Son zamanlarda Kıbrıs Adasının etrafı oldukça hareketli. Çünkü Türkiye tarafından ada etrafında bir doğalgaz arama çalışması sürdürülüyor. Aynı zamanda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de içerisinde yer aldığı, Yunanistan, Mısır ve İsrail’in dâhil olduğu bir gerginlik de söz konusu.

İşte esasen oldukça farklı tellerden ülkelerin bir araya gelip Türkiye’ye karşı düşmanca tavır sergilemesi, hatta açık açık silahlı müdahale ile tehdit etmesinin ardından ülkemiz de gerekli karşı adımları atması yönünde bir düşünce milletimizde hâkim olmaya başladı.

Peki, bu önlemler neler olmalı? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ait toprakları askeri açıdan kullanabilir miyiz? Kıbrıs adasında fiilen bulunabilir miyiz? Bulunmamız bize nasıl bir avantaj sağlar? Kıbrıs adası bizim için Akdeniz ortasında yüzen bir askeri üs müdür? Kuvvet konuşlandırması olmalı mıdır? Olacaksa nasıl olmalıdır?

Öncelikle diğer kuvvet unsurlarına göre nispeten daha az öneme haiz olacak kara gücünden başlayalım:

2014 yılı verilerine göre Kıbrıs’ta yaklaşık 30 bin adet Türk askeri bulunuyor. 101 tank (61 adedi M48A5T2) ve 627 adet ZPT ve ZMA askerlerimizin hizmetinde iken saldırı helikopterimiz Kıbrıs’ta mevcut değil. Sayısı belli olmayan T-122 Sakarya Çok Namlulu Roket Atar Sistemi ve M52 Kundağı Motorlu Obüste Kıbrıs’ta bulunan kuvvetlerimiz. Güney Kıbrıs Rum kesiminde ise 110 bine yakın Rum askeri ve içlerinde T80U tankı AMF-3 paletli topu ve BMP3 zırhlı araçlarından toplam 164 araç bulunuyor. Bunun yanında 11 Mi-35 saldırı helikopteri bulunuyor. Ayrıca 395 adet ZPT ve ZMA Rum kesiminde hazır bekliyor. Rum kesimi ile karşılaştırıldığında sayılar açısından bir denge gözükse de yine de adada söz sahibi olan tarafın biz olduğumuzu teminat altına almak için bir takım takviyeler gerekiyor. Bizim değerlendirmemize göre Kara havacılık anlamında 6 adet T-129 ATAK, mekanize birlik olarak 15 M60T Sabra, 15 Leopard 2A4, 15-20 adet T-155 Fırtına ve 50 adet ACV-15 gibi nicelik olarak az nitelik olarak oldukça iyi bir takviye yapabiliriz. Kıbrıs’ta yaşayan halkımıza kendilerinin etkin, caydırıcı, saygın Türk ordusu tarafından güvende olduklarını hissettirmek adına deniz ve hava gücünün yanında kara gücü de bulunmalı. Nicelik olarak Kıbrıs’ta bulunan kara gücümüz yeterli gözükse de nitelik olarak yeterli değil. Oldukça küçük ama etkili birkaç takviye ile Rum kesime karşı gözdağı verebiliriz.

Kara Kuvvetlerinden sonra şuan için Kıbrıs’ta çakılı diyebileceğimiz bir deniz gücü bulunmuyor. Aslında Kıbrıs yakınlarında her daim bir gemimiz mevcut ancak adada yerleşik bir donanma üssü bulunmuyor. Deniz Kuvvetlerimiz de böyle bir ihtiyaç ve Kıbrıs’ta böyle bir eksiklik hissetmiş olsa gerek ki yakın zamanda Kıbrıs’a bir donanma üssünün kurulmasını yetkili mercilerden talep etti. Bu talebin yetkili mercilerce ivedilikle karşılanacağını düşünüyoruz. Kara gücünü bir kenara bırakacak olursak özellikle deniz ve hava gücü Kıbrıs adasında bizim için oldukça büyük bir kuvvet çarpanı konumunda bulunuyor. Zira şöyle bir bulunduğumuz coğrafyayı harita üzerinde incelersek Kıbrıs adasının Akdeniz içerisinde çok hakim bir noktada bulunduğu üstelik Türkiye ana karasına da çok çok yakın mesafede olduğunu görebiliriz. Adanın etrafında bulunan ülkelerde bir önceki yazımızda belirttiğimiz hemen hemen tüm tehdit ülkeleri orada görebiliriz. Tekrar etmek gerekirse bunlar, Suriye, Mısır ve İsrail. Yunanistan’da ana kara olarak olmasa da Güney Kıbrıs Rum Kesimini ile birlikte tabii ki varlık göstermektedir.

Peki, Deniz Kuvvetleri Kıbrıs adasına nasıl bir kuvvet konuşlandırmalıdır?

