Türkiye’nin uçak gemisine ihtiyacı var mı?

TCG-Anadolu’yu hangi maksatla kullanacağız?

TCG-Anadolu bir uçak gemisi mi?

Bir geminin uçak gemisi olması için belli şartları ve özellikleri olmak durumunda. Bunları anlayabilmek için aslında ilk başta “Uçak Gemisi” dediğimiz aracın ne olduğunu ne işe yaradığını hangi görevlerde kullanıldığını vs. öğrenmemiz gerekiyor.

Uçak gemisi dediğimiz araç nedir?

Uçak gemileri (İngilizce: Aircraft Carrier olarak geçer) bir veya daha fazla filodan oluşan, Savaş uçaklarını, Ufak boyutlardaki nakliye ve erken ihbar uçaklarını Savaş Helikopterlerini ve Genel Maksat – Nakliye helikopterlerini deniz üzerinde taşıyan “Yüzen bir Hava Üssüdür”. Yani aslında askeri bir üstür. Amacı savaş uçaklarının menzillerini ve harekât yarıçaplarını artırmak, operasyon bölgelerine yakın mesafede bulunarak, araçların havada kalış süresini artırmaktır. Kısaca düzenlenen operasyonun daha etkili olmasını sağlayan deniz platformlarıdır.

TCG-Anadolu ise Havuzlu Çıkarma Gemisi, Amfibi Hücum Gemisi veya LHD (Landing Helicopter Dock) olarak belirtilen bir Helikopter Gemisidir. Yani bir uçak gemisi değildir, asıl amacı çıkarma harekatına katılmak ve harekat sırasında gerekli hava desteğini dışarıdan yardım almadan kendi içinde sağlamaktır.

Özetle platformların ne olduğunu ve ne işe yaradığını bu şekilde özetleyebiliriz. Bir gemiye uçak gemisi diyebilmemiz için geminin Filo bazında uçak ve helikopter taşıyabilmesi ve askeri bir üs olarak kullanılabilmesi gerekir. Peki uçak gemilerini kim kullanır? Dikkat etmemiz gereken nokta aslında burası.

Uçak gemileri Stratejik anlamda okyanusa kıyısı olan,ekonomik anlamda güçlü olan ve siyasi – politik anlamda sömürgeci devlet olan ülkeler tarafından kullanılır. İşte bu verilere bakarak ülkemizin şuan bir uçak gemisine ihtiyaç duyup duymadığını sorgulayabiliriz.

1) Bizim ülkemiz bir okyanus ülkesi değil bir kıyı ülkesi. Kıyılarımız okyanuslara değil denizlere açılıyor. Bu bağlamda uçak gemisi deniz için fazla ağır siklet kaçan bir araç yani stratejik anlamda ihtiyacımız ve olmasının bize bir getirisi yok.

2) Maalesef (ve aslında en büyük etken) ülke ekonomimiz iyi durumda değil. Dolar yüksek seviyelerde devam ediyor.Bunların yanında dışarıdan ürün, araç ve teknoloji alımları devam ediyor. Tüm bunların külfeti de öyle az buz değil. Örnek vermek gerekirse; Eğer F-35 projesinde üretici firma biraz indirim yapmazsa sadece yaklaşık 12 milyar dolar (sayıyla 12.000.000.000 dolar) F-35A alımına harcanacak. Hal buyken uçak gemisi gibi bir aracı ekonomimiz karşılayamaz. Neden mi? Gelin yalnızca bir uçak gemisinin maliyetine bakalım.

Bir defa yalnızca uçak gemisinin kendisinin geliştirilmesi tamamen operasyonel hale gelmesi 7-8 milyar doları buluyor. (sayıyla 7.000.000.000 dolar.) Gemiyi yaptık ama uçak ve helikopter olmadan bir işe yaramaz. Hadi en düşük şekilde hesaplayalım, bu gemiye yalnızca 20 uçaklık yani 1 filoluk uçak alınacak olsun. (Hava Kuvvetlerimizde 1 Filo 20 uçaktan oluşur, o yüzden bu hesaba göre gidiyorum.) 20 Tane F-35C 3 milyar dolar (sayıyla 3.000.000.000 dolar.) Bu uçakların boşta hali, bize neticede dolu lazım yani birde bu uçakların mühimmatlarını ve ekstra diğer ekipmanlarını almak lazım (ya da kendi üretimimiz mühimmatların ve ekstra ekipmanların tamamını sorunsuz biçimde entegre edip kullanmak için kaynak kodlarını almamız lazım.) Buda nereden baksanız en düşük hesapla 1 milyar dolar. (sayıyla 1.000.000.000 dolar.) Mühimmatları aldık ama bu uçakları uçuracak pilotlara ihtiyacımız var ama bunları artık daha da fazla detaya girmemek için ihmal edelim. Bu aşamada isterseniz bir ara toplam alalım. Sadece uçak gemisinin ve uçakların bize maliyeti 11 milyar dolar. (sayıyla 11.000.000.000 dolar.) Daha alınması gereken ufak çaplı nakliye uçaklarını, saldırı ve genel maksat helikopterlerini, onların mühimmat ve ek eşyalarını, bu vasıtaları kullanacak pilotların eğitim masraflarını, bu uçakların ve helikopterlerin bakımlarını yapacak bakım ve makinist ekiplerinin eğitim masraflarını vesaire göz ardı ediyorum. Ki bu dediklerimle beraber sayı çok rahat bir biçimde 15 milyar doları geçiyor. Yani bir uçak gemisi yalnızca kendi başına yaklaşık 15 milyar dolara mal oluyor. (sayıyla 15.000.000.000 dolar.)

