15 Temmuz 2016 günü saat 22:10 sularında Ankara’da başlayan askeri jet hareketliliği ile ortaya çıkan hain darbe girişiminin üstünden 2 yıl geçti. Bu 2 yıl içerisinde o gece yaşananlarla alakalı çok sayıda detay bilgi edinme şansımız oldu ve olmaya da devam ediyor. Bunlardan bir tanesi de Darbe girişimine katılan ve Başkent Ankara’yı kana bulayan F-16 pilotlarının ve Akıncı Üssü içerisinde ki darbeci personelin arasında geçen telsiz konuşmaları.

Bu yazıda, bu konuşmalar içinde geçen teknik terimler ve cümlelerle ilgili herkesin anlayamayacağı terimleri, herkesin anlayabileceği bir dille açıklamaya çalışacağım. Bu telsiz konuşmalarına inanmayanlar varsa yani “montaj bunlar” falan diye düşünenler varsa diye en başta belirteyim: Montaj bile olsa gerçekte yaşanacak konuşmalarda bunlardan çok farklı olmayacaktı. O yüzden bunu gözeterek dinleyelim ve okuyalım. Şimdi kronolojik bir sırayla medyada yayınlanan konuşmalara bakalım.

Yalnız ilk başta şunları bilmemiz gerekiyor:

Bazı telsiz konuşmalarında “abc – filo veya filo – abc” deniyor. Askeri kullanıma göre telsiz muhaberesinde “hitap edilen yer / konuşan kişi” şeklinde bir konuşma sistemi vardır. Yani abc – filo dendiğinde filonun abc çağrı adlı uçağa çağrı yaptığı anlaşılır. Bir örnek vermek gerekirse birazdan izleyeceğimiz videolarda misal “Aslan-1 – filo” derken Filonun “Aslan-1” kodlu uçağa çağrı yaptığı anlaşılmalıdır. Benzer şekilde misal “Aslan-3 – Aslan-1” dendiğinde Aslan-1 kodlu uçağın Aslan-3 kodlu uçağa çağrı yaptığı anlaşılmalıdır.

Peki ismi geçeceği için şimdiden bilelim: “Kol” ne? Kol ise şu bir uçağın bir veya birden fazla uçakla birlikte kalkması operasyonlar sırasında bir takım yani bir ekip olması. Bu ekibinde 1 numarası 2 numarası vs. olur. Uçaklara verilen isimler Aslan, Şahin, Atmaca uçuş planlayıcıları tarafından verilen isimlerdir. Yani Aslan da veya Şahinde FETÖ’ye ait bir mesaj gizli değil. 1, 2, 3 şeklinde söylenen numaralarda o anda havada olan uçağın bağlı olduğu ve birlikte kalkış yaptığı uçaklar içinde yani “Kolda” kaçıncı uçak olduğunu belirtir. Aslan-1 farklı bir kol, Aslan-2 farklı bir koldur. Aslan-4-1, Aslan-4-2 denilirse bu aynı koldur. Sondaki 1-2 gibi numaralar da uçak numarasını belirler. Yani Aslan-4-2 numara demek Aslan-4 kolunun 2. Uçağı demek anlamına gelir. Kafa karışıklığı olmaması için şunu da belirteyim: Eğer Aslan-4 olarak bir ikaz gelirse bu Aslan-4-1 numara olduğu anlamına ya da Aslan-4-1 ve Aslan-4-2 için genel bir ikaz olduğu anlamına gelir. Muhabere kayıtlarında geçen bir diğer isimse “Kurt” ya da “Kurt Filo”. Bu Kurt filo ise o dönem 4. Ana Jet Üssü olan Akıncı üssünün 3 filosundan bir tanesi ve usta filodur. 141. Kurt Filo olarak geçer. Diğer 2 filoda zaten 142. Ceylan Filo ve 143. Öncel Filodur. Ceylan filo muhtelif filolarımızdan bir tanesiydi daha çok savunma filosu olarak görev yapardı. Öncel filo ise F-16 pilot adaylarının yetiştiği filodur. Bir F-16 pilotu ilk defa bu filoda F-16 ile uçardı. Darbe girişiminin ardından Akıncı üssünün rütbesi Hava Meydan Komutanlığına düşürülmüş, ismi “Mürted” olarak değiştirilmiş, bünyesindeki filolar farklı jet üslerine dağıtılmıştır. Bu kapsamda 141. Kurt Filo 151. Filo olarak Merzifon 5. Ana Jet Üssüne, 142. Ceylan Filo 113. Filo olarak Eskişehir 1. Ana Jet Üssüne, 143. Öncel Filo 153. Filo olarak yine Merzifon 5. Ana Jet Üssüne konuşlandırılmıştır.

