Türkiye’nin yeni uçak alımına ihtiyacı var mı?

F-35 gerekli mi? Olmasa da olur mu?

F-35’in yanına farklı bir platform düşünülebilir mi?

Tedarik edilecek Hava Savunma Sistemleri ve özellikleri artan İnsansız Hava Araçları sayesinde muharip jetlerin üzerinde ki yük ne kadar azalır?

Eldeki F-16’ların barındırdıkları teknoloji ve yetenekleri Türk Hava Kuvvetleri için yeterli mi?

F-16’larımız kaç sene daha bizi idare eder?

Öncelikle şuradan başlayalım istiyorum: An itibari ile envanterimizde bulunan F-16 savaş uçaklarımızın (Öncel IV projesi kapsamında tedarik edilen Block 50+ konfigürasyonunda olanlar hariç) ömrü bir defa uzatıldı. Uçakların gövde ömürleri 8 bin saatten 12 bin saate çıkarıldı. Şuan da kaç saatteler o konuda net bir bilgim yok. Yalnız biz F-16’ların üstünde ki yükü tamamen alana kadar bu uçaklar ikinci kez uzatmaya ya gidecek ya da gitmeye çok yaklaşacak bu belli. Yani hemen yarın F-16’ların üstünde ki yükü tamamen alamayacağımıza göre, bu bir süreç olduğuna göre, bize zaman gerekli bunu bir kenara not edelim.

Şimdi aklınıza şöyle bir soru gelebilir: “ABD B-52 uçaklarını dahi hala aktif olarak uçuruyor, bizde onlar kadar uzun ömürlü kullanamaz mıyız?” Hava araçlarının kullanım ömrünü ne ABD ile ne de bir başka ülke ile kıyaslamak yanlış, bunun sebebi örneğin ABD’deki uçakların hem bizimki kadar yorulmaması hem de ABD’nin bize oranla daha kaliteli bakım imkanına sahip olması. Yani örneğin ABD rahatlıkla bir F-16 motorunu bile değiştirebilecekken biz çok acil değilse o motoru değiştirmemeyi tercih ediyoruz. Bu komplike olan diğer parçalar içinde geçerli. Dolayısıyla biz F-16’ları yaklaşık 2050’ye kadar bile kullanabiliriz ama o tarihlere gelindiğinde uçakların ne kadar faal olduğu görev tanımına ne kadar uyduğu, çağın teknolojisini yakalayıp yakalayamadığı gibi kriterler önemli.

Bir savaş uçağının ekonomik kullanım ömrü yaklaşık 30-35 yıl olarak belirtilir. 30-35 yıldan sonra uçaklar hem değişen teknolojiye ayak uyduramaz hale gelirler hem de gövde ömürleri artık sallantıdadır. Bu aşamada uçağı uçabilir halde tutmak neredeyse yeni uçak yapmaya eşdeğerdir zira uçağı içinde ki kablodan tutunda üstünde ki kaportaya kadar sıfırdan yeniden yapmanız gerekir. Burada yapılacak hesap önemlidir. Eğer hesap yeni uçak yapmaktan ucuz ise modernizasyon kararı alınır. Eğer pahalı çıkıyorsa uçaklar emekli edilir ve yeni uçaklar ile kuvvet tazelenir.

Her ne kadar bazı kişiler Türk Hava Kuvvetlerinin yeni tip bir uçağa ihtiyacı olmadığını söylese de Türk Hava Kuvvetlerinin bugün görev tanımı farklı olan bir uçağa zaten kesin olarak ihtiyacı vardır. Bunu daha önceden sebepleriyle birlikte çok kez anlatmıştık. Kısaca bir defa daha anlatalım: Bizim Hava Üstünlük uçağı olarak tabir edilen uçaklara ihtiyacımız var. Bu konu çözülmeden uçak ihtiyacımız bitmeyecek. İsterseniz 1000 tane F-16 uçağımız olsun yine bitmeyecek. Bunun yanında birde Blok 30 F-16’lar başta olmak üzere F-16’lar eskiyor yukarıda detayını anlattık. F-16’lar için 30. yılı geride bıraktık (ki zaten terör operasyonları ve sınır ötesi harekatlar için de F-16’lar devamlı olarak kullanıldığından muadillerine göre oldukça fazla yıprandılar.) Bu sebeplerden an itibari ile F-16’larımız Hava-Hava konusunda maalesef zannedilen kadar iyi durumda değil. Hatta Awacs uçakları ve kara radarları da olmasa bu konuda oldukça kötü bile diyebiliriz.

