Son günlerde sayfamıza sorulan soruların yanında farklı sosyal medya ağlarında da sık sık gündeme gelen bu konuyu bugün detaylıca masaya yatıracağız.

Öncelikle artık canımızdan kanımızdan bir parça olan F-16’dan biraz bahsedelim:

F-16 uçağı 1970’lerin sonlarına doğru üretilmiş olan, 4. nesil tek motorlu, yüksek performanslı fakat bununla birlikte oldukça ekonomik, muadillerine göre nispeten daha küçük boyutlu bir avcı uçağıdır. Sonradan geçirdiği modernizasyonlar sayesinde kara hedeflerine karşı da oldukça tehlikeli bir teknoloji harikası haline gelmiştir. F-16 şuana kadar yapılmış uçaklar arasında fiyat/performans oranı konusunda ciddi anlamda en iyi uçaklardan bir tanesidir. Geçirdiği modernizasyonlar sayesinde Mühimmat yelpazesi oldukça geniş olup, güçlü motoru sayesinde neredeyse çift motorlu uçaklar kadar yüksek performans vermektedir. Yapılmış olduğu dönemde teknolojisinin yanında manevra kabiliyeti ile de oldukça öne çıkmıştır. Şuanda bile Dünya üzerinde ki en çevik uçaklardan bir tanesidir. Blok modeli olarak adlandırılan farklı versiyonları vardır yani 1970’deki uçak ile günümüzde ki uçak birbirinden çok çok farklıdır.

F-35 ise 1990’lı yılların sonlarına doğru geliştirilmeye başlamış, 2006 yılında ilk uçuşunu yapmış fakat meydana gelen teknik sorunlardan dolayı 2010’lu yılların yaklaşık yarısına kadar bir türlü seri üretime geçemeyen, teknolojinin son harikası fakat oldukça nazlı bir savaş uçağı. Tek motorlu olmasına rağmen kullandığı F-135 motoru sayesinde çift motorlu uçaklarla hemen hemen aynı performansı sunan, radarda düşük görünürlüğe sahip, 5. Nesil Bombardıman ağırlıklı bir Multirole (Çok Amaçlı) uçak. Bombardıman ağırlıklı diyorum çünkü tasarımı ve yapılış amacı dolayısıyla safkan bir avcı uçağı kadar Hava-Hava görevleri konusunda yeterli değil. Görevi daha çok düşman topraklarının içine sızmak ve kritik kara hedeflerini vurmak olduğu için zaten böyle bir şeyde beklenmiyor. Ancak tabii ki gerekli olduğu durumlarda Hava-Hava görevlerini de icra edebiliyor.

Tartışmaların ve karşılaştırmaların kaynağı da zaten burada başlıyor. Yukarıda dediğim gibi F-35 yapı itibariyle Hava-Hava görevlerinden ziyade Hava-Kara görevleri için imal edilmiş bir uçaktır. Bundan dolayı özellikle manevra kabiliyeti konusunda fazla başarılı olduğu söylenemez. Öyle ki F-16 uçağına karşı böyle bir test yapıldığında F-16’nın dogfight (it dalaşı) konusunda F-35’e üstünlük kurduğu gözlemlenmiştir. Özellikle bu argümandan sonra hava savaşlarını hala 2. Dünya Savaşanda ki gibi zanneden topluluk tarafından “Çöp” olarak adlandırılmaktadır.

Karşılaştırmanın hemen başında belirteyim: F-16 oldukça gelişmiş bir bilgisayara sahip bir uçaktır. F-35 ise uçan bir bilgisayardır.

