Bildiğiniz gibi ABD’nin F-35 savaş uçaklarına ambargo koyulmasını da içeren bütçe yasasının bugün imzalanması bekleniyor. Bu ambargo haberlerinin ardından bir dönemde yine adından bahsedilmiş olan Pakistan-Çin ortak yapımı JF-17 Thunder uçaklarının alınıp alınmayacağı, kullanılıp kullanılamayacağı siz değerli takipçilerimizce merak ediliyor ve soruluyor. Bizde bu yazımızda bu uçağın tedarik edildiği takdirde Türk Hava Kuvvetlerine ne kazandıracağını, hangi eksikliği gidereceğini, ne için kullanılabileceğini vs. anlatmaya çalışacağız.

Öncelikle bu uçağın tedarik edildiği takdirde Türk Hava Kuvvetleri’nde hangi görevlerde kullanılabileceğinden bahsedelim. JF-17 uçağı bilindiği gibi ekonomisi zayıf olan Pakistan ile Çin’in ortaklaşa ürettiği ucuz yollu tedarik edilebilen 4. Nesil bir savaş uçağıdır. Maliyeti Söylenenlere göre bir F-16 uçağının yaklaşık üçte bir fiyatına denk gelmektedir. Yalnız pek tabii ki bir F-16 uçağı ile de kabiliyet olarak boy ölçüşemez. Fiyatının düşük olması kabiliyetlerden feragat edilerek sağlanmıştır. Bu uçak daha fazla F-16 satın almaya ekonomisi yetmeyen Pakistan için ekonomik bir çözüm olmuştur.

Uçağın kabiliyetleri sınırlı dedik. Dolayısıyla bu uçakların birinci hat muharebe uçağı ya da diğer adıyla Hava Kuvvetlerinin vurucu gücü olarak kullanılması mümkün değildir. Zaten günümüz modern F-16’larıyla aşık bile atamayacak seviyedeyken Türkiye konumunda ki bir ülkenin bu tip bir uçakla sağlam bir muharip güç elde edemeyeceğini zannediyorum herkes tahmin ediyordur.

JF-17 Thunder tedarik ediliği takdirde kullanılabileceği en efektif alan şüphesiz terörle mücadele olacaktır. Terör unsurlarına ve terörist yerleşkelerine karşı yapılan operasyonların bugün büyük kısmını F-16 tipi muharip jet uçaklarımız gerçekleştirmektedir. JF-17 ise tedarik edildiği takdirde bu görevleri F-16 uçaklarımıza kıyasla çok daha ucuz bir şekilde icra edebilir. Bunun yanında Doğu ve Güneydoğu’da CAP dediğimiz silahlı devriye uçuşları icra edebilir. Bu bölgelerde JF-17’lere karşı mutlak bir üstünlük sağlayacak bir savaş uçağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla devriye görevi icra edebilir. Batı Anadolu kısmında ve Ege’de ise bu uçaklardan daha fazla niteliğe sahip F-16 ve Mirage-2000’lere karşı yetersiz geleceği için tercih edilmesi ne kadar mantıklı olur bunu sizlerin takdirine bırakıyorum. Bunların dışında ise JF-17’nin bize katabileceği bir üstünlük, bir kazanım maalesef bulunmamaktadır. JF-17’nin fiyatı ve bakım/idame masrafı ucuz bir muharip jet uçağı olmasının dışında elimizde ki diğer platformlardan bir fazlası yoktur.