Aşağıya şuan F-16’larımızın neredeyse tamamında takılı olan radarın angaje olabilme mesafelerini yazıyorum:

APG-68 V9:

Radar kesit alanı 0.0001 m2 olan hedefler: 4~5 km+

Radar kesit alanı 0.001 m2 olan hedefler: 8~9 km+

Radar kesit alanı 0.1 m2 olan hedefler: 25~30 km+

Radar kesit alanı 1.0 m2 olan hedefler: 46~54 km+

Radar kesit alanı 5.0 m2 olan hedefler: 66~80 km+

Radar kesit alanı 10.0 m2 olan hedefler: 78~95 km+

F-16’nın kendi Radar kesit alanının 1.2 m2 olduğu söyleniyor. Buna bağlı olarak baktığımız zaman bizim F-16’larımız AWACS veya başka bir radar olmasa örneğin Yunan F-16’sına yaklaşık 50 km kala ancak angaje olabilir vaziyette.

Yani buradan şu sonucu çıkarabiliriz ki F-16’larımız maalesef tek başına zannedilen kadar iyi değiller. Bu aşamada F-16’ların kesinlikle ya AESA radar takılacak şekilde modernize edilmesi ya da yeni uçak alımı yapılması şart. Hatta uçak alımını ikinci bir seçecek olarak değil bunun birincil seçenek olarak değerlendirilmesi çok daha doğru çünkü F-16’ya her ne kadar AESA radar da taksanız bir “Hava Üstünlük Uçağı” elde edemezsiniz. Bu görev tanımı için şuan en iyi aday ise EF-2000 Eurofighter Typhoon’dur. O olmazsa JAS-39 Gripen’dır. (Fiyat/Performans oranını baz alarak yaptığımız değerlendirmelerde Rafale bu uçaklardan biraz geri kalmaktadır. Dolayısıyla alımı diğer alternatiflere göre daha az yararlıdır. F-15 gibi ABD yapımı uçaklar ise ABD ile aramızda ki gergin ilişkilerden dolayı kesinlikle tercih edilmemelidir. Zira alındığı takdirde gelecekte özellikle yedek parça tedariki gibi konularda zorluklar yaşayacağımız çok açıktır.) Bu uçaklar şuan ki kullandığımız F-16’lara göre en az 2 kat daha iyi bir radara sahiptir ve bir F-16’dan yaklaşık 10 kat daha düşük bir radar kesit alanına sahiptirler.

Özellikle Tranche-3 EF-2000’in kullandığı/kullanacağı radarın özellikleri göz kamaştırıcı.

CAESAR AESA:

Radar kesit alanı 0.0001 m2 olan hedefler: 18~21 km+

Radar kesit alanı 0.001 m2 olan hedefler: 32~38 km+

Radar kesit alanı 0.1 m2 olan hedefler: 104~122 km+

Radar kesit alanı 1.0 m2 olan hedefler: 185~216 km+

Radar kesit alanı 5.0 m2 olan hedefler: 278~324 km+

Radar kesit alanı 10.0 m2 olan hedefler: 330~385 km+

Bu değerlere baktığımızda bir EF-2000’in bir F-16’yı yaklaşık 200 km’den tespit edebileceğini söyleyebiliriz. Bir uçağın herhangi başka bir radara bağlı kalmadan bu denli bir kapasiteye sahip olması hava savaşında çok büyük bir avantajdır.