Birde yine yanlış anlaşılmaya müsait bir konu olduğu için pilotların birbirine “hocam” diye hitap etmesinin sebebini anlatayım. “Hocam” pilotlar arasında bir hitap şekli. Bu hitabın gerçekten öğretmen anlamı da vardır. Bazı pilotlar öğretmen pilottur ve filoya yeni katılan öğrenci pilotlara gerekli eğitimleri onlar verir. Yani bu hitap şeklinin de cemaat yapısıyla bir alakası yok.

Şimdi ilk başta bunları bilmek yeterli sırasıyla videoları izlemeye başlayalım.

Telsiz Kayıtları – 1: Gölbaşı Havacılık Dairesi ve PÖH’ün bombalanması sırasında geçen konuşmalar:

Dinleyelim…

 

Burada anlaşılacağı üzere Darbecilere direnmek için şehit polislerimiz bir helikopter kaldırmayı amaçlıyorlar. Bunlar zaten anlaşılan şeyler o yüzden ben ince detaylara ve teknik konuşmalar hakkında bilgi vereyim: İlk cümlelerde geçen “harekât komutanımız burada” lafı var bu ince bir detay ama önemli bir detay. Harekât komutanı bir hava üssünde üs komutanından sonra en önemli 2. kişidir, tüm filoların yaptığı şeylerden sorumludur. Burada harekât komutanı emri denilerek, muhtemel bir çekince ya da kafa karışıklığına mahal vermemek için “sorumluluk harekât komutanında” diyorlar ve psikolojik olarak bir güvence veriyorlar.

Bir diğer ince detay, filoda konuşan kişinin de aslında olayların en başında kendi içinde çelişkiye düştüğünü anlayabiliriz çünkü takip eden konuşmalarda “şurayı vuralım mı?” diyen pilotlara inatla “Hareket Görürseniz Vurun” diyor. “Talimat bu Hareket Görürseniz Vurun” diyor. Bunun Türkçesi de şu: “Abi ben emin değilim karar sizde. Siz karar verin vurup vurmayacağınızı”.

Akabinde Teknik bir konuşma geçiyor: Uçaklardan bir tanesi filoya RTB ikazı yapıyor. Filo karşılığında “Bingodan RTB serbest” diyor. RTB: Return To Base’in kısaltması yani üsse dönüş demek. Bingo ise: F-16’larda bir uyarı sistemi var, bu sistem sayesinde uçuş öncesinde veya aksiyona girilmeden uçuş sırasında yakıtın ineceği belli bir taban seviyesi belirleniyor. Yakıt önceden belirlenen bu seviyeye inince uçağın sesli ikaz sistemi Betty iki defa “bingo, bingo” diye sesli ikaz veriyor. Bu bingo ikazı, yakıtın kritiğe giriyor, yakıt ikmali yapman gerekiyor demek.“Handover” ise biz görevi devrettik / teslim ettik demek.

“Bir atış yapıldı, 1 büyük” demek kullanılan bombanın(yaklaşık 1 tonluk) MK-84 harp başlıklı bir bomba olduğu anlamına geliyor. Bu da ya güdümsüz şekilde MK-84, ya Lazer Güdümlü GBU-10 Paveway ya da GPS güdümlü GBU-31 JDAM kullanıldığı anlamı taşır. Hareketli hedeflere atış yapıldığı için Lazer güdümlü GBU-10 bombasının kullanıldığını söyleyebiliriz ki zaten sonradan bu bombanın atıldığı anlaşılmış yani kesinleşmiştir.