Yani F-35 aslında zannedildiği gibi it dalaşı yapmak için geliştirilmemiştir. Düşük görünürlüğü ve uzun menzilli radarı sayesinde F-35’in yeteneği düşmanını görünmeden uzak mesafeden vurmaktır. Bu sayede it dalaşına gerek kalmadan F-35 düşmanını indirmektedir. Özellikle F-16 ile kıyaslandığı için F-16.net’ten elde ettiğim veriler ışığında F-35’in F-16’yı radarda tespit etme mesafesini: 150-185+ km aralığında, F-16’nın F-35’i radarda tespit mesafesini ise 10-20+ km aralığında olduğunu belirtebilirim. Sayılardan da anlaşıldığı üzere normal bir muharebe sahasında yani gerçek bir savaş ortamında F-16 bırakın F-35 ile it dalaşına girmeyi, kilit ve takiben füze ikazı almadan önce F-35’i radarında bile göremez diyebiliriz.

Bu anlattıklarım F-35’in Hava-Hava görevleri ile alakalı olan yetenekleri. Uçan bir bilgisayar olarak tanımladığımız F-35’in diğer yeteneklerinden bazıları şöyle:

– Her yönü ısı sensörleri ile dolu olduğu için uzak mesafelerden ateşlenmiş Balistik Füzeleri dahi tespit edebilir. Öyle ki Alaska’da yapılan bir testte 1000 KM uzaktan ateşlenen bir Balistik Füzeyi tespit edip ekranından izleyebilmiştir.

– Tespit ettiği bir hedefi bir başka uçağın veya bir başka geminin ekranına aktarabilir.

– Dost kuvvetlerden atılan bir Balistik Füzenin kontrolünü havadayken devralabilir ve füzeyi yönlendirebilir.

– Dost kuvvetlerden atılan bir Seyir Füzesinin kontrolünü havada devralabilir ve aynı şekilde bu füzeyi yönlendirebilir.

– Yazılımsal olarak aynı ağa bağlı olduğu bir Hava Savunma Sisteminin radar menzilini kendi radarına kullanarak artırabilir.

– Radarı çok gelişmiş olduğu için kendi tespit ettiği hedeflere başka bir uçaktan, gemiden veya herhangi bir başka unsurdan atış gerçekleştirebilir.

– Bu özellikleri ile bir Balistik Füzenin, bir Seyir füzesinin veya Gemisavar bir füzenin hedefini kendi tayin edip, hedefe kendi kilitlenip, bu kilidi o an ki diğer unsurlara veya doğrudan mühimmatlara aktarabilir.

– İnsansız Hava Araçları ve Silahlı İnsansız Hava Araçları ile muazzam bir uyum sağlayabilir ve bu unsurlarla bir F-16’ya veya bir başka uçağa göre çok daha etkili operasyonlar düzenleyebilir.

Kısaca “Ağ Merkezli Harp” dediğimiz kavramın içinde yer alan birçok özelliğe çok yüksek seviyede sahiptir.

F-16’da tahmin edebileceğiniz gibi bu özelliklerin esamesi yoktur. Zaten uzun uzun anlatmaya gerek yok, F-35’in sahip olduğu özelliklerin birçoğu F-16’da yoktur, bu sebeple teknolojik açıdan F-16’da olup da F-35’de olmayan bir özellik yok diyebiliriz.

Niteliksel olarak sanırım bu kadar anlatım yeterli. Birazda niceliksel karşılaştırmalar yapalım istiyorum. (F-35’in değerleri F-35A için geçerlidir.)