Şimdi diyebilirsiniz ki F-35’inde güçlü bir radarı var üstelik radarda oldukça düşük iz bırakıyor. Ben de size derim ki F-35 hava üstünlük görevleri için uygun bir platform değil. Hava üstünlük uçakları genel olarak çift motorlu, nispeten daha büyük gövdeli, 10 adede yakın orta-uzun menzilli hava-hava füzesi taşıyabilen, havada kalış süresi uzun uçaklardır. F-35 ise küçük ve geniş gövdeli, buna rağmen hava-hava mühimmat kapasitesi konusunda yetersiz, tek motorlu ve harekat yarıçapı iyi seviyede olsa hava üstünlük rolü için sınırlı bir uçaktır. Yani sanırım anlatabilmişimdir bize hava üstünlük uçağı bir defa kesin lazım. Bunun yanında F-16’ların kabiliyet modernizasyonundan da geçmesi lazım. Ya da sıfırından bir miktar Blok 70 Viper F-16 almak lazım. Bu alıma harcanacak para yerine ise doğrudan yeni bir platforma para harcamak çok daha mantıklıdır. Fakat tabi eldeki uçakların bir şekilde elden geçmesi de şart gibi duruyor. Zira her göreve F-35 kaldıramayacağımız aşikâr…

İşte tüm bunları alt alta yazıp toplayacak olursak: Türkiye’nin uçak ihtiyacı görev tanımına bağlı olarak kesinlikle var. Buna ek olarak elinde ki uçakların yalnızca gövde ömrü kapsamında değil yetenek ve kabiliyet geliştirme kapsamında da modernizasyona ihtiyacı var. Bununda yanında F-35’lere kesinlikle ihtiyacımız var. Bize katacağı çok şey var. F-35 şuanda erişim sağlayabileceğimiz yani tedarik edebileceğimiz tek 5. Nesil uçak konumunda ve barındırdığı teknoloji diğer 5. Nesil uçaklarda bile yok gibi gözüküyor… en azından şimdilik. Düşük görünürlüğü ve uzun menzilli radarı sayesinde F-35’in yeteneği düşmanı görünmeden uzak mesafeden vurmaktır. Bu sayede it dalaşına gerek kalmadan F-35 düşmanını indirmektedir. Özellikle F-16 ile kıyaslandığı için F-16.net’ten elde ettiğim veriler ışığında F-35’in F-16’yı radarda tespit etme mesafesini: yaklaşık 150-185+ km aralığında, F-16’nın F-35’i radarda tespit mesafesini ise yaklaşık 10-20+ km aralığında olduğunu belirtebilirim. Sayılardan da anlaşıldığı üzere normal bir muharebe sahasında yani gerçek bir savaş ortamında F-16 bırakın F-35 ile it dalaşına girmeyi, kilit ve takiben füze ikazı almadan önce F-35’i radarında bile göremez diyebiliriz.

Bu anlattıklarım F-35’in Hava-Hava görevleri ile alakalı olan yetenekleri. Radarda bıraktığı iz yaklaşık 0.001 m2 olan F-35’in kendi radarının kapasitesi ise şu şekilde:

APG-81 AESA:

Radar kesit alanı 0.0001 m2 olan hedefler: 16 km+

Radar kesit alanı 0.001 m2 olan hedefler: 28 km+

Radar kesit alanı 0.1 m2 olan hedefler: 90 km+

Radar kesit alanı 1.0 m2 olan hedefler: 160 km+

Radar kesit alanı 5.0 m2 olan hedefler: 240 km+

Radar kesit alanı 10.0 m2 olan hedefler: 285 km+

Görüldüğü üzere gerçek manada gelişmiş bir radara sahip. Bununla beraber “Uçan bir bilgisayar” olarak tanımladığımız F-35’in diğer yeteneklerinden bazıları şöyle:

– Her yönü ısı sensörleri ile dolu olduğu için uzak mesafelerden ateşlenmiş Balistik Füzeleri dahi tespit edebilir. Öyle ki Alaska’da yapılan bir testte 1000 KM uzaktan ateşlenen bir Balistik Füzeyi tespit edip ekranından izleyebilmiştir.

– Tespit ettiği bir hedefi bir başka uçağın veya bir başka geminin ekranına aktarabilir.

