Dünyada az ülkenin geliştirdiği balistik füze savunma sistemine sahip olan Rusya’nın bugünlerde anlatılmayan & pek bilinmeyen kıtalararası balistik füze önleyicisi (Anti-ICBM) olarak tabir edilen Sovyet üretimi A-135 ve A-235 ABM sistemlerini kapsamlı bir düzeyde ele alarak sizleri bu konuda bilgilendirmek istiyorum.
 
A-135 (NATO kodu: ABM-4 Gordon)
Soğuk Savaş Döneminde (CWP) Moskova’nın balistik füze savunmasında önemli bir rol oynayan A-135, gerçek savaş durumunda nükleer saldırıların önüne geçmek için önleme amaçlı geliştirildi. Sovyet üretimi olan A-135, gerçek balistik füze önleyicisi sistemi ile örtüşmeyip, düşman füzelerini nükleer başlık kapasiteli savunma füzesi ile Moskova’nın yüksek irtifalarında savaş başlıkları ayrılmadan etkisiz hale getirmeyi hedefleyen anti-balistik füze (ABM) sisteminden oluşuyor.
A-135’lerin balistik füzelere karşı çalışma metodu ise ABD’nin SM-3 Block llA’ları ve GBI’leri gibi ”hit-to-kill” ve EKV arayıcı başlık ile değil, balistik füze tabanlı olup, nükleer başlıklara karşı anti-nükleer başlık ile çalışmaktadır. A-135’te kullanılan 51T6/53T6 savunma füzeleri 10 kiloton (KT) nükleer harp başlığı ile kıtalararası balistik füzelerinin son kademe öncesi roket motoru ayrılmadan yakın yörünge fazında MiRV’li başlıkları toplu halde imha etmeyi amaçlar. İlkel olarak yaklaşım görülen bu durum, hem uzayda hem de Rus topraklarında elektromanyetik dalgalar (EMP) oluşmasına sebep olacaktır.
NOT: A-135 ABM sisteminde kullanılan 51T6 savunma füzesi envanterden çıkarıldı.
Rusların elinde ~60 adet A-135 ABM fırlatma sistemi bulunuyor. Tıpkı ABD’nin GBI’leri gibi silo tabanlı olan sistem, Moskova’nın birçok yerlerine konuşlandırılmış vaziyetteler. Kabiliyeti sınırlı olup, sadece Moskova ve çevresini koruyabilecek vaziyette. ICBM başlıklarını Rus topraklarına yaklaştırmadan endo-atmosferik savunma füzesi ile etkisiz hale getirmeyi amaçlayan A-135, ilerki yıllarda PRS-1M hipersonik füze önleyici sistemine sahip olacak. 51T6/53T6 savunma füzesinin yerini alacak olan PRS-1M, saptırma amaçlı kullanılan ”decoy” (sahte) başlıkları ayırt edebilecek & aşabilecek kılavuz sistemine sahip, yakın uzayda (20-100 km irtifa) balistik füzelere karşı nükleer başlık veya konvansiyonel başlık ile teorik olarak önleme yapabilecek, yeni geliştirilen füzenin nükleer başlık ile donatılabileceği ihtimaller arasında olduğu söyleniyor. A-135 ABM sisteminde kullanılması planlanan füzenin 2020’de ”IOC” (İlk Operasyonel Kabiliyeti) seviyesinde olması bekleniyor. Ayrıca 2020-2025 yılları arasında ilk ”Alay” seviyesinde Rus ordusuna teslim edilmesi planlanan S-500, A-135 ve/veya A-235 ile birlikte çalışabilecek. Rusların iddiasına göre yeni geliştirilen sistem, ~200 km irtifa ile Alçak Dünya Yörüngesi’nde (LEO) optik ve radar sensörü, MRBM’leri, IRBM’leri (sınırlı) ve MiRV’leri etkisiz hale getirerek Moskova’nın güvenliğini sağlamış olacaklar.
 
Don-2N (NATO kodu: Pill Box)
Moskova’nın Pushkino bölgesinde bulunan ve balistik füzelere karşı tespitinde önemli bir rol oynayan Don-2N, çok büyük boyutlu pasif faz dizili (PESA) erken uyarı radar sistemidir. A-135 ABM sistemi ile birlikte çalışan radar sistemi kıtalararası balistik füzelerinin yük kapasitesinde bulunan nükleer başlıkları 3.700 km’den, 5×5 cm hedefleri ise ~2.000 km’de tespit edebiliyor. Her bir arayüzü 90° derece, dört arayüz ile 360° derece ile bölgeyi kapsamakta olup, ultra yüksek frekans (UHF) bandında çalışıyor. Kara konuşlu yükseltilmiş erken uyarı radar sistemi (UEWR) ICBM’leri ve SLBM’leri yoğun ısı, duman ve kızılötesi (IR) izleri ile kısa süre içerisinde tespit edip, taktiksel uyarı ve değerlendirme yapabilme kabiliyetine sahip olan radar sistemi, komuta ve kontrol (C2) sistemi olan Elbrus-2 bilgisayarlarına balistik füzenin uçuş esnasında bilgi paylaşımını yapabilmekte, ~2.300 mil kadar düşman nesnelerini algılayan sistem, dünyanın 5×5 çapında bir uzay nesnesinin yörüngesini tespit edip inşa edilen tek erken uyarı radar sistemi olarak nitelendiriliyor.
 
