Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sincan Cezaevi yerleşkesindeki salonda görülen duruşmada, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında derdest edilen üst düzey komutanların müşteki sıfatıyla beyanlarının alınmasına başlandı. İlk olarak beyanda bulunan dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Abidin Ünal, bugüne kadar görülen duruşmalarda bazı sanıkların, hakkında yalan ifadelerde bulunduğunu ve kendisine iftira attığını belirtti.

‘GELEN BİLGİDE DARBE TEŞEBBÜSÜNÜ İMA EDEN BİR DETAY YOKTU’

Ünal, emekli Korgeneral Mehmet Şanver’in kızının İstanbul Moda Deniz Kulübü’ndeki düğününe katılmak üzere saat 19.00’da yola çıktığını anlatarak, “Saat 19.06 sıralarında Hava Kuvvetleri Komuta Merkezi’nden arandım. Genelkurmay Komuta Harekât Merkezi emriyle askeri uçuşların durdurulduğu ve havadaki uçakların indirilmesi emri geldiği söylendi. Gelen bu bilgide darbe teşebbüsünü ima eden en ufak bir detay yoktu. Eskişehir Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi üzerinden işlemin derhal yerine getirilmesi emrini verdim” dedi.

‘GENELKURMAY BAŞKANINA ULAŞMAM ENGELLENDİ’

Ünal, bu saatten sonra dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a ulaşmaya çalıştığını ancak kendisine “Genelkurmay Başkanı toplantıda, size döneceğiz” denilerek komutana ulaşmasının engellendiğini söyledi. Saat 22.10 sıralarında Ankara üzerinde F-16’ların uçtuğu bilgisi geldiğini söyleyen Ünal, şöyle konuştu:

Ä°lgili resim

“O andan itibaren durumun bir darbe teşebbüsü olduğunu değerlendirdim. O ana kadar bir darbe teşebbüsü ihtimali aklımıza gelmediği gibi hiçbir kaynaktan böyle bir bilgi iletilmiş değildi. Durumu derhal Korgeneral Şanver’e bildirdim ve salondaki bütün generalleri toplamasını söyledim. Havuz başına geçerken uçakların Akıncı Meydanı’ndan kalkmış olduğunu tahmin ederek Üs Komutanı Hakan Evrim’i aradım. Üçüncü teşebbüsümde telefonu açtı. ‘Bu uçaklar senin mi?’ diye sordum. ‘Benim. Görevi ben verdim. Mecburum’ karşılığını verdi. ‘Böyle bir mecburiyet yok. Havaya uçak kalkmayacağına dair size emir verildi. Derhal indir o uçakları’ dedim. Kendisine anayasal suç işlediğini de söyledim. Bana ‘İndiremem. Durum bildiğiniz gibi değil. Benim hayatım da sizin hayatınız da tehlikede. Yanımdakiler de telefonu kapatmamı istiyor’ dedi ve telefonu kapattı. Sonraki aramalarda bir daha açmadı.”

‘ÜSSÜNDEN UÇAK KALKAN KOMUTANLAR DİVAN-I HARP’LİKTİR’

Düğünde, havuz başında toplandıktan sonra bütün generallere dönerek, “Birliğinden veya üssünden uçak kalkan komutanlar Divan-ı Harp’liktir. Derhal herkes birliklerine ulaşsın ve durumu kontrol altına alsın” emrini verdiğini belirten Ünal, şöyle devam etti:

“Saat 22.30 civarında dönemin 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar aradı. Köprüler tutulduğu için karşıya geçemediğini söyledi. Orada bulunan 18 veya 19 general olarak bir kriz masası kurduk. Bu süreçte birçok telefon konuşması yaptık ve oradaki generaller ellerindeki bilgileri bana aktardı.”