– Dost kuvvetlerden atılan bir Balistik Füzenin kontrolünü havadayken devralabilir ve füzeyi yönlendirebilir.

– Dost kuvvetlerden atılan bir Seyir Füzesinin kontrolünü havada devralabilir ve aynı şekilde bu füzeyi yönlendirebilir.

– Yazılımsal olarak aynı ağa bağlı olduğu bir Hava Savunma Sisteminin radar menzilini kendi radarına kullanarak artırabilir.

– Radarı çok gelişmiş olduğu için kendi tespit ettiği hedeflere başka bir uçaktan, gemiden veya herhangi bir başka unsurdan atış gerçekleştirebilir.

– Bu özellikleri ile bir Balistik Füzenin, bir Seyir füzesinin veya Gemisavar bir füzenin hedefini kendi tayin edip, hedefe kendi kilitlenip, bu kilidi o an ki diğer unsurlara veya doğrudan mühimmatlara aktarabilir.

– İnsansız Hava Araçları ve Silahlı İnsansız Hava Araçları ile muazzam bir uyum sağlayabilir ve bu unsurlarla bir F-16’ya veya bir başka uçağa göre çok daha etkili operasyonlar düzenleyebilir.

Kısaca “Ağ Merkezli Harp” dediğimiz kavramın içinde yer alan birçok özelliğe çok yüksek seviyede sahiptir.

İşte tüm bunları göz önüne aldığımızda F-35’den vazgeçmek kesinlikle düşünülmemelidir. Kesinlikle tedariki yapılmalı ve Türk Hava Kuvvetlerine bu kapasitede bir unsur katılmalıdır. Fakat tam burada bir anti parantez bana kalırsa fazlası da cebe zarardır ve 100+16/32 adet bence biraz fazladır. 72 adet F-35A (+24 adet Deniz Kuvvetleri için F-35B) HvKK için gayet ideal bir sayıdır. Hava kuvvetlerini tamamen F-35 üzerine kurmak büyük hata olur. Toplamda 80 adet F-35A ve (kısılan F-35 sayısı ile artıracağımız bütçeden faydalanıp birazda üzerine ekleyerek) 50 adet EF-2000 alımı, beraberinde eldeki F-16’ların modernizasyon programından geçmesi şeklinde yapılan bir planda ise hem kısa vadede hem uzun vadede Türk Hava Kuvvetleri oldukça güçlenmiş olacaktır.

Burada EF-2000 üzerinde duruyoruz fakat özellikle ekonomik açıdan şartlar uygun değilse bu uçak yerine JAS-39 Gripen NG uçağı da tercih edilebilir. Radar kesit alanı F-16’ya göre oldukça düşük olan bu uçağı tam anlamıyla bir hava üstünlük uçağı olarak kullanamayız fakat en azından sayısal verilere bakarak söyleyebiliriz ki eldeki F-16’lara göre neredeyse iki kat daha iyi bir Hava-Hava performansı alırız.

Haricinde tamamen hava savunma sistemleri ve İHA/SİHA’lara dayalı bir kuvvet ise her ne kadar kulağa hoş gibi gelse de bana göre oldukça yetersiz seviyededir. Temel taşın kesinlikle Muharip Jet olması gerekir. Tam manasıyla bir insansız F-35, tam manasıyla bir insansız Su-35, tam manasıyla bir insansız F-16 olmadıktan sonra İHA/SİHA platformlarından aşırı yüksek performanslar beklenmemelidir. Benzer şekilde tam manasıyla istenilen esnekliği sağlamayan bir HSS’den de aşırı yüksek performans beklenmemelidir. Bu sistemler daha çok yardımcı sistemler olmalıdır ki zaten HSS’ler için şöyle bir değerlendirme yaptığımızda yalnızca savunma yapan bir unsur yerine savunmanın yanında yeri geldiğinde saldırı yapabilecek bir unsurun ana unsur olması daha mantıklıdır.