Peki iş burada bitiyor mu? Hayır… Siz bir uçak gemisini bir operasyona tek başına gönderemezsiniz. Çünkü uçak gemisi kendisini koruyacak yeterliliğe sahip değildir. Eğer tek başına bir çatışmaya gönderirseniz o gemi yalnızca av olur. Bu aşamada Uçak gemisine refakat edecek ya da başka bir deyişle eskortluk yapacak başka gemilere de ihtiyacımız olacak. En azından birkaç adet Fırkateyn, birkaç adet Destroyer, birkaç adet Denizaltı ve çeşitli başka destek gemileri gerekiyor. Maalesef ülkemizde bunu karşılayacak seviyede donanma gücümüz yok. Bir uçak gemisini korumak için nerden baksanız donanmamızın yarısını gözden çıkarmamız gerekiyor. Yani eskortluk için gemileri uçak gemisinin yanına verdikten sonra elde pek bir şey kalmıyor. Kaldı ki bizim deniz kuvvetlerimizde Destroyer tipi gemimizde bulunmuyor. Vel-Hasıl birde bunun için gemi almak veya gemi yapmak gerekiyor. Buda nereden baksanız detayları falanda içine kattığımızda 10 milyar doları geçiyor. (sayıyla 10.000.000.000 dolar.) Yani uzun lafın kısası yalnızca 1 uçak gemisi saldırı grubunun inşası 25 milyar dolar civarında bir maliyet istiyor.(sayıyla 25.000.000.000 dolar) Üstelik daha bu geminin başta motor olmak üzere çıkaracağı sorunlar, yapıldıktan sonra idame ettirilmesi için harcanacak parayı falan tamamen es geçiyorum. Maalesef yakın gelecekte ekonomimizin bunu karşılaması mümkün görünmüyor. Ve belirtmeden geçemeyeceğim: Bu eskort olarak gönderdiğimiz gemilerde ana gemiyi yani uçak gemisini kesinlikle koruyacak diye bir durum söz konusu değil, şeş kaza atılıp tutturulacak 10 bin dolarlık veya 100 bin dolarlık, 1 milyon dolarlık hatta hadi 10 milyon dolarlık bir bomba veya bir füze bu 25.000.000.000 dolarlık gemiyi batırabilir.

Burada bir dipnot olarak Türkiye’nin yıllık savunma bütçesinin 18 milyar dolar olduğunu belirtmek isterim.

3) İşin ekonomik yönünü anlattıktan sonra bu maddenin pek esamesi okunmaz ancak ben yine de yazayım. Biz ABD gibi, İngiltere gibi, Fransa gibi sömürgeci bir devlet değiliz. Dünyanın süper gücü değiliz. Gidip okyanus aşırı bölgelerde askeri operasyonlar düzenlemiyoruz. Dolayısıyla işin siyasi-politik anlamında da ihtiyacımız yok.

Bizim askeri operasyon düzenleme ihtimalimiz olan yerler ülkemizi merkeze alarak 1500-2000 km2lik bir alanı kapsıyor. Yani Akdeniz aşağısında İsrail, Suudi Arabistan, Mısır, Libya gibi, Güney Doğuda İran, Irak, Suriye, Ürdün, Kuveyt gibi, Doğuda Ermenistan ve Gürcistan gibi, Batıda Yunanistan ve Bulgaristan gibi, Kuzeyde Rusya gibi yerler dışında biz çok ekstrem bir durum olmadıktan sonra başka yere bulaşacak bir ülke değiliz. Aslında bu saydığım ülkelere de çok ekstrem bir durum olmadan bulaşacak bir ülke değiliz. Şayet bunların uzağındaki yerlere operasyon düzenlemek durumunda kalırsak ise Hava Kuvvetlerimizin envanterinde bulunan tanker uçaklarla bu işi bir nebze çözebiliriz. Kabul uçak gemisi kadar etkili olmaz fakat fazlasıyla derdimize derman olur. Gerekli olan hava harekatını bu şekilde dizayn edebildiğimize göre asıl mesele olan Kara harekatını düşünebiliriz.

Şimdi tamda burada TCG-ANADOLU’nun neden bizim için biçilmiş kaftan olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz. En başta TCG-ANADOLU yapılacak operasyonun başında hava harekatını gerçekleştirebilecek miktarda hava aracını taşıyabiliyor. Bunların yanında süpürme harekatları için amfibik operasyon kabiliyetine de sahip. Yani taarruz edilen operasyon alanına Zırhlı araç, Tank ve Obüs sistemlerini taşıyıp çıkartabiliyor. Ve tüm bunları dünyalar kadar farkla daha ucuza yapıyor. Yanına eskort olarak çok daha az gemi gönderebiliyorsunuz, hem bir uçak gemisinin hem de amfibik hücum gemisinin görevini tek başına yerine getirebiliyor.