A-235 Nudol ”Uydu Katili”
Ruslar A-235 sisteminde nükleer başlık kullanmayı vazgeçti fakat istenilirse nükleer başlık ya da konvansiyonel başlık kullanabilir. Son kademe öncesi hem ICBM hem de GEO/S-GEO hedeflerini teorik olarak vurabilecek kabiliyetteler. ABD kaynaklarında ”Plesetsk Cosmodrome” olarak bilinen ve Uydu Katili olarak adlandırılan sistem, ABD’nin iletişim ve navigasyon uydularını tahrip etme konusunda iddialı, modernize edilen veya halen modernizasyon programında olan A-235’ler, GBI gibi düşman füzelerini balistik aşamasına yaklaştırmadan, önleme irtifası ile savaş başlıklarını toplu halde imha etmeyi amaçlıyor. Yeraltı fırlatma istasyonu (silo) konuşlu sistem, kapsama alanının genişletilmesi ile Moskova’yı ve diğer bölgeleri balistik füzelerden koruyabilecek. Rusların iddiasına göre yeni geliştirilen füze ICBM vurabilecek deniyor fakat bugüne kadar yapılan testlerde füzelerin ne vuruş aşamasını ne de başarılı bir görüntü yayınladıkları var, sadece ateşleme aşaması gösteriliyor. Bakalım Ruslar ICBM vurma konusunda iddiadan öteye geçebilecek mi?
Değerlendirme: Bu iki sistemin metodu yukarda da bahsettiğim gibi yakın yörüngede MiRV’ler ayrılmadan nükleer başlık ile tek seferde imha etmeye dayanıyor fakat MiRV başlıklar ayrıldıktan sonra ne A-135 ne de A-235 önleme yapamayacak, EKV bulunmadığı için aciz kalacaklar. Gerçek savaş durumunda satürasyon saldırısı olacağı için her iki sisteminin vuruş yüzdesi ~%5-20 arasında olması bekleniyor, orana bakılırsa oldukça düşük fakat Rus kara ve uzay konuşlu radar ağ sensörleri savaşın ilk sıralarında erken tespit, takip ve tepki verebilirse örneğin 10 adet gelen ICBM’yi o da iyimser olarak bir kısmını imha edebilir fakat onlarca ve yaklaşık yüzlerce ateşlenen ICBM’leri önleyemez. Rus ABM sistemleri gerçek balistik füze önleyicisi gibi EKV barındırmıyor, nükleer başlık taşıdığı için birçok dezavantaja dönüşmesine sebep oluyor. Bu sebepten ötürü her iki sistem Moskova’yı tam kapasite de koruyabilecek vaziyette değiller. Rusların ilk gerçek ABM sistemi S-500 olarak kabul edilebilir(?)
Batılı analistler A-135 ve A-235 ABM sistemlerine ”hiçbir işe yaramaz, beş para etmez” gibi nitelendirmede bulunsalarda fazla kötülememekte fayda vardır, çünkü en azından ellerinde ABM sistemleri bulunmakta ve dünyada balistik füze savunma sistemi geliştiren ülke sayısına bakılırsa gayet normal. Bir yandan da Rusların ABM teknoloji açığını gidermek için ABD’nin lazer savunma sistemi gibi projeleri mevcut. ABD gibi balistik füze savunma sistemlerine (BMDS) ~1+ Trilyon USD harcama bulunmadan, az maliyet ile açığı kapatmayı öngörüyorlar. Tabii ki bunları pratiğe dökmek uzun yıllar alacaktır.

Bugün gelinen teknoloji ile lazer savunma sistemi 100 kW (kilowatt) ile teorik olarak 350-3500 km menzilli ”Theater Ballistic Missile” vurabilecek düzeyde olacaklar. Gelecekte tüm balistik füzeleri 1 MW ile ”booster phase” 2.5 MW ile de ”ascent phase” de etkisiz hale getirebileceği beyan edilmekte. Bu bilgilere dayanarak yorum yapmak gerekirse gelecekte balistik füzelere karşı en etkili savunma sistemi olacağı aşikardır.


Yazı: Alper Aytekin      Kaynak: SavunmaSanayiST.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here