AKIN ÖZTÜRK’LE TELFON KONUŞMASI

Abidin Ünal, saat 23.00’te Akın Öztürk’ü telefonla birkaç kez aradığını ve ona ulaşamadığını belirterek, “Mehmet Şanver, bana, onunla az önce görüştüğünü söyledi. Tahminen saat 23.47’de telefonu bana uzattı. Nerede olduğunu sordum. Akıncı’da torunlarla birlikte olduğunu söyledi. ‘Uçuşları duyuyorsundur’ dedim. ‘Evet, gece uçuşu var diye düşünüyorum’ karşılığını verdi. Ben de, ‘Akın Paşa’m, saf olmayalım, hangi cuma günü bu saatte gece uçuşu olmuş. Darbe mi yapıyor bunlar? Git kendileriyle konuş, bana da bilgi ver’ dedim. Onunla aramda geçen diyalog bu şekildeydi” diye konuştu.

‘ÇILGINLAR GİBİ BAĞIRIP, ÇIKIŞ YAPMAMIZI İSTİYORLARDI’

Ünal, 23.53’te kapıda 4-5 kişilik Arama Kurtarma İhtisaslı Personel’in (AKİP) belirdiğini ve tam teçhizatlı olduğunu belirterek, ekip lideri Fatih Astsubay’ın da izinde olmasına rağmen karşısında durduğunu söyledi. Gündüz kendisiyle gelen Mustafa Astsubay’ın da tam teçhizatlı olduğunu, sivil Yakup Yiğit’in kendisine tabanca doğrulttuğunu belirten Ünal, “Burada ne arıyorsunuz?” diye sorduğunu, karşılığında “Sizin güvenliğinizi almaya geldik” diye cevap verildiğini söyledi. Ünal, “Ben size böyle bir emir vermedim. Size kim emir veriyor?” dediğini, “Bilmiyorum” diye karşılık verildiğini, bunun üzerine de “O halde emir veriyorum. Çıkın dışarı, burada iş yapıyorum” ifadelerini kullandığını kaydetti. Bu kişilerin bir süre sonra gelen takviye ekiple birlikte bulundukları yere baskın yaptıklarını söyleyen Ünal, yaşananları şöyle anlattı:

moda deniz kulübü 15 temmuz ile ilgili görsel sonucu

“Bağırarak ve silah sıkarak bulunduğumuz yere geldiler. Sadece çılgınlar gibi bağırıyorlar ve çıkış yapmamızı işaret ediyorlardı. Ortalık tam bir kaos ortamına dönüşmüştü. Ekibin başındaki binbaşıya yaklaşarak sakin olmalarını söyleyip diyalog kurmaya çalıştım. Bu arada benim özel korumam olan AKİP başı Fatih bana sürekli olarak ‘gidelim’ diyordu. Plastik kelepçeyle yaklaşan darbecilere fırsat kalmadan dışarı hareket ettik. Fatih Astsubay’ın ‘Helikoptere biniyoruz. Acele edelim’ gibi sözlerini hatırlıyorum. Motor çalışır durumdaki helikoptere, benim sözde korumalarım ile bindik. Sivil giyimli Yakup Yiğit, tabancası elinde karşımda konumlandı. Sabiha Gökçen’e geldik. Yerde bekleyen CASA uçağının yanına indi.”

‘UÇAĞA BİNDİĞİMDE, İYİ UÇUŞLAR, DEDİM’