230 / 240 gibi belirtilen şeyler uçağın belli bir noktaya göre radyan cinsinden bulunduğu konum. Ya da bir başka deyişle istikamet veyahut taarruz başı. Yani “240 da devam ediyorum” demek 240 radyal seviyesinde (doğrultusunda) uçuyorum demek.

Bu konuşmalardan yapılabilecek çıkarım bu kadar.

Telsiz Kayıtları – 2: Emniyet binasının bombalanması sırasında geçen konuşmalar:

 

3955.8473 Kuzey (Gerçek Yazılışı: 39°55.8473’ N) vs. gibi söylenen şeyler DDM sistemindeki koordinatlardır. Savaş uçaklarında 3 farklı koordinat sistemi içinden DDM sistemi esastır. Yani koordinatlar derece ve dakika olarak baz alınır.

Victor Check telsiz kanalını kontrol etmek anlamına geliyor. “Ses deneme 1-2-3” yani Türkçesi.

“Mach Üstü geçiş” demek ses hızının üstünde yani süpersonik olarak uçmak demek. Uçaklarda hız ses hızına göre bir değer alır. Mesela 0.60 mach, 0.70 mach veya 0.80 mach gibi. Bu sayı 1.00 ı geçtiğinde ses hızı geçilmiş olur ve sonik patlama meydana gelir. Mach üstü geçiş ile kast edilen Mach 1 ‘i geçmektir. Darbecilerin halkı sindirmek için en sık başvurduğu yöntem bu yöntemdi.

Takip eden konuşmalarda darbeci hainlerin bu işi tamamen plansız programsız bir şekilde giriştiğinin bir başka göstergesini görebiliriz. Filoda ki kişi bir uçağa GBU-10 atın diyor ancak söylediği uçakta GBU-10 bombası yok. Bu hangi uçakta hangi mühimmatın yüklü olduğu bilgisinin filoda olmadığını dolayısıyla tamamen hazırlıksız plansız programsız saldım çayıra mevlam kayıra hesabı faaliyet yaptıklarının göstergesi. Üstelik daha beteri de var. Hemen birkaç cümle sonra GBU-10 yok JDAM var diyen aynı hain bu defa atış için yaklaşma istikameti soruyor. Yaklaşma istikameti ya da bir başka adıyla taarruz başı uçağın hangi doğrultudan gelip bombayı bırakacağı demek. Yani mesela uçak emniyet binasına karşıdan mı gelecek, Samsun yolu tarafından Konya yolu tarafına doğru mu gidecek veya tam tersi şeklinde mi olacak bunun izahı için önemli. Burada çok sakat bir durum var o da şu: pilot taarruz başı soruyor, filodaki kişi “Serbestsin” diyor yani sen kafana göre bir yerden git bombanın bırak çık git, nasıl gideceğin sana bağlı diyor. Sakat durum şu: etrafta bu uçaktan başka bir sürü uçak uçuyor, havacılardan farklı olarak kara havacılığın bir sürü helikopteri uçuyor. Bu uçak kafasına göre aksiyon yaşanan alana girdiğinde tepesine bir başkası binse havada paramparça olurlar, bunların paramparça olmaları kimsenin umurunda değil ancak enkazı Allah bilir kimin üstüne düşer. Tamam herkese açık kanaldan tüm kollara çağrı yapılmış ancak anlık bir dikkatsizlik böyle bir aptallık için fazlasıyla yeterli zira bunların altındaki uçak saatte 900 km hızla gidiyor.