Her şeyden önce buraya konuşlandırılacak olan kuvvetin de rotasyon mantığı ile çalışacağını zannediyorum herkes tahmin edebilir. Ki bu mantığın gayet doğru olduğunu düşünüyorum. Rotasyon mantığı uygulanacak da peki hangi tip gemilerden kaçar adet konuşlandırılacak? Bu konu aslında derinlemesine analiz isteyen ve üzerine oldukça yoğun şekilde kafa yorulması gereken bir konu. Bu da oldukça fazla teferruat demek olduğu için burada kısa bir özet geçmekte fayda görüyorum. Deniz Kuvvetlerimiz nicelik olarak maalesef iyi durumda değil. Açıkçası Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de yani ülkemizi çevreleyen bu 3 denizde varlık göstermek için yetersiz bir donanmamız olduğunu bile belki söyleyebiliriz. Bundan dolayı böyle bir konuşlanma planının mevcut tehdit algısı ve olası operasyonlar için: 4 Hücumbot, 2 Korvet, 2(+2) Fırkateyn ve 2 Denizaltıdan oluşması gerektiğini söyleyebiliriz. Tehdit seviyesinin artmasına veya azalmasına göre sayılarda doğru orantılı olarak artırılıp azaltılabilir. Majör diyebileceğimiz tüm ürün çeşitlerinin az sayıda konuşlandırılmasında ki maksat elimizde ki az sayıda bulunan donanma unsurunu en iyi bu şekilde kullanabilecek olmamız. Yani tutup 4 tane korvet koyalım, 6 tane Fırkateyn koyalım deme gibi bir şansımız yok. Bu yüzden az sayıda da olsa her tip üründen konuşlandırılması böyle bir üs için yeterli olacaktır. Tabi bu üs içerisinde bir üste bulunması gereken tüm aksamın bulunduğunu varsayıyor, yani derme çatma olmayan bir üsten bahsediyoruz.

Bu tip bir konuşlanma ile Kıbrıs adasında devamlı suretle hem nicelik olarak hem nitelik olarak oldukça iyi bir deniz gücü bulundurma imkânına sahip olabiliriz. Burada bir dipnot bilgisi geçmek gerekirse Kıbrıs’a en yakın donanma üssümüz olan İskenderun Deniz Üs Komutanlığı Kıbrıs’a yaklaşık 200+ km mesafede bulunuyor. Dolayısıyla adada kurulacak bir üssün gemilerimize 200+ km’lik yakıt/zaman/harekat yarıçapı gibi avantajları olacağını da söyleyebiliriz.

Aslında baktığımızda biraz biraz derken donanmanın hiçte azımsanmayacak bir bölümünü bu şekilde Kıbrıs’a bağlamış oluyoruz fakat yine de adanın şuan çok kritik bir öneme sahip olduğunu bundan dolayı imkânları sonuna kadar zorlamamız gerektiğini unutmamalıyız. Donanmamızın boyutunu niteliğin yanında nicelik olarak da artırmamız gerektiğini sanırım daha etkili şekilde anlatamazdık. İlerleyen yıllarda uçakta taşıyan amfibi hücum gemilerimize eskortluk etmesi amacıyla da çok sayıda gemilere ihtiyacımız olacak. Dolayısıyla donanmamızın nicelik olarak büyümesi için ivedilikle bugünden adımlar atılması şart.

Gelelim Hava Kuvvetlerine. Hava Kuvvetlerimiz bugün bölgesinde Rusya ve İsrail’in ardından vurucu gücü en yüksek, organizasyon yapısı mükemmel seviyede, pilotaj kalitesi ise dünyanın en iyisi olarak ve her geçen gün daha da güçlenerek dosta güven, düşmana korku salmaya devam ediyor. Şuanda bir kriz olarak isimlendirebileceğimiz F-35 savaş uçaklarını teslim alabildiğimiz takdirde ise kendimizi yeni bir kuvvet çarpanı kazanmış olarak değerlendirebiliriz. Buna rağmen özellikle görüş ötesi angajman için hala tam olarak yeterli hale gelemeyeceğiz lakin yine de F-35’leri daha fazla sorun çıkmadan aldığımız takdirde karşılaşmamız muhtemelen olan daha büyük ölçekli eksiklik ve sorunları atlatmış olacağız.

Kıbrıs adası ve çevresinde yürütülecek faaliyetler için ise Kıbrıs’a donanma üssünün yanında kesinlikle bir hava üssünün de kurulması gerekiyor. Bölgeye en yakın hava üslerimiz İncirlik ve Konya Ana Jet Üslerinden kalkan bir jet uçağı için Kıbrıs adası ve çevresi her ne kadar kısa mesafe gibi gözükse de en nihayetinde adaya kurulacak bir üssün bu uçaklara 250+ km’lik bir mesafeden tasarruf etmelerini sağlayacak, bu sayede de savaş uçaklarımız bölgede daha hızlı ve daha uzun süre boy gösterebilecek. Bunun yanında ciddi bir hedefe atış yapacağımız, şuan envanterimizde olan ve beraberinde şuan geliştirilmek de olan Balistik füzelerinde yüzlerce kilometre menzilinin artacağını söyleyebiliriz. Kıbrıs adası aslında bizim için Akdeniz ortasında yüzen bir askeri üs hatta havacılık alanından bakarsak bizim için doğal bir uçak gemisi bile diyebiliriz. Dolayısıyla burada bize ait bir askeri hava üssü bulunması hava kuvvelerimiz adına oldukça faydalı olacaktır.