Diğer bir açıdan bakacak olursak, yıllar yılı tamamen muharip uçak üzerine kurulu bir kuvvetin muharip jet üzerine olan kabiliyetini sürdürmemek Türk Hava Kuvvetleri için oldukça büyük bir hata olur. Evet ölüp bitecek hale gelmesek de tahminin çok üzerinde zorluklar yaşayabiliriz. Özellikle İHA/SİHA konusunu ön plana alırsak bugün GlobalHawk gibi platformlara sahip ABD bile geldiğimiz noktada muharip jetten vazgeçecek düzeye gelememişse bizim de 10-15 yıllık bir dönemde bu seviyelere gelemeyeceğimiz açıkça belli olmaktadır.

Kısaca HSS ve İHA/SİHA sistemlerine güvenerek bırakın F-35’in yanına ek platform almayı, “F-35 almasak dahi olur, eldeki F-16’lar bizi idare eder” gibi düşünceler “mecburiyet içerikli senaryolar haricinde” Türk Hava Kuvvetleri için kâbus gibi bir şeydir.

Bir hava üstünlük uçağı olarak geliştirileceği anlaşılan MMU TF-X projesi olumlu anlamda neticelenene kadar (ki bunun yaklaşık 20 yıl süreceğini söyleyebiliriz) Türk Hava Kuvvetleri’nin aynı platformda/aynı görevi yapabilecek başka bir uçağa ihtiyacı olduğunu şiddetle düşünüyor ve savunuyorum. Bunun yanında eldeki F-16’ların da Hava-Hava muharebesi için başta olmak üzere genel bir yetenek yükseltmesi yapılması gerektiğini şiddetle düşünüyor ve savunuyorum. Üstelik Akdeniz’de suların bu aralar ısınmaya başlaması ve yakın gelecekte kaynayacak gibi renk vermesi de Türk Hava Kuvvetleri’nin gücüne güç katma ihtiyacını gözler önüne yeterince sermekte. Hiçte azımsanmayacak bir hava gücüne sahip Yunanistan, aynı şekilde gücü gayet yerinde Mısır, bunların çığırtkanlığını yapacak Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve ne yapacağı hiç belli olmayan ABD’nin ileri karakolu olduğu için teknolojik ve ekonomik olarak bölgenin en güçlü silahlı kuvveti olan İsrail ile yarın bir gün karşı karşıya gelmemiz durumunda Blok 30 tipi F-16 ile ya da yalnızca F-35 ile pek bir caydırıcılığa sahip olamayacağımız oldukça açık. Bu noktada “Barış, gelecek savaşlara hazırlıktır” görüşünü benimseyip ona göre caydırıcılığımızı artırmak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği için işi sıkı tutmak zorundayız diye düşünüyorum…

Abdullah Bekci

Kaynak: SavunmaSanayiST.com

7 YORUMLAR

  1. Abdullah Bey, aydınlatıcı yazılarınız için teşekkür ederiz. Emeğinize sağlık. Savunma sanayi ile bir yurtsever ve meraklısı olarak ilgileniyorum. Hakan Kılıç, Aybars Meriç ve sizin yazılarınız çok doyurucu. Ancak teknik bilgi birikimim çok az. Bu nedenle inşallah kendimi doğru ifade edebilirim. Öncelikle, F 35’in gerekliliği konusunda teknolojik üstünlük açısından hem fikir olmakla birlikte, “F-35I Adir” gibi ABD’nin kaynak koduna tam erişim iznini bize vermeyeceği ortada. Dolayısıyla, kendi üretimimiz olan mühimmatların entegrasyonunu sağlayamayacağız. Uçağa ileriki yıllarda yeni teknolojilerin eklenmesi gerektiğinde, ABD izin verdiği ölçüde bunları yapabileceğiz. Bu ABD’ye tam bağımlılık teşkil etmez mi?

    Bunun yanında, Akdeniz’deki durum malum. Müthiş bir çıkar çatışması var. Bu noktada iki kısa sorum olacak.

    1) Olası İsrail veya Yunanistan ile oluşabilecek sıcak temasta, F 35’leri bu ülkelere karşı kullanabilecek miyiz? Yani kaynak koduna erişimin olmaması, sadece istediğin mühimmatın eklenememesi ile mi ilgili?