F-16’nın şuanda birim maliyeti açık kaynaklarda 50-60 milyon dolar civarlarında telaffuz edilirken F-35 için bu miktar 89 milyon dolar civarındadır. F-16’nın maksimum sürati 2 mach yani yaklaşık 2100 km iken, F-35’in maksimum sürati 1.6 mach yani yaklaşık 1700 km’dir. Her iki uçakta yerden maksimum 50.000 feet yani yaklaşık 15 km yükseğe tırmanabilmektedir. F-16’nın maksimum kalkış ağırlığı yaklaşık 19 ton olmasına karşın F-35’in maksimum kalkış ağırlığı 31 ton olarak belirtiliyor. F-16 3,2 ton dahili yakıt kapasitesine sahipken F-35 8,3 ton dahili yakıt kapasitesine sahip. F-16 kendi ağırlığının yanında yaklaşık 11 tona yakın ekstra yük taşıyabilme kapasitesine sahipken, F-35 18 tona yakın ekstra yük taşıma kapasitesine sahiptir. F-16 maksimum 12 adet 250 kg’lik MK-82 bombası veya 4 adet 1 tonluk MK-84 bombası taşıyabilirken F-35 (stealth kabiliyetine gerek olmadığı durumlarda) maksimum 12 adet 250 kg’lik MK-82 bombası veya 6 adet 1 tonluk MK-84 bombası taşıyabilir. Bu yüklemelerle birlikte F-16 ek olarak 4 adet Hava-Hava füzesi taşıyabilirken F-35’de aynı şekilde 4 adet Hava-Hava füzesi taşıyabilir. Her iki uçağında sadece Hava-Hava görevi için yüklendiği bir senaryoda ise F-16 maksimum 6 adet Hava-Hava füzesi taşıyabilirken, F-35 (stealth kabiliyetine gerek olmadığı durumlarda) maksimum 14 adet Hava-Hava füzesi taşıyabilir. F-16 harici yakıt tankları olmadan yalnızca kendi deposuyla yaklaşık 500 km’lik bir harekat yarıçapına sahipken F-35 yaklaşık 1200 km’lik bir harekat yarıçapına sahiptir. Ekstra yakıt tankları takıldığı takdirde F-16’da bu seviye 1300 km’yi aşmaktadır. F-35 ise harici yakıt tankları ile 1800 km’lik harekat yarıçapına ulaşmaktadır.

Görüldüğü üzere sayısal karşılaştırmalar açısından da F-35 F-16’dan birçok konuda daha iyidir. Hatta iki uçağı kıyaslamak F-35 için küçük düşürücü bir durumken, F-16 için bu çok büyük bir onurdur dersek bile yanlış ve abartı olmayacağı kanaatindeyim.

Son olarak F-16 ile yapabileceğiniz ve F-35 ile yapabileceğiniz şeylerden kısaca bahsetmek istiyorum. Yazının başlarında da dediğim gibi F-16 fiyat/performans konusunda oldukça verimli bir uçaktır. Görece daha basit görevler için bulunmaz bir nimettir. İt dalaşı konusunda en iyilerdendir. Hava sahasını koruma konusunda F-22, F-15, EF-2000 veya Su-35 gibi bir hava üstünlük uçağı kadar olmasa da rahatlıkla güvenilebilecek bir uçaktır.

F-35 ise çok daha pahalı olmasına karşın günümüz dünyası için oldukça yeni teknolojiler içermekte, kullanıcısına müthiş imkanlar sağlamaktadır. Düşük görünürlük özelliği ile düşman radarları tarafından belli bir mesafeye kadar tespit edilememesi sayesinde sahibine düşman topraklarının içlerine sızma kabiliyeti kazandırıyor olması oldukça stratejik bir yetenektir. Aynı şekilde havada ki düşman uçaklarının da onu geç tespit etmesi ciddi anlamda fark yaratan bir özelliktir. Ağ merkezli harp kavramını tam anlamıyla kullanabilme kabiliyeti sayesinde kullanıcı hava kuvveti için tam anlamıyla bir kuvvet çarpanı vasfı taşımaktadır.

Sonuç olarak: Her iki uçakta kendi klasmanlarında oldukça iyi uçaklar. Görev tanımları birbirine yakın olmakla birlikte aslında bir yerlerde birbirinden farklı oldukları için aslında bu iki uçağın karşılaştırılması çok da doğru değildir fakat yine de niteliksel ve niceliksel olarak yapılan karşılaştırmalar ortaya böyle bir netice çıkarıyor.

Abdullah Bekci

Kaynak: SavunmaSanayiST.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here