasyon başarılı sonuçlandırılsın. Bizde bu yazımızda söz konusu hava harekatı olunca emir komutayı devralan unsurumuzdan bahsedeceğiz. İşte havadayken operasyonların gökyüzünde yönetilmesini sağlayan unsurumuz: Boeing 737 AEW&C ya da kısaca E-7T uçağımız.

turkish air force e-7t ile ilgili görsel sonucu

Havadan Erken İhbar ve Kontrol uçaklarımız uzun yıllar Hava Kuvvetlerimiz tarafından talep edilmiş, proje 1996 tarihinde gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi kararı ile başlatılmıştır. Proje kapsamında 1998 yılında dört ayrı firmadan teklif alınmış, 28 Kasım 2000 tarihinde SSİK tarafından Boeing/Northrop Grumman Ortaklığının ihaleyi kazandığı açıklanmış ve 4 Haziran 2002 yılında sözleşme imzalanmıştır. 23 Temmuz 2003 tarihinde 4+2 opsiyon olacak şekilde kesin sipariş verilmiştir. Proje takvimine göre uçakların 2007-2008 yılları arasında teslim edilmesi planlanmış fakat özellikle radar konusunda yaşanan bazı sıkıntılar nedeniyle proje yaklaşık 7 yıl aksamıştır. Bu aksamadan dolayı ana yüklenici Boeing firması Türkiye’ye yaklaşık 600 milyon dolarlık tazminat ödemiştir. Nihayetinde ilk uçak 2014 yılında resmi olarak göreve başlamıştır. Bu uçaklar sayesinde Hava Kuvvetlerimiz bir kuvvet çarpanı unsur elde etmiştir. Envanterimizde toplam 4 adet bulunmaktadır. Buna ek olarak 2 adet de opsiyon hakkımız bulunmaktadır. Proje maliyeti toplam 1,5 milyar dolar değerindedir.

TAI, HAVELSAN, ASELSAN, MİKES, KALE KALIP, THY ve SELEX gibi Türk firmaları da proje içerisinde birçok sorumluluk ve role sahip olarak projeye katılım sağlamışlardır.

turkish air force e-7t ile ilgili görsel sonucu

Uçakların amacı adı üzerinde Havadan Erken İhbar Ve Kontrol yapmaktır. Yani hem gökyüzünde olayların an be an içinde olan bir harekât merkezi hem de sahip olduğu uzun menzilli radar sayesinde uzak mesafelerden düşman hava unsurlarını tespit edebilmektedir. Bu sayede komutası altındaki uçakları çok daha etkili şekilde yönlendirebilir ve havada yaşanacak çarpışmanın seyrini değiştirebilir. Bunun en net örneği 1982’de Lübnan iç savaşı sırasında Suriye ile İsrail arasında, Mole Cricket 19 adı verilen ya da İsrail’lilerce Galile Barış Operasyonu adı verilen, 2. Dünya Savaşından sonra yaşanan en büyük hava muharebesidir. Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde konuşlu Suriye’nin SAM füze bataryalarını vurmak isteyen İsrail’e ait 90 adet F-15 ve F-16 uçağı, Suriye’ye ait 100 adet Mig-21 ve Mig-23 uçaklarıyla it dalaşına girmiş, yaklaşık 3 saat sürdüğü söylenen muharebenin sonucunda İsrail inanılması güç bir şekilde hiç uçak kaybetmezken, Suriye 90 adet uçağını kaybetmiştir. Aynı zamanda Suriye’ye ait 30 adet SAM bataryası da imha edilmiştir.

Bu olayın baş aktörü ise ilk akla gelecek şekilde ne İsrail’li savaş pilotları ne de İsrail’in kullandığı savaş uçakları veya onların mühimmatları değildir. Bu olayın kahramanı dönemin kuvvet çarpanı E-2 Hawkeye Havadan Erken İhbar ve Kontrol Uçağıdır. Bu uçak sayesinde İsrail Suriye MIG’lerini çok daha uzaklardan tespit etmiş, F-16 ve F-15 uçaklarını buna göre sevk ve idare etmiş, bu sayede İsrail jetleri Suriye jetlerine çok büyük üstünlük sağlamıştır.

Ä°lgili resim

Hava savaşlarında etkisi bu derece önemliyken Hava-Kara harekâtlarında da durum pek farklı değildir. Bunun en güzel örneklerden biri de ülkemiz tarafından icra edilen terörle mücadele harekâtlarından bir tanesidir. Geçtiğimiz senelerde toplam 75 adet savaş uçağı, 2 adet tanker uçak ve 1 adet Havadan Erken İhbar ve Kontrol uçağı olmak üzere toplam 78 hava unsuru ile icra edilen bir harekâtta 400’den fazla hedef vurulmuş, terör örgütüne çok büyük zayiat verdirilmiştir. İşte operasyonun bu kadar başarılı olmasında ki sebep de 75 muharip uçağın havadan sevk ve idare edilmesi sayesinde çok koordineli bir harekat becerisi sağlanması ve çok büyük bir uyumla (herhangi hiçbir karışıklığa mahal vermeden) görevin icra edilmesidir.

Şuan elimizdeki HİK (AWACS) uçakları Konya 3. Ana Jet Üssü’nde konuşlu, 131. HİK Grup Komutanlığı ya da bilinen adıyla Barış Kartalı filosuna bağlıdır. Envanterimizde 4 adet mevcuttur. Uçaklarımız hava koşullarına, irtifaya vs. bağlı olarak değişmekle birlikte yaklaşık olarak 360°’lik bir açıyla 400+ km’lik bir alanı radar ile tarama yeteneğine sahiptir. (İrtifa ve hava koşullarına göre bu mesafenin 600 km’ye kadar çıkabildiği söylenmektedir.) Bu sayede zaten tahmin edebileceğiniz üzere 4 adedi de havada olduğu zaman ülkemizin tamamının yanı sıra sınır komşularımızın hava sahaları bile gözetlenebilmektedir.

Ä°lgili resim

Özellikle Link-16 Haberleşme ağı sayesinde Savaş uçaklarımıza doğrudan hedef aktarımı yapabilmesi özelliği çok çok önemli bir özelliktir. Örnekle izah etmek gerekirse: Yunanistan’la savaşa girdiğimiz bir senaryo hayal edelim ve savaşın muharip jet uçaklarının karşılaşmasıyla başlayacağını varsayalım. Bu durumda elimizde bulunan HİK uçaklarımız uzun menzilli radarı sayesinde Yunanistan’a ait savaş uçaklarını uzak mesafelerden tespit edebilir, Türk savaş uçaklarını buna göre yönlendirebilir ve en önemlisi Yunan uçaklarına radar kilidi atıp bunu savaş uçaklarının ekranlarına aktarabilir. Bu sayede Türk tarafı savaş uçaklarının kendi radarı düşman uçak için tarama yapmasına gerek kalmadan doğrudan kilit atılmış şekilde atışa hazır olabilir. Pilotların tek yapması gereken füze menziline girip, atış yapmasıdır. Bunun haricinde HİK uçaklarımızın ileri seviyede Elektronik Harp ve Elektronik İstihbarat becerisi de olduğu söylenmektedir. Özellikle öz savunma konusunda radar güdümlü füzeleri yanıltmakta becerikli olduğunu da söyleyebiliriz.

Toplam 6-10 kişilik mürettebatla görev yapabilen Barış Kartalı, yakıt ikmali yapmaksızın 10 saat havada kalabiliyor. Azami 7000 km menzile sahip uçak 40.000 feet irtifada görev yapabiliyor.

Ä°lgili resim


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here