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda uçağa bindirildiğinde, uçaktaki ekibin kendisini İstanbul’a getiren ekip olduğunu gördüğünü ve ‘iyi uçuşlar’ dediğini söyleyen Abidin Ünal, sanıkların beyanlarında iddia ettikleri gibi ‘Akıncı’ya gidiyoruz’ yönünde bir talimatının olmadığını söyledi. Uçağın saat 01.40 sıralarında Akıncı Meydanı’na indiğini anlatan Ünal, “Uçaktan ininceye kadar Akıncı’da olduğumuzu anlamamıştım. Uçaktan indikten sonra Ahmet Özçetin’le (Akıncı Üssü eski Harekât Komutanı Kurmay Albay) karşılaştığım, makam aracı istediğim ve ‘141’inci Filo’ya gidiyoruz’ dediğime yönelik beyanlar tamamen maksatlı uydurmalardır. Ahmet Özçetin’i 141’inci Filo’ya gittiğimde gördüm. ‘Komutanım hoş geldiniz’ dedi. ‘Hoş bulmadık’ diye karşılık verdim. Yürürken, ‘Bozulmuş ayarları düzeltiyoruz’ dedi. Ben de, ‘Sizin ayarınız bozulmuş. Allah sizlere akıl fikir versin’ dedim” diye konuştu.

‘GECE BOYUNCA HAPSEDİLDİĞİM ODADA KİMSEYLE GÖRÜŞMEDİM’

Filoda bir odaya kapatıldığını ve cep telefonunu burada Ahmet Özçetin’in aldığının belirten Ünal, “Kapılar üzerime kilitlenmeden önce tuvalete gitmek istediğimi söyledim. Özçetin ve iki silahlı AKİP nezaretinde tuvalete gittim. Birkaç saat sonra tekrar tuvalete gitmek için kapıya vurdum. Ses alamayınca kapıyı yumruklamaya başladım. Sonra kapı açıldı. Bu şekilde birkaç kez AKİP nezaretinde tuvalete gidip geldim. Zaman zaman speküle edilen görüntülerim bu koridorda tuvalete geliş gidiş anındaki güvenlik kamera görüntüleridir. Gece boyunca hapsedildiğim odada kimseyle görüşmedim. Fatih Kahraman’ın ‘O gece ofise yerleştiğim, her türlü iletişim ortamına sahip olduğum, istediğim zaman dışarı çıkabildiğim’ yönündeki beyanları yalan ve iftiradan ibarettir” dedi.

Ünal, Ahmet Özçetin’in, o gece kelepçesiz Akıncı Üssü’ne getirilmesini bahane ederek, kendisini de bu girişimin içindeymiş gibi gösterme gayreti içinde olduğunu ve hakkında verilen beyanların bu gayret içinde verilmiş iftiralar olduğunu da dile getirdi.

ahmet özçetin ile ilgili görsel sonucu

‘TOP SESLERİ ÖĞLE SAATLERİNE KADAR DEVAM ETTİ’

16 Temmuz saat 08.00 sıralarda Akıncı Meydanı’na uçaklar tarafından top atışı yapıldığını duyduğunu belirten Ünal, “Bu saatlerde başlayan top taarruzu sesleri aralıklı olarak öğle saatlerine kadar devam etti. Bu seslerin iki ya da üç kez kalkışa teşebbüs eden ve içinde Akın Öztürk’ün de bulunduğu helikopterlerin kalkışının önlenmesi için Eskişehir Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi (BHHM) tarafından F-4 uçaklarını görevlendirilmesi ile gerçekleştiğini sonradan öğrendim” ifadelerini kullandı.

‘SAAT 14.20 SIRALARINDA AKIN ÖZTÜRK GELDİ’

Saat 14.20 sıralarında tutulduğu odaya Akın Öztürk’ün geldiğini anlatan Ünal, “Metal düğmeli gömlekle resmi üniformalıydı. ‘Sen burada mıydın?’ dedi. Gece boyunca Genelkurmay Başkanı ile birlikte olduklarını, darbeyi önlemeye çalıştıklarını, halen müzakerelerin devam ettiğini, sivil savcıya değil askeri savcıya teslim olmayı teklif ettiklerini, bu arada iki kez helikopterle ayrılmaya teşebbüs ettiğini ancak ateş açıldığı için kalkış yapamadığını söyledi. Genelkurmay 2’nci Başkanı’nın da karargâhta olduğunu söyleyerek, yanına gitmemizi istedi. Ben kabul etmedim. Helikopterle Akıncı Üssü’nden ayrılamayan Akın Öztürk’ün bizlerle birlikte ayrılmayı planlamış olabileceğini tahmin ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