    2) ABD’nin istemi dışında, bizim düşman olarak tanımladığımız ülkelerin her türlü türlü hava soluyan aygıtını F35’lerimiz düşman olarak tanımlayıp, görevlerini yerine getirebilir mi? Yoksa ABD bu konuda F35’lerimizi kullanılamaz hale getirebilir mi?

    Yanıtlamanız dileğiyle. Saygılar.

    • Merhabalar, geç gördüğüm için geç cevaplıyorum kusura bakmayın.

      Öncelikle F-35’e stratejik anlamda en önemli iki silahımızı zaten Lockheed Martin firması ile anlaşarak daha en başta entegre edebildik. Hatta isteyen ülkelere de satış gerçekleştirebiliriz bile. Bunlar Seyir füzesi SOM-J ve HGK-1 Akıllı bombası. İlk aşamada bunlar gayet yeterli, ilerleyen zamanlarda belki kaynak koduna bir miktar erişim sağlanabilir ancak sağlanmasa bile şuan için en önemli iki mühimmatı daha ilk teslim aldığımız andan itibaren sorunsuz kullanabilecek durumdayız.

      Böyle düşünürsek aslında çok önemli bir konuda neredeyse %0 bağımlıyız bile diyebiliriz. Bizim ABD’ye bağımlı olacağımız konular Hava-Hava füzeleri ve modernizasyon programları. Ve tabii ki bazı teknik bakım ve yedek parça işlemleri. Bu konularda maalesef bağımlı kalacağız ona da yapacak bir şeyimiz yok.

      Diğer sorularınıza gelirsek:

      1) Tabii ki kullanabiliriz lakin ne kadar efektif olacağı hakkında maalesef bilgim yok. Uçağın içinde çeşitli farklı yazılımların olduğu uçağın bir internet ağına bağlı olduğu bu ağda uçağın bilgilerinin gözüktüğü falan söylenmekte. Bu gerçekse açıkçası biraz zor. Çünkü benim anladığım kadarıyla uçağın bilgisine erişmek demek hangi mühimmatın yüklü olduğu, hangi hızda gittiği, yakıt seviyesi gibi konuların 3. kişiler tarafından bilinmesi demek. Bu doğruysa F-35’lerin pek efektif olmayacağı açık. Ama ben yanlış anlamışsam hiç sorun yok F-35 gayette de herkese karşı kullanılabilir.

      2) F-35’de IFF yani Dost-Düşman ayrım sistemine müdahale etme şansımız olmayacak ancak bu Dost Düşman Ayrım Sisteminin yazılımı ve Atış Kontrol Sisteminin yazılımı birbiriyle alakalı yazılımlar değiller. İç içe veya tümleşik bir yapıda değiller. Dolayısıyla NATO IFF’ine göre dost olan herkesi dost göreceğiz ancak bu onlara kilit atmamıza, mühimmat atmamıza engel bir durum değil. Kısaca ABD’nin buna hiçbir etkisi olamaz.

  2. Cevaplarınız için teşekkürler. İhtiyaç analizine ilişkin yazınızda belirttiğiniz alınması gereken uçak adet ve unsurlarına katılıyorum. Uluslararası ilişkilerde, her daim dostluk/düşmanlık söz konusu olmadığı için F-35A ve F-35B alımı şimdilik dost görünen Rusya, İran ile potansiyelleri düşük de olsa Suriye ve Ermenistan’a karşı önemli bir caydırıcılık teşkil edecektir. Ancak ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum, ürün çeşitliliğinin arttırılması konusunda pek ümit vermiyor. Yani EF-2000 alımı temenniden öteye geçemeyecek. Zira 2023 yılına kadar F-35A’nın fiyatının 80-85 milyon USD’ye düşeceği düşünüldüğünde, 120 milyonluk EF-2000, karar vericilere hiç cazip gelmeyecektir. Belki F-16’ların bir kısmı, Yunanistan ile dengenin aleyhe bozulmaması için Viper seviyesine yükseltilebilir. Ancak Ortadoğu’nun en güçlü hava gücüne sahip İsrail ve daha yeni 24 Rafale alan Mısır ile Akdeniz’deki gaz yatakları için olası bir sürtüşmede ne yapacağız? Zira bu olasılık 2023’e kadar pek beklemeyecek gibi gözüküyor.