Peki Türkiye ATAK projesindeki gibi ürün haklarını satın alıp, bu uçağın içini doldurarak daha kaliteli bir hale getirebilir mi? Bunun teorik cevabı kesinlikle evettir. Aslında pratik cevabı da kesinlikle evettir. Ama tabi bu iş öyle yazılıp çizilmesi veya konuşulması kadar kolay değildir. Her şeyden önce JF-17 uçağının şuan ki motoru performans bakımından çok üstün değildir. Bu sebeple öncelikle yeni ve yüksek performanslı bir motor bulunması gerekir. Daha sonra modern muharebe şartlarını karşılaması için daha gelişmiş bir radara ihtiyaç duyacağından böyle bir radarın ya hazır temin edilmesi ya da geliştirilmesi gerekir. Dışarıdan bir şey temin etme konusunu yakinen iyi biliyoruz ki her zaman tereyağından kıl çeker gibi işleri halledemiyoruz. Malını satan ülkeler bize belirli sınırlamalar getiriyor. Kendimiz motor yapalım kendimiz, Aesa radar yapalım ve uçağa entegre edelim desek bu defa yıllarca sürecek bir süre zarfı gerektiriyor. Yani yapmaya yaparız ancak o zamana kadar iş işten geçer. Ve özellikle bu noktada gözden kaçan bir nokta var ki o da şu: Biz zaten bu uçağı bu kadar performanslı hale getirdiğimizde uçağın kalitesiyle birlikte fiyatı da yükselecek. F-16’nın yaklaşık üçte biri maliyetiyle üretilen uçağı alıp üzerinde değişiklikler yaparak F-16 seviyesine getirdiğimizde ya da F-16 dan bile daha iyi seviyeye getirdiğimizde uçağın birim maliyeti de buna paralel olarak artacak. Yıllarca uğraşıp üzerine bir ton masraf yapacağımız uçak taş çatlasa 4,5. Nesil bir uçak olacak ve 5. Nesil uçaklara karşı pek şansı olmayacak. İşte burada akıllara “değer mi?“ sorusunun gelmesi ve bunun somut verilerle değerlendirilmesi gerekiyor. Bizim elimizde bu tarz veriler olmadığı için şu an ne desek yalan olacaktır.

Bir diğer bakış açısı olarak geri hizmet ve terörle mücadele maksadıyla hazır alım şeklinde bir tedarik yapsak peki nasıl olur?

Şuanda bu uçaklarla yapılabilecek bir diğer iş üstündeki teknolojiye karışmadan bir miktar alınıp yalnızca terör operasyonlarında kullanmak olur. Bu sayede ucuz maliyetle terör operasyonlarında havada lazım olan jet desteğini karşılamış oluruz. Yani genele baktığımızda alıp içini donatmak yerine küçük bir miktar içine dokunmadan alım yaparsak da belki bazı avantajları olabilir. Geliştirme masrafları yerine HÜRJET projesine daha fazla kaynak ayırabiliriz. Geliştirmeye harcayacağımız süre zarfında şuanda ki gibi F-16 kaldırmaya aynen devam ederiz. Ancak hazır alımla F-16 uçaklarımızın üzerindeki yükü hızlı biçimde hafifletebiliriz. Bu sayede hem terör operasyonlarında daha ucuz bir yöntem kullanmış olur, hem de F-16’larımızın gövde ömürlerinden tasarruf etmiş oluruz. Tabi bunlar Hürjet’in Hava Kuvvetleri saflarına yakın zamanda katılmadığı bir senaryo için geçerli. Örneğin JF-17 siparişi verdik ve uçaklar 4 yıl sonra gelmeye başladı. Bunun bir anlamı kalmaz zaten 4 yıl sonra Hürjet (bir aksilik çıkmazsa) uçacak. Dolayısıyla bizim hızla karşılık bulacağımız adımlar atmamız gerekiyor.

Vel-Hasıl Kelam şuan alınması bizim için öyle süper bir fayda sağlamaz. Eğer dediğim gibi HÜRJET uçağımızın teslim tarihi uzun bir süreci kapsayacaksa işte o zaman F-16’ların üzerinde ki yükü hafifletmek maksadıyla kesinlikle alınmalı. Dışını alayım içini donatayım düşüncesi ise eldeki somut verilere göre değerlendirilmeli. Elde somut bilgiler olmadan yorum yapmak doğru değil.

Bakalım zaman bize ne gösterecek?


Yazar: Abdullah Bekci     Kaynak: SavunmaSanayiST.com

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here