‘ELİMİ ÖPEREK AF İSTEDİ’

Ünal, Akın Öztürk ayrıldıktan sonra Astsubay Yılmaz Bahar’ın yanına geldiğini belirterek, “Elinde meşrubat ve pasta ile içeri girdi. ‘Komutanım bizi affedin. Biz vatan haini değiliz, iki yıldır bizi ‘kafanızı koparacaklar’ diye korkuttular’ dedi. Elimi öperek af istedi. Gözleri yaşardı. Ben de asıl affın devlete ait olduğunu ifade ettim, ayrıldı. Bir süre sonra gelerek telefonlarımı bıraktı. Telefonu alınca önce Eskişehir’i aradım. Bombalama için teşekkür ettim. Kimin planladığını sordum. ‘Ortak akılla planlandı’ diye cevap verildi” dedi.

ÇOK KONUŞULAN GÖRÜNTÜLERİN YAŞANDIĞI ANI ANLATTI

Saat 16.30 sıralarında Akın Öztürk’ün tekrar yanına geldiğini anlatan Ünal, “Bana, ‘Orgeneral Yaşar Güler’le geldik, kendisi dışarıda, gidiyoruz’ dedi. Akın Öztürk’le birlikte koridorda yürüyerek çıktık. Üzerinde çok spekülasyon yapılan Öztürk’le birlikteki kamera görüntüsü bu ana ait görüntülerdir. Dışarı çıktığımızda Yaşar Paşa ile kucaklaştık. Yanında Korgeneral Yıldırım Güvenç de vardı. Birlikte odalara girdiğimizde her odada bir generalin elleri bağlı olarak bulunduğunu gördük” diye konuştu.

Ä°lgili resim

‘FETÖ’NÜN 26 SORTİLİK UÇUŞUNA 48 SORTİLİK KARŞILIK’

Daha sonra komutanlarla durum değerlendirmesi yaptıklarını ve akşam saatlerinde Başbakanlıkta yapılan toplantıya katıldığını belirten Ünal, “FETÖ’den arınacak tedbirlere ağırlık verdik” ifadelerini kullandı. Beyanında o gece yaşananlarla ilgili bir değerlendirme yapan dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Abidin Ünal şunları söyledi:

“Saat 04.53’ten itibaren karşı hava harekâtı başlatılmış. Sırasıyla Erzurum, Dalaman, İncirlik, Balıkesir, Afyon ve Eskişehir meydanlarından kalkan uçaklarla önce havadaki uçaklara müdahale edilmiş, daha sonra Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanın talimatına uygun olarak Akıncı Meydanı’nın uçak kaldırılmaz hale getirilmesi için önce pistlere top taarruzu, sonra bombalama yapılmıştır. Saat 08.03 itibarıyla Akıncı Meydanı’ndan değil uçak, helikopter dahi kaldırılmaz hale getirilmiştir. FETÖ darbe teşebbüsünde bulunanların gece boyu 26 sortilik jet uçuşuna karşılık 48 sortilik bir jet uçuşuyla baskı kurulmuştur.”

‘DARBECİLERİN HAVA HAREKATI, YİNE HAVA KUVVETLERİ’NCE BASTIRILDI’

Ünal, FETÖ mensuplarının başlattığı hava harekâtının yine Hava Kuvvetleri’nce bastırıldığını vurgulayarak, akşam 22.03’te başlayan hava faaliyetinin 10 saat sonra sabah 08.03’te sonlandırıldığı ifade etti. Ünal, beyanlarının ardından Mahkeme Başkanı Selfet Giray ve avukatların sorularını yanıtladı. Ünal’ın, duruşmanın ikinci bölümünde sanıkların sorularını yanıtladığı belirtildi.


Kaynak: CNN Türk

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here