    Bu noktada sizden biraz farklı düşünüyorum. İçinde bulunduğumuz ekonomik durumda göz önüne alınarak MMU TFX’in sabırla bekleneceği ve HSS’lerin kapasitesi arttırılarak, 2030 yılına kadar biraz savunmaya geçileceğini tahmin ediyorum. İnşallah yanılırım.

    Biraz uzattım ama son bir sorum olacak. Malum, Rolls-Royce’dan, TR Motor ile hassas teknolojik verilerin transferini talep etmiş ve 1 Temmuz’a kadar süre vermiştik. İngilizler bu konuya çok olumlu bakmıyor. Sanırım basına yansıyan bir şey olmadığına göre herhangi bir anlaşma yok. Olumsuz bir durumda, Rus/Ukrayna/Çin motoru kullanabilinir mi?

  3. Sn. yönetim, sizin de bildiğiniz gibi yıllardan beri f-16 ve F-4 uçaklarıyla idame ettiğimiz hava kuvvetlerimiz artık f-35 gibi son derece gelişmiş bir uçağa kavuşacak. Ve belkide ilk defa çağının en modern uçağını kimseden geri kalmadan kullanacağız.Geçmişte Hiçbir SİHA/İHA kabiliyetlerimiz AWACS desteğimiz mevcut değildi. Yakın zamanda kullanıma alacağımız HSS sistemlerimiz ( S-400,Hisar-A,O) Hürkuş-C uçağımız ve orta/uzun vadedeki diğer projeler ile birlikte düşündüğümüz zaman yine bir savaş uçağı almak alt yapısını oluşturmak ne kadar doğru? Sonuçta yılladır hava üstünlük uçağına sahip değiliz ve bir şekilde bugüne kadar geldik yeni bir durum değil, artık ek kabiliyetlere erişeceğimiz de bariz. Ayrıca başka bir makalenizde okuduğum üzere Ruslara olan uçak krizinde ABD’nin bize f-15C desteği verdiği ile ilgili yine benzer bir durumda bu desteği alabiliriz, İsrail dışındaki diğer komşularımız için zaten hava kuvvetlerimiz yeterli durumda. Biz kime karşı EF-2000 uçağı gibi bir maliyetin altına gireceğiz ki ayrıca HK’nin değerlendirmelerine göre EF-2000’in F-16 ile arasında kayda değer bir fark olmadığı ve maliyetine değmediği yönündeydi. JAS-39 Gripen NG ise bence fazla abartılıyor bana göre attan inip eşeğe binmek olur hiç gerek yok. F-16 ların eskimesi modernizasyonlar ile halledilebilir ve bir iki filo civarı f-16 V ile Tf/X gelinceye kadarki boşluk doldurulabilir. F-35 uçakları yanında meteor füzeleri ile güçlü bir HS kabiliyetine erişebiliriz. ABD ye bağımlı olacaksak uçak konusunda olalım daha iyi alternatifler yok maalesef.

  4. Ef-2000 nasil olurda f16 dan bir farki yokmus bunu aoyleyen eger hvkk ise vay halimize o zaman bir kere meteor fuzesi basli basinna guc carpani, manevra kabiliyeti f16 ile kiyaslanmaz yarin israil ve misirla sorun yasandiginda abd sana f15 c destegi verirmi rusya krizinde vermese ne yapacaktik, ef-2000 ile yunanistana krsi ezici ustunluk kurar ege ve akdeniz de hava hava gorevlerinde nefes aldirtmazsin ama dersenki biz ona gelene kadar 32 milyar usd yi sueriyelilere harcadik baska, bu ora ile deniz ve hava kuvvetleri orta dogu ve hatta avrupanin en guclu ordusu haline cok rahatlikla getirilebilirdi, deniz de durim pek parlak degil tf2000 gelmesine cok daha var, bu gidisle dua etmekden baska caremiz yok.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here