Tamamen plansız programsız iş yaptıklarını söylemiştik. Ancak atış yapılacak yerlerin büyük bir hassasiyetle birbirlerine tarif edildiğini sürekli emin miyiz? kesin mi? gibi teyitlerin alındığı dikkatinizi çekmiştir. Bunun daha sonra iş bunların aleyhine dönerse bunların hesabının sorulmaması için mi yoksa eldeki mühimmat sayısı sınırlı, boşa kullanmamak için mi bu titizlik onu bilemeyiz fakat bunu şöyle açıklayabiliriz: Bir savaş uçağından yere atış yapılacaksa pilota görsel bazı teyitler ve referanslar gerekir. Gece uçuşlarında ise pilot görsel olarak ekstra kısıtlı bir durumda olduğu için bazı ekstra teyitler gerekir. Ya yerden bir ekip lazerle atış yapılacak bölgeyi işaretlemelidir, ya pilota hedefin yakınlarında olan bir yapının tarif edilmesi ya da vurulacak hedefin görsel durumu detaylı anlatılmalıdır. Normalde filolarda bir taarruzdan önce hava fotoğrafları incelenir, taarruz başları belirlenir, hedefin ne olduğu iyice netleştirilir, kullanılacak mühimmata, uçağın konfigürasyonuna ve saldırı grubunun yapısına göre bir plan yapılır ve hatta saldırı yapacak ekibe bir keşif yaptırılarak neyin ne olduğuna havadan baktırılmaya çalışılır. Ama bu saldırılar sırasında dikkat ederseniz sürekli birbirlerine hedefi tarif ettirmeye çalışıyorlar, taarruz başı istiyorlar, hangi mühimmatla atış yapalım diye konuşuyorlar. Defalarca teyit istenmesinin sebebi de yukarıda yazdığım durumla ilgili.

Bu konuşmalardan yapılabilecek çıkarım da bu kadar.

Telsiz Kayıtları – 3: TBMM’nin bombalanması sırasında geçen konuşmalar

 

“Görerek atmak” demek yüksek irtifadan dalışla beraber bomba atmak anlamına geliyor. Bu atış tekniğine CCIP deniyor. Burada bombanın güdülenmesi bir şeyi değiştirmez çünkü pilotun önündeki ekrandan bombanın nereye düşeceği belirlenir daha doğrusu uçağın bilgisayarı tarafından hesaplanır ve pilota bir semboloji ile belli eder.

150 baş dedikleri muhtemelen kuvvet komutanlıkları tarafından Akay Kavşağına giden güzergah. Bombanın da bu güzergah üzerinden atılması isteniyor.

Patern demek normalde belirli bir hat demek. “2 paternde atış” demek bombaları sırayla atmak demek, yani uçak geliyor 1 tane bombayı bırakıyor hedefinden açılıyor daha sonra dönüp geliyor tekrar atış yapıyor.

Bu konuşmalardan açıklanmaya değer terimler bu kadar.

Telsiz Kayıtları – 4: Cumhurbaşkanın uçağının takip edilmesi sırasında ve Beştepenin bombalanması sırasında geçen konuşmalar:

 

Filodaki kişi havadakine gözlük var mı diye soruyor. Bunun sebebi bizim uçaklarımızın 4.Nesil olmasından kaynaklı. Normalde 5. Nesil uçaklarda gece görüş sistemi kaska entegreli olarak geliyor. Bizim hava kuvvetlerimizde an itibariyle 5. Nesil uçak olmadığı için pilotlar sonradan gözlük denilen dürbünümsü bir aparat takarak gece görüş imkanına kavuşuyorlar. Bu gece görüş imkanı da aslında CB uçağını havada görebilmek için. Gözlük Ankara veya İstanbul gibi ışık kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde iyi çalışmaz, hatta doğrudan ışığa bakmak gözlüğü kör eder. Gözlük ancak zifiri karanlıkta iyi çalışır. O nedenle cumhurbaşkanlığı uçağını araması istenen pilota gözlük var mı diye soruyorlar.

CCIP atış tekniğini yukarıda anlatmıştım. Beştepe’de ki otopark önüne ve köprü kavşağına 2 bomba bu şekilde atıldı.

DMPI bombalanması istenilen hedeflerin görsel tarifi, daha doğrusu hem görsel tarifi hem de kod adı gibi bir şey.

Bu konuşmaların açıklaması ise bu kadar.

Sonuç olarak yaklaşık 13 saatlik bir zaman diliminde Fetullahçı Terör Örgütü tarafından kalkışılan darbe girişimi, Vatansever “Gerçek” Türk Askerleri tarafından, Kahraman Türk Polisi tarafından ve Cefakâr Türk Milleti tarafından el ele verilmek suretiyle bastırılmıştır. Allah bu ülkeye bir daha buna benzer bir gün yaşatmasın.

Abdullah Bekci

Kaynak: SavunmaSanayiST.com

 

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here