İşte tüm bu nedenlerin tamamından ötürü ülkemizin bir uçak gemisine ihtiyacı yok. Uçak gemisine gelene kadar o parayla çok daha kritik teknolojiler elde edebiliriz. 25 milyar doları yalnızca bir gemiye yatırarak süper güç olamayız fakat o parayı ülke menfaatlerine daha öncelikli işlere harcarsak süper güç olma yolunda adım atabiliriz. Örnek vermek gerekirse 25 milyar dolara: Hava kuvvetlerimize yüzlerce yeni savaş uçağı, onlarca nakliye ve tanker uçağı alınabilir. Deniz Kuvvetlerimize bir sürü fırkateyn, korvet, denizaltı, helikopter veya uçak alınabilir. Kara kuvvetlerimize binlerce zırhlı araç, binlerce tank, binlerce obüs, yüzlerce helikopter vs. alınabilir. (Alınabilirden kastım hem dışarıdan alınabilir hem yerli firmalarımızdan alınabilir.) Bunların yanında göğsümüzü kabartan firmalarımızın hâlihazırda geliştirmiş olduğu geliştirmeye devam ettiği veya geliştirecek olduğu projelerine yatırım yapılabilir. En önemlisi balistik füze ve nükleer güç için yatırım yapılabilir.

İşte tüm bunlardan sebep içimizdeki uçak gemisi sevdasından ve “uçak gemisi güçtür” anlayışından vazgeçmemiz lazım. Uçak gemisi demek her zaman güç demek değildir veya her zaman psikolojik üstünlük demek değildir. Bugün iki farklı senaryodan 20 yıl sonrasını düşünelim. Aynı şuan ki ülkemiz A senaryosunda uçak gemisi alıyor / yapıyor olsun, B senaryosunda da yukarıda anlattığım uçak gemisi yerine alınacak / yapılacak diğer araçlardan alınıyor olsun. 20 yıl sonra bu iki ülkeyi karşılaştırmaya kalksak B senaryosundaki Ülke A senaryosundaki ülkenin silindir gibi üzerinden geçer. İşte durum buyken uçak gemisi öyle çok ahım şahım bir araç konumunda olmuyor gördüğünüz üzere. Bize gösteriş değil icraat lazım… Bu konuda da TCG-ANADOLU yukarıda belirttiğim gibi bizim için biçilmiş kaftan. Uçak gemisi yapmak yerine bu gemiden yapmak ülkemiz adına çok çok daha faydalı olacaktır. Zaten Deniz Kuvvetlerimiz de böyle düşünmüş olacak ki, TCG-ANADOLU gemimizin ikizi niteliğinde TCG-TRAKYA ismi verilmesi planlanan ikinci bir Amfibi Hücum gemisinin üretilmesini talep etmiş.

Yazımızda şuan Türkiye’nin bulunduğu durum ve izlediği politikalara bakarak bir görüş belirttik. Yanlış anlaşılma olmaması için şunu da belirtmekte fayda var, bundan 10-15-20 yıl sonrasında ne olacağını ne biteceğini bilmiyoruz. Eğer gün olur da uçak gemisi yapmaya müsait bir ekonomi ve zemin meydana gelirse tabii ki uçak gemisi o zaman ülkemiz için bir ihtiyaçtır, Türkiye’nin böyle bir gemiye ihtiyacı vardır diyebiliriz ancak kabul edelim ki Balistik Füze, Hava Savunma Sistemi ve Nükleer Güç gibi çok daha önemli konular varken, Hava Kuvvetlerine Muharip ve Destek sınıfında yeni uçaklar, Kara Kuvvetlerine tanklar, Deniz Kuvvetlerine muharip gemiler gerekiyorken, uçak gemisi meselesi bunların yanında an itibariyle çok arka planda kalıyor…

Abdullah Bekci

Kaynak: SavunmaSanayiST.com

3 YORUMLAR

  1. Konu oldukça önemli. Bu konuda eline kalem alan tüm araştırmacılara teşekkür ederim. Ama sayın yazar, gereksiz tekrarlar, aynı anlama gelecek cümleleri yeniden yeniden ve yeniden kurmaya ne gerek var? Rica ederim, savunma sektörü konusunda bir yazıya başlamadan önce sıkıcı ve gereksiz bilgileri önümüze dökmeyin. Konuya duyarlı okurlar ile sosyal medya takipçileriniz arasında algı farkı olduğunu gözardı etmeyin. Doğrusunu isterseniz zihninizde tam olarak netleşmemiş bir düşünce sanırım.

    • Hitap ettiğimiz kitle genel olarak askeri teknolojilere normal seviyede merakı olan bir kitle. İçlerinde tabii ki bilgililer var fakat yalnızca onların anlayabileceği bir dilde yazacağımız bir yazı diğer takipçiler için sıkıntı olur. Yazıların bu şekilde tekrarlı ve detaylı olmasının sebebi bu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here