Peki, hava üssünü de kurduk içerisine hangi tip uçaktan kaç adet yerleştirmeliyiz?

Hava Kuvvetlerimiz nitelik olarak hiçte fena sayılmayacak düzeyde olmasına karşın nicelik olarak öyle veya böyle maalesef yetersiz. Bu yüzden savaş uçağı konusunda da cömert davranamıyoruz. Şuanda faaliyeti devam eden 11 adet savaş filomuz var. Burada iki yöntem üzerinden konuşlanma planını devam ettireceğiz. Birinci yöntem terör operasyonlarında aktif rol alma gibi kritik görevde olmayan tüm muharip filolardan 2’şer-3’er adet uçak alıp karma bir filo oluşturmak. İkinci yöntem ise yine aynı şekilde diğer filolara nazaran kritik roller üstlenmeyen, daha az yoğun olan bir filoyu komple adaya göndermek. Bu da rotasyon mantığı ile yapılabilir. Çakılı bir filo bekletmek yerine her filo dönem dönem Kıbrıs’ta görev yapabilir. Burada önemli nokta adada her daim filo bazında savaş uçağımızın bulunması ve bu filoya uygun şartları sağlayacak jet üssü yapılanması.

Tabi tüm bunların yanında bu üslerin ve genel olarak ada ve çevresinin bir hava savunma ağı ile korunması da yine aynı şekilde önemli. Bundan ötürü de S400 gibi bir sistem olmasa da en azından Korkut, Hisar-A ve Hisar-O gibi sistemler ile üsler ve çevreleri donatılmalı. İlerleyen zamanlarda ise Hisar-U gibi uzun menzilli hava savunma sistemleriyle de takviye edilerek Akdeniz’de ki hava sahamız ve topraklarımız çok daha uzan mesafelerden koruma altına alınmalı.

İşte bu şekilde çok stratejik bir öneme haiz Kıbrıs adasında oldukça iyi seviyede bir kuvvet unsuru bulundurabiliriz. Açıkçası bugüne kadar Kıbrıs adasının önemini özellikle de askeri açıdan önemini yeterince iyi kavrayamadığımızı ve buna bağlı olarak gerekli adımları atmadığımızı düşünüyorum. Adada İngilizlerin kullandığı bir hava üssü mevcut, bununla beraber Rumlar’da iyiden iyiye silahlanma çabasındalar diyebiliriz. Yukarıda ve daha önce ki yazımızda da belirttiğimiz üzere şuan Yunanistan, Mısır ve İsrail devletlerinin açık tehdidi altındayız. Kıbrıs adasını askeri olarak kullanmaya başladığımız anda olası bir sıcak savaş anında adada ki yapılanmamız sayesinde (tabii ki bu yapılanmanın bir savaş durumunda faaliyetini sürdürebilir olması, bir savaşı kaldırabilecek yeterlilikte olması gerekiyor, tahlilimizi de buna göre yapıyoruz) savunmamızı güçlendirebilir, cephe hattını ana karamızdan yüzlerce kilometre ileriye taşıyabilir, unsurlarımızın bakım, idame ve ikmallerini rahatlatabilir ve menzillerini uzatabiliriz.

İşte yukarıda bahsetmiş olduğumuz hamleler yapılırsa, Kıbrıs adası Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından bu şekilde çok daha etkin bir biçimde kullanılmaya başlarsa ülkemiz Akdeniz’de çok daha rahat ve güçlü bir şekilde “bende buradayım” diyebilir. Bugün bizi tehdit eden ülkeler ne kadar kararlı olduğumuzu görebilir. Ve tabii ki en önemlisi hem Kıbrıs Türkleri hem de dolaylı olarak ana karamızda yaşayan milletimiz bu sayede kendini çok daha güvende hissedebilir.


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

2 YORUMLAR

  1. Çok önemli bir konuya değinmişsiniz, elinize sağlık. Aslında, ülke savunmasının Irak ve Sureyi ‘de olduğu gibi sınırda dışında yapılmaya başlanmasının ne kadar faydalı ve zaruri olduğu açıkça görülüyor. Keza, Kıbrıs’ında aynı doğrultuda değerlendirilmesi hem soydaşlarımızı korumak hem de ana yurdu korumak adına elzem. Ayrıca, Katar ve Somali gibi üslerimize hızlı intikal için de gerekli.

  2. Guzel makale yanliz ayni yaziyi tekrar tekrar yazmak bana tuaf geldi, donanmanin envanter durumu ortada elde ki firkateynsayisi 25 civari olmayken bu halde ne deniz nede hava ussu kibrista konuslandirmak mumkun degil sadece guc konuslandirmaktan oteye gitmez, Gkry bile bu haliyle bizden iyi durumda israil ve ingiltere abd ile aurekli tatbikat yapiyoruz, bizim kibrislilar ise adada yabanci asker istemiyoruz diye eylem yapiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here